Napolyon Bonapart'ın Josephine'e Mektubu (1796) Napolyon, İtalya seferindeyken eşine yazdığı bu mektup, tarihin en tutkulu aşk mektuplarından biridir. "Seni delicesine seviyorum Josephine. Günde bin kere seni düşünüyorum. Dün gece rüyamda seni kaybettim ve çığlık atarak uyandım. Kalbim öyle hızlı atıyordu…devamıNapolyon Bonapart'ın Josephine'e Mektubu (1796)
Napolyon, İtalya seferindeyken eşine yazdığı bu mektup, tarihin en tutkulu aşk mektuplarından biridir.
"Seni delicesine seviyorum Josephine. Günde bin kere seni düşünüyorum. Dün gece rüyamda seni kaybettim ve çığlık atarak uyandım. Kalbim öyle hızlı atıyordu ki, sakinleşmek için saatlerce odada volta attım. Senden uzak geçen her saniye, bir cehennem azabından farksız. Bana yazmıyorsun, mektuplarıma cevap vermiyorsun. Bu ihmal kalbimi parçalıyor. Seni sevmekten vazgeçmemi mi istiyorsun? Asla. Ama bana bir işaret ver. Bir satır. Bir kelime. Yeter. Sana geldiğimde ellerini saatlerce bırakmayacağım. – Napolyon"
"Napolyon gibi bir savaşçının bile diz çöktüğü tek şey aşkmış. Sizce bir erkeği en çok ne ağlatır?"
Beethoven'ın "Ölümsüz Sevgili" Mektubu (1812)
Beethoven'ın kim olduğu asla tam olarak öğrenilemeyen sevgilisine yazdığı bu mektup, ölümünden sonra çekmecesinde bulundu.
"Sabahleyin uyanır uyanmaz sana koşuyorum. Dün gece yalnızlık beni hasta etti. Her nefesimde sen varsın. Kalbim, aklım, ruhum – hepsi senin. Seni hiç görmediğim halde her yerde seni arıyorum. Bazen bir kadının elbisesinin hışırtısında seni duyuyorum. Deli miyim? Belki. Ama aşk deliliktir. Ben sessizliğe mahkûm bir adamım (işitme sorunum yüzünden), ama kalbim senin için en gürültülü şekilde atıyor. Gel. Ya da gelmeyeceksen, bana bunu söyle. Ama söyleme çünkü bilmiyorum onsuz nasıl yaşarım. – Beethoven"
"Beethoven duymuyordu ama hissediyordu. Peki siz en son ne zaman bir mektup yazdınız ya da aldınız?"
John Keats'ın Fanny Brawne'e Mektubu (1820)
Şair Keats, verem hastalığı nedeniyle öleceğini bildiği günlerde nişanlısına yazar bu satırları.
"Sevgili Fanny, doktorlar bu mektubu yazarken elimdeki kalemi tutmakta zorlandığımı söylüyor. Ama bilmiyorlar ki sana yazarken ellerim hiç titremez. Ölüm yaklaşıyor, bunu hissediyorum. Ama korkmuyorum. Sadece şuna üzülüyorum: seni daha fazla sevecek vaktim kalmadı. Aşk dediğin bir ömür değilmiş Fanny. Bir anmış. Bizim anımız, bütün bir ömrün iki katı değerindeydi. Gözlerini unutmayacağım. Saçlarının kokusunu. Gülüşünün sesini. Umar bir gün biri benim şiirlerimi okur ve seni düşünür. Belki o zaman biz yeniden yaşarız. Sonsuza kadar senin -John"