Gölgemin Notları 2. Bölüm 14 Nisan 2004 Gecenin bi vakti Tahir'in inleme sesiyle açtım çapaklanmış irimavi gözlerimi. Adamcağız yine ne acılar çekiyor kim bilir? Hemenhemen her gece böyledir zavallıcık. Pas tutmuş karyolasına kondurulmuşeski süngerine geçirdiği, renginde hayır kalmayan kenarı yırtık…devamıGölgemin Notları 2. Bölüm
14 Nisan 2004
Gecenin bi vakti Tahir'in inleme sesiyle açtım çapaklanmış irimavi gözlerimi. Adamcağız yine ne acılar çekiyor kim bilir? Hemenhemen her gece böyledir zavallıcık. Pas tutmuş karyolasına kondurulmuşeski süngerine geçirdiği, renginde hayır kalmayan kenarı yırtık nevresimiüzerine uzattığı bacağını nasırlı eliyle ovuşturarak oy anam oyy diyeinliyordu mahzun mahzun. Yarım bacağının acısından çok toylukzamanında mezara koyduğu anasına yanık sesinden ağıt yakmak yerineoylamayı yeğliyordu. Bi vakit doğrulup uyandığımı belli etmek geçtiyse deiçimden koca adamı o hâlde gördüğümü gizlemek için kıpırdamadanolduğum vaziyette kalmaya devam ettim. Kimsenin ona üzülmesini,acımasını, veyahut merhamet duyup teselli vermesini istemezdi. Öyle degururundan bi parça savurmayan bi heriftir Tahir. Biraz bahsetmekisterim yıllardır oda ortağımdan. Kader ortağı mı desem bilemedim.Gençlik çağlarımız, hayatlarımız benzemese de sonumuz birbirininaynısı. (Bu oda ve yan yana iki karyola.) Kader bizi burada ortak etmedimi? Gençlikten dem vurdum madem o hâlde bildiğim kadarıyla anlatayımortak Tahir'imin gençliğinden bi iki satır.
Zamanında bi çift bacağa sahip olmanın verdiği güç kuvvetleböbürlene böbürlene cirit atarmış mahallesinin dar sokaklarında. Hangimahalle olduğu hatırımda kalmadı şimdi. Fabrika bacalarından çıkanzehirli havada boğulmuş bir mahalle. Her sabah seyyar satıcılarınistilasına uğrayan semtlerin aksine buralara pek uğramazmış satıcı,çakıcı, boyacı, hamalcı insanlar. Neye lazım olur, ekmek yapmak içinunu borç harçla alan garibanların meskeninde ticaret erbabı? Onlar dabilir ki buradakilerin sadakaya, hayır hasenat için ceplerden çıkacak 2-3kuruşa ihtiyacı vardır. Böylesi bi mahallenin kütüğünü de 5 kuruşa 15saat karın tokluğuna çalışan insanlar oluşturur. Karın tokluğu dediysem2
de yarı aç yarı tok. Babadan atadan kalma derme çatma gecekonduyasahip olanın zengin sayıldığı, çöp kokusundan insanın burun direklerinikıran fukaralık kokan bir havası varmış bu unutulmuş köyden beter şehirmahallesinin.Diğer gariban evlerin yanında, yeni boyanmış beton duvarı ve mermerbasamaklarıyla dikkat çeken adeta " ben bu mahalleye yanlışlıkla sarhoş müteahittarafından dikildim" diye bağıran iki katlı, çift balkonlu, camları yeni macunlanmış,parlaklığı ve ihtişamıyla sokağa göz kırpan perdeleriyle köşe başında sağlam birkaya gibi gururla dururmuş. Beli bükük dökük gecekonduların arasında tıpkı bi askergibi dimdik ve heybetli...
Sabah saatlerinde evin duvarlar gibi yeni boyanmış parlak siyah demir kapısıaçılır kapıdan çıkan toy Tahir'in suratına gün ışığı çarparmış. Gözlerini alan ışığaelini alnına götürerek şöyle bi sokağa göz attıktan sonra iki merdiven basamağı tekadımla geçip kendini kaldırıma attıktan sonra beyaz ütülü gömleğini İspanyol paçapantolonunun arasına iyice sıkıştığından emin olmak için şöyle bi elini kemerinde turattırdıktan sonra cebinden çıkardığı paketinden bi dalı ağzına iliştirip tüttüre tüttüreyürümeye başlarmış. Nereye gittiğine yolda karar verdikten sonra gideceği yönedoğru istikamet değiştiren delikanlı, ağzına doldurduğu dumanı bi müddet tuttuktansonra sokağın kirli havasına karışması için salarmış tozlu havanın kucağına.Yaşıtları, rızkı için fabrikalarda veyahut istikbali için mekteplerde diz dirsek çürütürkenpederin sağlığına ve kiraya bıraktığı iki üç parça ata yadigarı tarlasına sırtını dayayanTahsin gençliğin tadını iyicene çıkarıp bıkkınlık duyana kadar o sokak benim şukahve senin, ye iç gez dolaş, gel keyfim gel...
Avare avare gezinirken ağzından eksik etmediği ıslığını ve sigara dalını peksevermiş. Nitekim yaşıtları kızların dikkatini cezbetmek için bu giyimdeki birininihtiyacı olan şeylerdi bunlar. Beğendiği, gözüne kestirdiği bi hanım oldu mu İspanyolpaça pantolonun cebine yerleştirdiği ellerinden birini çıkarır marul gibi gür saçlarınısavururmuş. Kısa bi ıslık çekip siyah kaşının altındaki koyu kahverengi gözününtekini hafiften kırpar beğendiğini karşıya belirttiğine emin olduktan sonra köşebaşındaki bakkala girip her zamankinden bi paket istermiş. Devamında talihli kızın, unşeker veyahut ciklet alma bahanesiyle bakkala gelmesini bekleyerek oyalanırmış3
içerde. Maksat ne dersen de. Yakından görmek, iki kelam etmek, cilveli konularıortalığa söylemek... Durumun gidişatına ve kızcağızın tavrına göre bunlardan enuygununu seçecek güya. Oyalanmak maksadıyla, bakkal çırağına cevabını zinharmerak etmediği sorular sorarak uzattıkça uzatırmış. Karnenin durumunu, babasınınhalini hatrını, berber çırağıyla arasında geçen güreş düellosunun nihai sonucunu,her telden sorular sorup yanıtını dinleme zahmetinde bile bulunmaz, hafif ıslık çalaçala bakkal duvarlarına göz gezdirir, tozlu rafları kurcalar, eline aldığı fırıldağı inceleryerine geri koyarmış. Bi müddet sonra gelen olmayınca ufaklığa eyvallah işareti ederçıkarmış bakkal dükkanından. Kahvehanenin yolunu tutmaya karar verdikten sonrayol boyu " onu reddetmenin sadece ahmak kadınların işi olacağını" düşünüp keyfinibozmamaya çalışırmış.
Kahvehaneye giden Sümbül sokağının ortasında bulunan iki bankınarasına dikilmiş, üstüne ağaç dallarının gölgesi düşen telefon kulübesiniher gördüğünde olduğu yerde kalır gözlerini dikermiş maviliği bozulmuş,paslanmış demir kabinin içide duran ahizeye. Kimi zaman ahize başında,uzaktaki yakınına veyahut devlet dairesine telefon etmek için numaraçevirmeye uğraşan birilerini görse de bugün kimsecikler yokmuş. Bi müddet uzaklara daldığı vakit cebindeki jetonu çıkarır iki adım attıktansonra olduğu yerde uykudan uyanır gibi kendine gelince geri koyarmışsağ cebine. Adımlarını bir şeylerden kaçarcasına hızlandırıp saniyeleriçinde kapısında bitermiş çay kaşığı seslerinin tık tık tık kesilmeyensesiyle şenlenen kahvenin.İsmet'in Kahvehanesi'ne girer girmez yaramaz oğlan çocuğun selamındannasiplendirirmiş ahaliyi. Yaşlı Galip Amca'ya münasebetsiz şakasını yapmayı daihmal etmeden mahalle delikanlılarının daha doğrusu takıldığı üç beş kendi gibiserseri arkadaşlarının masasına bi tabure çekermiş.
Tahir, acısının dinmesiyle yarım kalan uykusuna devam ediyorolmalı. Sesi soluğu çıkmadığına göre sızısının kalanını uykusunda4
çekmeye karar vermiş anlaşılan. Ben de yorgun bedenimi dinlendirmeyedevam edeyim. Tahir meselesi burda dursun şimdilik. Unutmaz isemdevam ederim anlatmaya. Zaten burda yapacak başka ne var ki? Yaanlatırsın ya da dinlersin. Gözlerimin istirahatine devam edeyim ki Kazım'ın sohbetindeyken gözüm uykuya meyletmesin. Sabah ola hayrola