Okuduğumuz kitapları hayatımıza uyarlayabiliyor muyuz? Sanat eserleri her zaman dışarıda yada uzakta değildir. Ben bugün aynanın karşısına geçip birini inceledim örneğin. Kestiğim hâlde uzamaya devam eden kıvırcık saçlarım, görüşümü koruyan kıvrık kirpiklerim, gözlerimin üstünü süsleyen şekilli kaşlarım, yüzümle orantılı bir…devamıOkuduğumuz kitapları hayatımıza uyarlayabiliyor muyuz?
Sanat eserleri her zaman dışarıda yada uzakta değildir. Ben bugün aynanın karşısına geçip birini inceledim örneğin.
Kestiğim hâlde uzamaya devam eden kıvırcık saçlarım, görüşümü koruyan kıvrık kirpiklerim, gözlerimin üstünü süsleyen şekilli kaşlarım, yüzümle orantılı bir burun ve dudaklar... Dışarıdan bakanlar annemin minyaTürk versiyonu diyor, evimi çok sevmemi babamdan aldığımı biliyorum ve daha başka huylarımı da ama onları burda saymayacağım ;) çalışkanlığımı abimden, inadımı ablamdan.. Küçüklerime de benden geçen şeyler vardır. Bütün bunları toplayınca ortaya bir "BEN" çıkıyor. Beni oluşturan, beni ben yapan herşey. Tanıştığım insanlar, olumlu ve olumsuz her bir sonucu, aldığım dersleri de içine katarak ifade ediyorum; gövdemde delikler açıyor. O deliklere yerleşmelerine izin verdiğimde bir yaratığa dönüşüyorum, vermediğimde soğuk ve mesafeli oluyorum. Murathan Mungan'ın dediği gibi; ben çok sevmenin sevgisizliğine uğruyorum. Seversem aynı oranda sevilirim sanıyorum, kusurlara gözlerimi kapatırsam kusurlarım da görülmez sanıyorum. Yaşatırsam yaşarım sanıyorum. Günün sonunda el elde baş başta kalıyor. Kimseyi şikayet etmiyorum :) ben, sadece inceleme yazıyorum bu esere.
Eee! Hanife hoca, bütün bunlardan nereye varacan? Aile üyelerimden aldığım her bir parça beni oluşturuyor tıpkı eserin başkalarından alınan parçalardan doğan esas oğlanı Xavier gibi. "Aşkların, düşlerin, evlerin ve hayatların parçalara ayrılarak birer yıkıntıya dönüştüğü, aynı müzikhollerdeki gibi birçok karakterin birbiri ardına belirip kayboluverdiği bu kocaman şantiyede Xavier de Amerikan rüyasındaki yerini almak umuduyla bir o yana bir bu yana savrulup durur." diye ifade edilir tanıtım bülteninde. Hepimiz bir müzikholdeyiz ve karakterleri oluştururuz birbirimizin hayatlarında bana göre. Süremiz dolduğunda da kayboluruz. Hiç karşılaşmamış olabiliriz, her birimizin hayatları birbiriyle temaslıdır, tanışmadıysak, ruhlarımızın da gözlerinin birbirini bir yerden ısırmadığından emin miyiz? Biraz klişe olacak ama kendi klişe cümlelerimizi kurmanın vaktidir; sadece Xavier değil bende aradım kendimi. Kimim, nerden geldim, nereye gidiyorum, ne istiyorum, ne yapıyorum, daha başka neler yapabilirim, başka bir versiyonum mümkün mü?... Evrensel meseledir belki de, bir yere ait olmak veya olmayı istemek!
Xavier'e hayranlık hissettim, fakat benim içimdeki Xavier'e. Ya bende bir Xavier'sem!
Kitabı beğendim.
Tavsiye kısmını okuyucunun takdirine bırakıyorum her zamanki gibi ;)
Okuduğumuz kitapların, insanlarla iletişimimizde, onlara nasıl davranacağımız konusunda bize katkı sağlayacak şekilde evrilemiyorsak okunan kitap sayısının artması dışında bir getirisi olur mu?
Her ne okuyor ve okutuluyorsanız, okumak fiiline devam edebilmenizi dilerim.
Vesselam..