Spoiler içeriyor
Pride ayı kutlu olsun 🌈 Aylardır BL dizi izlemiyordum. Resmen oruç tutuyordum. Orucumu Love Upon A Time ile açıyorum dndndjdj 😂😂 Pride ayına özel bir kitap okuyup bir de anime izlemek istiyorum ama bakalım planlarıma uyabilecek miyim? Neyse, hadi şimdi…devamıPride ayı kutlu olsun 🌈 Aylardır BL dizi izlemiyordum. Resmen oruç tutuyordum. Orucumu Love Upon A Time ile açıyorum dndndjdj 😂😂 Pride ayına özel bir kitap okuyup bir de anime izlemek istiyorum ama bakalım planlarıma uyabilecek miyim? Neyse,
hadi şimdi diziyi anlatmaya başlayayım.
“Bir insan bu kadar şanssız olabilir mi?”
Nakun’u tanımlayacak en iyi cümle bu olabilir. 20 yaşında,sıradan bir üniversite öğrencisi olan Nakun aşırı talihsiz birisidir. Başına gelmedik şey kalmayan Nakun için endişelenen arkadaşları onu bir falcıya götürürler. Falcı, şanssızlık getiren astrolojik bir gölgenin Nakun’un doğum burcunun üstünden geçtiğini ve kendisini ölümcül talihsizliklerin beklediğini söyler. Dahası,birinin geçmişte verdiği bir sözü hala tutmasını beklediğini söyler.
Falcının dediklerine pek inanmayan Nakun,sarhoş olduğu bir gece kayan bir yıldız görür. Yere yığılmadan önce son hatırladığı şey de üzerine doğru düşen bu yıldızdır.
Nakun gözlerini açtığında sızıp kaldığı nehrin yakınlarında olduğunu fark eder. Fakat bir tuhaflık vardır. Çevresinde toplanan geleneksel giyimli insanlar kendisine “Klao” diye hitap edip bunca süredir nerede olduğunu sormaktadırlar. Nakun önce kendini tarihi dizi çekimi yapılan bir sette zanneder. Uzun bir kovalamacanın sonucunda ise zaman yolculuğu yaptığını keşfeder. 400 yıl öncesine Ayutthaya Krallığı zamanına gitmiştir ve geçmişte de tıpkı kendine benzeyen birisi vardır.
Olanları sindirmeye çalışan Nakun’un hayatına tam da bu zaman Phop girer. Zengin ve güç sahibi bir lordun oğlu olan Phop,
Nakun’a tıpatıp benzeyen Klao’nun çocukluk arkadaşıdır. Phop yakışıklılığı ve iyi kalbiyle herkesin gönlünü fethetmiştir. Klao da soylu bir ailenin oğludur. Fakat annesiz büyümüştür. Rüşvet ve afyon kaçakçılığı ile suçlanan babasını da kaybedince Phop’un babasına emanet edilmiştir.
Nakun kendini Ayutthaya Krallığı’nda bulduğunda kısa süre önce de Klao kayıplara karışmıştır aslında. İnsanlar Klao’nun yeni tuhaf davranışlarının afyon bağımlılığı yüzünden olduğunu düşünürler. Acı şeyler yaşayan Klao’nun kendini uyuşturucuya verdiği herkes tarafından bilinmektedir zaten. Kimseyi tanımıyor ve hatırlamıyor gibi davranan Klao’ya bunu yapanın afyon olduğuna inanırlar.
Geçmişe gitme sebebini bulmaya çalışırken Klao’nun hayatını yaşayan Nakun,iki yakın arkadaşına tıpatıp benzeyen iki kişiyle de karşılaşır. Klao’ya olanların gizemini aralarken
onunla arasındaki bağı keşfeder,verdiği sözle yüzleşir ve Phop’a gönlünü kaptırır.
Zaman yolculuğu ve reenkarne hikayelerine bayılırım. Bu dizi de birkaç şey hariç hoşuma gitti,beğenerek akıcı bir şekilde izledim.
Domundi geçen sene Khemjira ve The Next Prince ile çok güzel yol kal ettiğini göstermiş olmuştu. Bence Love Upon A Time da şirketin güzel işlerinden. Khemjira kadar çok etkilemedi beni,bunu da belirtmeliyim. Bence final bölümü biraz güçsüzdü. Çok daha dramatik olabilirdi. Akışı daha güzel olabilirdi. Fakat çekimleri çok beğendim. Pirinç tarlaları sahnelerine bayıldım. Songkran Bayramı sahneleri de öyle.
Bu arada düşününce dizide Khemjira’ya benzer formüller de vardı bence. Nakun-Thee-Pun’ın arasındaki dinamiğini dahi Khem-Jet-Chan dinamiğine benzettim. Thai BL novellarında bu üç arkadaş formülü çok kullanılıyor.
Şimdi gelelim oyunculara. Başrollerden JJ’in (Nakun) performansı henüz çok çaylak olduğundan olsa gerek pek hoşuma gitmedi. Bu dizide önce onun yerine James oynayacaktı ama sonra Net (Phop) ile yollarını ayırmışlardı. James’in aşırı modern görünümü ve tarzıyla bu dizide oynamaması aslında iyi olmuş ama JJ de…yetersizdi bence. Öte yandan Net yine müthişti! Tutku dolu bakışları vs bana fena geçti. Yine aşırı çekiciydi. Kendisini Bed Friend dizisinden beri çok beğeniyorum. Bu arada burada prens rolü oynayacak zannediyordum ama soylu bir genç efendiymiş meğer.
Yan çiftin hikayesi de güzeldi bence. Hatta onlarla ilgili bir sahne beni çok etkiledi. Bundan spolu alanda bahsedeyim.
Benim gibi tarihi BL seven BL izleyicilerine Love Upon A Time öneririm ❤️izlemeye değerdi.
şimdi spoya geçiyorum ****
.
.
“Korkmayasın,zira ben senin evin olacağım.”
Phop’un bu sözü o kadar hoşuma gitti ki. Daha sonra Nakun’un Phop’un saçlarıyla kafasına bir çatı şekli vermeye çalışması da beni çok gülümsetti. Hiç böyle bir şey görmemiştim.
Gelelim Kaew ve Jom’un beni en çok etkilediği sahnelerine. Kaew’in hislerine karşılık bulamayınca “sonraki hayatta seven kişi sen ol madem” diyerek lanet okuması…bazen reenkarnasyon gerçekten var mı,varsa geçmiş hayatlarımızda yaptıklarımız sonraki hayatlarımızda olanları etkiliyor mu diye düşünürüm. Ya da benim kaderim başkalarının kaderiyle iç içe mi acaba diye kendime sorarım. Kaew’in yaptığıyla sonraki yaşamlarını etkilemesi bana çok dokundu ve beni düşündürdü.
Güzel diziydi,iyiki izlemişim.