Nuri Bilge Ceylan filmografisinde ilerledikçe insan bir şeyi daha iyi fark ediyor. Aslında aynı coğrafyaya, aynı insanlara ve aynı meselelere farklı pencerelerden tekrar tekrar dönüyor. Mayıs Sıkıntısı da bunun en samimi örneklerinden biri. Film, NBC'nin çocukluğunun geçtiği Çanakkale'nin Yenice ilçesinde…devamıNuri Bilge Ceylan filmografisinde ilerledikçe insan bir şeyi daha iyi fark ediyor. Aslında aynı coğrafyaya, aynı insanlara ve aynı meselelere farklı pencerelerden tekrar tekrar dönüyor. Mayıs Sıkıntısı da bunun en samimi örneklerinden biri.
Film, NBC'nin çocukluğunun geçtiği Çanakkale'nin Yenice ilçesinde çekilmiş. Daha da ilginci; ekranda izlediğimiz anne ve baba aslında kendi anne ve babası. Başroldeki yaşlı çift profesyonel oyuncular değil, Mehmet Emin ve Fatma Ceylan. Saffet karakterini canlandıran ise kuzeni Mehmet Emin Toprak. Ne yazık ki Toprak, birkaç yıl sonra henüz 28 yaşındayken geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti. Babası Mehmet Emin Ceylan 2012 yılında, annesi Fatma Ceylan ise 2023 yılında vefat etti. Film bugün izlenince, adeta aile albümüne dönüştüğünü daha iyi hissediyorsunuz.
Filmin öyle klasik anlamda bir hikâyesi yok. Büyük çatışmalar, sürprizler ya da seyirciyi koltuğa çivileyecek olaylar beklemeyin. Burada hayat olduğu gibi akıyor.
Bir tarafta devletin kadastro çalışmaları yüzünden yıllardır emek verdiği ağaçlarını kaybetmek istemeyen baba...
Diğer tarafta filmini çekmeye çalışan Muzaffer... Sanat üretmeye çalışırken farkında olmadan en yakınlarını bile bir filmin parçası haline getiren bir yönetmen...
Kasabadan kurtulup İstanbul'a gitmenin hayalini kuran Saffet...
Ve cebindeki yumurtayı kırmadan günlerce taşıyabilirse müzikli saat kazanacağına inanan küçük Ali...
Aslında herkes kendi derdinde. Kimse büyük laflar etmiyor. Kimse hayatı çözmeye çalışmıyor. Belki de filmin en güçlü tarafı tam olarak bu.
Nuri Bilge Ceylan'ın sinemasını sevmeyenlerin en büyük eleştirisi "hiçbir şey olmuyor" cümlesidir. Sevenler ise tam tersini söyler: "Hayatın kendisi oluyor."
Ben ikinci gruba daha yakınım.
Film boyunca doğanın sesini, rüzgârı, yaprakları, uzun sessizlikleri izliyorsunuz. Diyaloglardan çok bakışlar konuşuyor. Kamera da sanki bir yönetmenin kamerası değil de o köyün sessiz bir sakini gibi insanları uzaktan gözlemliyor.
Bu filmi izleyecekseniz acele etmeyin. Telefon elinizdeyken, bir yandan sosyal medyada dolaşırken izlenecek bir film değil. Kendinizi iki saatliğine Yenice'nin ağır akan zamanına bırakmanız gerekiyor.
Bittiğinde size büyük cevaplar vermeyecek.
Ama çocukluğunuzu, anne babanızı, memleketinizi, küçük hayallerinizi ve zamanın ne kadar sessiz geçtiğini düşündürecek.
Bence Mayıs Sıkıntısı, sadece bir film değil; Nuri Bilge Ceylan'ın ailesine, çocukluğuna ve doğup büyüdüğü coğrafyaya bıraktığı en içten hatıralardan biri. Bugün anne ve babasının artık hayatta olmadığını bilerek izlemek ise filme bambaşka bir duygu katıyor.