uprooted uprooted uprooted kötü müydü emin değilim ama iyi değildi hikaye başta çok yavaş başladı. Normalde worldbuilding okumayı çok severim ama yazar çok az yaptığı için çok sıkıcı geçti kitabın ilk yarısı. Sonra hikaye biraz hız kazandı yeni karakterler gördük…devamıuprooted uprooted uprooted
kötü müydü emin değilim ama iyi değildi
hikaye başta çok yavaş başladı. Normalde worldbuilding okumayı çok severim ama yazar çok az yaptığı için çok sıkıcı geçti kitabın ilk yarısı. Sonra hikaye biraz hız kazandı yeni karakterler gördük yeni yerlere falan gittik ve birden çok hızlı bir şekilde o gittiği yerdeki hikayeyi bitirip birden geri döndü karakterimiz. En sonda da çok eskilere bir flashback okuduk hikayenin başını anlamamız için ama o da çok tatmin etmedi beni.
Ben daha çok bu büyü sistemini öğrenmek anlamak istiyordum ama sanırım yazar bunu çok rastgele yapmış bir mantığı olmadan. Büyünün bazı yerlerde sınırları olsa bile bazı yerlerde sınırsız oluyordu ve büyülerin belli bir düzeni yoktu, belki de bunu güzel büyü sistemleriyle karşılaştırdığım için diyorum ama kötüydü kitabın o kısmı
Ve gelelim Agnieszka’ya, çok sıkıcı bir karakterdi, başlarda biraz ilgimi çemişti ama sonra çok düz birine dönüştü, kitap 1. Şahıs anlatımı olduğu için bazı yerlerde çok fazla betimleme gördüğü şeyi uzun uzun anlatma derdine giriyordu ve oralarda kopuyordum kitaptan. Karakterin tek özelliği kimsenin yapamadığı unutulmuş büyüleri yapabilmesiydi onun dışında herhangi biri gibi geldi bana
Gelelim Dragon’a a.k.a. Serkan’a, hiç sevmedim karakterini şerefsizin tekiydi kimseyi önemsediğini değer verdiğini düşünmüyorum, o kulede yaşamak kolay geldiği için yaşadığını düşünüyorum. Ve Agnieszka ile aralarındaki ilişki olacağı biraz belliydi ama bi umut olmaz demiştim ama oldu maalesef ve çok kötüydü. Zaten adam kıza kitap boyunca hakaret etmekten başka bir şey yapmadı, söylediği büyüden çok kızı aşağlıyordu. Ve Agnieszka gitti yine aşık oldu sanırım. Bir de bu ilişkinin en kötü yanından bahsetmek bile istemiyorum ama adam kızın dedesin dedesi yaşında ama ona rağmen geri durayım bu biraz garip demiyor. Bilmiyorum bana garip geldi
Hikaye bana 3 tane ayrı yapımı anımsattı, ben Agnieszka başta biraz Frieren gibi düşünmüştüm ama alakaları bile yoktu Frieren çok daha iyi bir karakterdi, bu Woodu hep o Maleficent’daki o dikenli duvar gibi hayal ettim, ve sonu da Moananın ilk filmindeki gibi bitti sanırım, öyle biteceğini tahmin etmiştim de keşke daha iyi bir finali olsaydı
Özetle sevmedim ben biraz daha büyü sistemine girilen bi hikaye bekliyordum biraz daha ders ortamı gibi bir şey görürüz demiştim sonuçta Agnieszka yeni yetme bir cadıydı ama olmadı ve kitap birden bitti gibi oldu sonda onu da sevmedim
Bu okuduğum 3. İngilizce kitaptı ve 13 günde bitirmişim ama o 13 gün bir ay gibi geçti resmen. Bundan önce de ilk 2 Stormlight kitaplarını okumuştum İngilizce olarak, Words of Radiance bu kitabın 3 katı olmasına rağmen 7 günde bitirmiştim bu kitapta ayrı bir sıkıcılık vardı