Yazılarım Serisi-16 Salt Hayatın Kaybı Üzerine Öyle bir çağdayız ki özgürlükten bahsetmek haddin en çileli aşımı haline geldi. Neci olursanız olun, neci olmak istediğiniz düşünseniz de işin sonunda hep umutsuzca çıkılıyor işin içinden. Her şeyi metaya mı dönüştürdük yoksa öyle…devamıYazılarım Serisi-16
Salt Hayatın Kaybı Üzerine
Öyle bir çağdayız ki özgürlükten bahsetmek haddin en çileli aşımı haline geldi.
Neci olursanız olun, neci olmak istediğiniz düşünseniz de işin sonunda hep umutsuzca çıkılıyor işin içinden.
Her şeyi metaya mı dönüştürdük yoksa öyle mi düşünmek zorunda kalıyoruz?
İşin sonunda sürekli paraya varıyoruz.
Parasız ise emek verip verip alternatifler içinde kaybolarak tek bir yanlış hamleyle tümden iptal olacak korkusu, her girişimden alıkoyacak seviyede. Her birimizin tek atımlık kurşunu var. Belki de o bile yoktur.
Bireysel potansiyel var mıdır?
Varsa ona nasıl ulaşacağız diye düşünmek lazım, o kadar güç ki artık.
Yoksa bu avuntularla hayat nereye kadar, ne kadar metaforik motivasyonyonlarla şekillendirerek devam ettirilebilir?
İnsan, doğa, hayat, varlık, para, nesne, bilgi...
Hangi biri gerçekliğin gerçek yansımasını gözler önüne serebilir?
Bu tahtanın üstünde piyon da vezir de olmak farklı mı?
Şah olunca düzeliyor mu her şey?
Salt hayat yaşamanın ayrıcalığından koparıldı insan.
Hepiniz biliyorsunuz ve çoğunuz memnun değilsiniz veya duruma uyum sağlamaya çabalıyorsunuz.
Nereye kadar, ölüme mi?
Hayatında olan bir şeyleri değiştirmek insan için bu kadar zorsa...
Okumak, yazmak, düşünmek dışında bu dünyaya işlev verebilecek neyim var diye düşünüyorum.
Halbuki bu yetenekler de endüstriyel bir üretime dönmedikçe değer görür mü?
Görmesin, bana ne?
Her şeyimiz meta, bize ait olan da olmayan da. Bilgi de, felsefe de, hayat da...
İnsan bu hayat büyüsüne hiç sahip olamadı zaten.
Bozulan tek şey, çağlar sisteminin büyüsü.
Hayatta da böyledir, yaşamda kalmak için, beynini ikna etmek için hep çeşit çeşit meşguliyet, aktivite.
İnsan bir dönemden sonra mı böyle oldu yoksa hep mi böyleydi?
İnsanın dişli çarktan farkı nedir? Ya da hayata giren yapay zekadan?
Her şey somut veya soyut metalardan ibaret olmak zorunda mı?
Hayatta zorunluluk, varlığını hep hissettirmek zorunda mı?
Sistemlere karşıyım, ancak şunu gözden kaçırdığımı fark ettim: hayatın kendisi bir sistemin ta kendisi.
Sevgilerimle...