Marx ve Engels'in komünist manifesto'sunun can yayınları baskısında, eserin Türkçeye çevriliş sürecinden ve neden diğer ülkelere kıyasla bu kadar geç gerçekleştiğinden bahsediliyor. Çevirmenler kitabı doğrudan almancadan değil, ingilizcesinden çeviriyorlar ancak daha sonrasında almanca orijinaliyle kıyaslıyorlar. Yine de fikrimce eseri almancadan…devamıMarx ve Engels'in komünist manifesto'sunun can yayınları baskısında, eserin Türkçeye çevriliş sürecinden ve neden diğer ülkelere kıyasla bu kadar geç gerçekleştiğinden bahsediliyor. Çevirmenler kitabı doğrudan almancadan değil, ingilizcesinden çeviriyorlar ancak daha sonrasında almanca orijinaliyle kıyaslıyorlar. Yine de fikrimce eseri almancadan çeviri olarak okumak çok daha iyi olurdu, bu yüzden eğer ilk kez komünist manifesto edinecekseniz farklı yayınları tercih edebilirsiniz.
Marx ve Engels'in tüm dünyadaki işçilerin burjuvaziye karşı birleşmesine dair bir çağrı niteliğinde olan manifestosunda, burjuvazi ve proleteryadan, komünistlerin kimler olduğundan, komünist çeşitlerinden ve komünistlerle ilgili yanlış algılardan bahsediliyor. Yine aynı basımda, engels ve marxın farkı çeviriler için yazdığı ön sözlere de yer veriliyor.
"Belirli düşüncelerin açıklanmasına sınır konursa, demokrasi "kısmici" bir görüşle sistemleştirilmiş olur. Bu durumda düşünce açıklama özgürlüğü bir hak olmaktan çıkar ve bir "ayrıcalık" durumuna gelir. Bir düşüncenin iç dünyada kalışının kabul edildiği bir sistemde düşünce özgürlüğünden söz edilemez."
"Tüm toplumların bugüne kadarki tarihi, sınıf savaşımlarının tarihidir."
"Modern devletin yürütme gücü, tüm burjuvazinin ortak işlerini yürüten bir kuruldan başka bir şey değildir"
"İnsanoğlunun kişisel değerini değişim değerine dönüştürmüş ve onca kazanılmış, geri alınmaz özgürlüğün yerine o tek, vicdansız özgürlüğü, Serbest Ticareti geçirmiştir. Sözün kısası, dinsel ve siyasal aldatmacaların peçesi ardına gizlenen sömürünün yerine çırılçıplak, utanmasız, dolaysız, acımasız sömürüyü geçirmiştir."
"Küçük imalatçısı, küçük tüccarı, zanaatkârı ve çiftçisiyle bütün bir orta sınıf, burjuvaziye karşı ancak orta sınıfın kesimleri olarak varlığını koruyabilmek için savaşım verir. O yüzden de, devrimci değil, tutucudur. Tutucu ne söz, düpedüz gericidir, çünkü tarihin çarkını geriye doğru döndürmeye çalışır. Azıcık devrimci olmuşsa, proleterleşmek üzere olduğu için olmuştur; bu yönüyle şimdiki çıkarlarını değil, gelecekteki çıkarlarını savunur kendi bakış açısını bir yana bırakarak proletaryanın bakış açısını benimser."
"Hiç kuşku yok ki, her ülkenin proletaryası her şeyden önce kendi burjuvazisiyle hesaplaşmak zorundadır.."
"Emek artık sermayeye, paraya ya da toprak gelirine, tekelleştirilebilecek bir toplumsal güce dönüştürülemez olduğunda; başka bir deyişle, bireysel mülkiyet artık bur-juva mülkiyetine, sermayeye dönüştürülemez olduğu anda, bireyselliğin de ortadan kalkacağını söylüyorsunuz.
O zaman, "birey" derken, burjuvadan, orta sınıf mülk sahibinden başkasını kastetmediğinizi itiraf etmeniz ge-rekir. Ve bu kişi gerçekten de silinip atılmalıdır, hem de bir daha geri gelmemecesine.
Komünizm, toplumun ürünlerini mülk edinme gücünden yoksun kılmaz; böylesi bir mülk edinme yoluyla başkalarının emeğini boyunduruk altına alma gücünden yoksun kılar, o kadar."
"Modern sanayinin etkisiyle proleterler arasındaki tüm aile bağları kopup parçalandıkça, proleterlerin çocukları alınıp satılan basit birer mala ve iş aracına dönüş tükçe, burjuvazinin aile ve eğitime ilişkin, ana baba ile çocuk arasındaki kutsal ilişkiye İlişkin yapımacıklı övgü leri bir kat daha iğrençleşmektedir."
"Burjuvanın gözünde, karısı, bir üretim aracından başka bir şey değildir. O yüzden de, üretim araçlarının ortaklaşa kullanılacağını duyar duymaz varabildiği tek sonuç, kadınların da ortaklaşa kullanılacağı olmaktadır"
"Egemen sınıflar bir komünist devrim korkusuyla tir tir titresin. Proleterlerin zincirle rinden başka yitirecekleri bir şey yoktur. Oysa kazanacakları koskoca bir dünya vardır.
BÜTÜN ÜLKELERİN İŞÇİLERİ, BİRLEŞİN!"
"Belirli bir ülkede büyük sanayi ne denli gelişirse, o ülke işçilerinin, işçi sınıfı olarak mülk sahibi sınıflar karşısındaki durumları konusunda aydınlanma isteği o ölçüde artmakta, sosyalist hareket işçiler arasında o ölçüde yayılmakta, Manifesto'ya duyulan gereksinim o ölçüde büyümektedir."
10/10