Barbie ve On İki Dans Eden Prenses’i çocukken ne kadar çok izlediğimi hatırlıyorum. Hatta o zamanlar arkadaşlarımla izlediğimde bu benim, şu sensin diye kavga bile ederdik sjhjhjj Zaten hepsi birbirine benzediği için de mecburen prenseslerden hangisi en sevdiğimiz renkte elbise…devamıBarbie ve On İki Dans Eden Prenses’i çocukken ne kadar çok izlediğimi hatırlıyorum. Hatta o zamanlar arkadaşlarımla izlediğimde bu benim, şu sensin diye kavga bile ederdik sjhjhjj Zaten hepsi birbirine benzediği için de mecburen prenseslerden hangisi en sevdiğimiz renkte elbise giymişse o biz olurduk.😂( Bence mantıklı) sjhjhjj
Şimdi tekrar izleyince en çok dikkatimi çeken şey ise fon müzikleri oldu. Gerçekten çok güzel. Özellikle jeneriği… Filmin daha en başından böyle masalsı, biraz gizemli bir hava veriyor. Dinlerken insan kendini gerçekten başka bir dünyanın içine girmiş gibi hissediyor. O müziği sayesinde çocukken hissettiğim duyguyu Şu anda da hissedebiliyorum... 🥲 Barbie filmlerinin çocukken hayal dünyamı bu kadar etkilemesinin nedenlerinden biri de sanırım buydu. Bana sürekli başka başka dünyalar gösterdiler. Ben de onları izleyip kendi kafamda başka dünyalar kurardım. :)
Sadece izlemekle kalmazdım. Onlar gibi dans ederdim. Sjhjh Gerçekten kalkıp dans ederdim. 😂
O zamanlar bunun benim için ne kadar büyük bir şey olduğunun farkında değildim ama şimdi düşününce Barbie filmlerinin çocukluğumda hayal kurmayı öğrenmemde gerçekten büyük bir yeri olduğunu düşünüyorum..
Filmin hikâyesinde de en sevdiğim şeylerden biri kızların annelerinden kalan o küçük miras. Anneleri ölmüş ama kızlarına bir şey bırakmış: Her biri için ayrı bir çiçek ve bir hikâye.. Ve sonra o hikâyenin içinde kendilerinin de yer aldığını öğreniyorlar. Çocukken o gizli dünyanın açıldığı sahneye bayılırdım. Çiçeklere sırayla basıyorlar ve bir anda odalarının içinden gizli bir kapı açılıyor. Sonra aşağıda bambaşka bir dünya…
Sihirli sular, ağaçlar, çiçekler, dileklerin gerçekleşmesi ve istedikleri kadar dans edebilmeleri… Çok güzel bir fikir. Çünkü bütün film boyunca onlara Böyle yapmayın, şöyle davranın, prenses dediğin böyle olur vb. denirken annelerinin bıraktığı dünya tam tersine onları oldukları gibi olmaya götürüyor. Dans etmeleri, şarkı söylemeleri, eğlenmeleri yasaklanıyor ama annelerinin onlara bıraktığı gizli dünya tam da bunları yapabildikleri yer oluyor..
Bence anneleri kızlarına gerçekten çok güzel bir şey bırakmış. Bir kitapta okudukları masalın içine kendilerinin girmesi ve o masalı yaşamaya başlamaları fikri çok hoşuma gidiyor. Sanki anneleri öldükten sonra bile kızlarına Sizin için hâlâ keşfedilecek bir dünya var demiş gibi..
Ve o çiçekler… Her kızın farklı bir çiçeğinin olması da ayrıca çok güzel. On iki kardeşin her birinin birbirinden farklı olduğunu gösteriyor. Hepsini aynı hâle getirmeye çalışan birine karşı, annelerinin bıraktığı şeyin her birine ayrı ayrı ait olması bana çok anlamlı geliyor...
Bilmiyorum belki de bu yüzden çocukken bu filmleri bu kadar seviyorduk. Bize sadece güzel prensesler göstermiyorlardı. Hayal edebileceğimiz bir dünya veriyorlardı. Benim çocukluğumda Barbie filmlerinin gerçekten böyle bir yeri var.. Ve yıllar sonra tekrar izleyip çocukken hissettiğim duyguların bir kısmını hâlâ aynı şekilde hissedebilmek çok güzel.. Bir filmin üzerinden bu kadar zaman geçmesine rağmen bende hâlâ aynı heyecanı uyandırması bence başlı başına çok özel...
Barbie ve On İki Dans Eden Prenses benim için biraz da çocukluğuma açılan o gizli kapılardan biri. 🌸 diğer Barbie filmlerinde görüşmek üzere.🌸🦋✨️