Spoiler içeriyor
"Bütün mutlu aileler birbirlerine benzer, her mutsuz ailenin mutsuzluğu kendine göredir." Az önce bitti. Elimde olmayan sebeplerden bir tık elimde süründü kitap ama olsundu. Kitapta iki ana karakter var ve tüm kitap bu birbirinden farklı iki karakterin hayatı, etrafındakilerle kurduğu…devamı"Bütün mutlu aileler birbirlerine benzer, her mutsuz ailenin mutsuzluğu kendine göredir." Az önce bitti.
Elimde olmayan sebeplerden bir tık elimde süründü kitap ama olsundu.
Kitapta iki ana karakter var ve tüm kitap bu birbirinden farklı iki karakterin hayatı, etrafındakilerle kurduğu ilişkilerle şekilleniyor.
Kitaba adını da veren Anna'nın en büyük korkusu sevilmemek ama kitabın sonunda korkusuna yenilen de o.
Her yaptığı doğru değil elbette ama Anna bana şu sözü anımastıyor : İnsan, inandığı şeyler uğruna muhteşem hatalar yapabilir.
Anna da inandığı sevgi uğruna geri dönülmez hatalar yaptı ve bedelini de kendi kendine ödetti; mutsuzluğuyla.
Kendi kendine ödettiğinin farkında olduğunu sanmıyorum çünkü Anna, Vronskiyle kendine yeni bir hayat kurduğunda Vronskiynin aksine toplumdan dışlanmış hor görülen bir kadındı. Bu onun içine kapanmasına ve Vronskiye sıkı sıkı bağlanmasına sebep oldu. Vronskiyde Anna'nın ona bağlanmasını ise bir bağımsızlık tehditi olarak gördü ondan uzaklaşmaya çalıştıkça Anna tarafından yanlış anlaşıldı. Bu da Anna'nın sonunu getirdi çünkü Vronskiynin artık onu sevmediğini düşünmüş ve buna kendini inandırmıştı.
Her ne kadar Levin karakterinin ilk bakış açısına 100+ sayfaca betimlenmiş Levinin köy hayatı beni sıksa da onun bulunduğu yerler dönemin Rusyasının halk tabakasını gözler önüne seriyordu ama Levin düşünce yapısı olarak dönemin Rusyasından çok farklı düşünüyordu. Son sayfalarda olan Balkanlar savaşı nedeniyle Rus Propagandası olan Türkler kardeşlerimizi katlediyor cümlesi her ağızdan çıkarken ve fanatik bir biçimde bu propaganda savunuluyorken Levin ama Türklerde ölüyor diyerek savaş düşüncesine karşı realistik bir tutum sergilemiş, uzun uzun Tanrının varlığı iyilik hayat gibi meselelere kafa yormuştur hatta o kadar kafa yormuştur ki intihar eşine gelmiştir. Dışardan bakan birisi içinse Levin karısı ve çocuğuyla çiftliğinde mutlu mesut yaşıyordu. Onun kafasındaki meselelerden intihar eşiğine geldiğini bilen de yoktur.
Bu kitabın üstüne uzun uzun konuşmak istiyorum aslında, konuşulcak çok şey var çünkü.
İnsan ilişkileri üzerine şaheser olduğunu düşünüyorum gerçekten.
Daha ortada Freud bile yokken böyle ruh analizleri yapıp bu karakterleri nasıl yazdın sen Tolstoy?
Kitabı bitirdikten sonra bir psikoloğun kitap üzerine olan yorumlarını dinledim ve benim fark edemediğim hatta okurken anlam veremediğim bir ayrıntıyı benim için aydınlattı ondan da bahsetmek istiyorum Kitabın ilk 100 ve son 60 sayfasında kitaba adını veren Anna yok. Yer yer adı geçse de hikayesine girilmesi yaklaşık 100 sayfayı buluyor. Kitabın bitmesine 60 sayfa kala da intihar ediyor ve yaklaşık 10 sayfa kadar sonra Vronskynin tepkisini, ne halde olduğunu öğrenebiliyoruz. Ben buna anlam veremesem de psikolog hanımın yorumu bu duruma benim için bir ışık getirdi ; Kendi hayatımızın başrolü olsak da başkalarının hayatında yan rolüz. Anna öldükten sonra onun hikayesi de bitmişti, hayatındaki insanların bu habere verdikleri tepkiler de anlıktı (vronskiy dışında) ve hayatlarına devam ettiler.