Vâridât: Boksör • Yumruk vuran... Darbe vuran... Yüzyüze gelen... Görüşen... Kavuşan... Telkin etmek... Resmî görüşme... İri taneli beyaz üzüm... Buluşma... Röportaj... Müjdeci kadın... Öldüren... Kusto... «Boksör» bu!.. • Sanatçı kumaşını ele veren çarpıcı misâllerden biri, bir Alman dergisinden nakil olarak…devamıVâridât: Boksör
• Yumruk vuran... Darbe vuran... Yüzyüze gelen... Görüşen... Kavuşan... Telkin etmek... Resmî görüşme... İri taneli beyaz üzüm... Buluşma... Röportaj... Müjdeci kadın... Öldüren... Kusto... «Boksör» bu!..
• Sanatçı kumaşını ele veren çarpıcı misâllerden biri, bir Alman dergisinden nakil olarak Milliyet gazetesinde yayınlandı:
— «Boks, şairlerin ve romancıların sporudur!»
Ve sayıyor; Ernest Hemingway, Brecht, Jack London, Bernard Shaw, Lord Byron ve daha niceleri... Hayalden hakikate, hayattan ölüme, korkudan - zafer duygusu ve tutkusuna, zamanı bir başka yaşamaktan iradeye, heplikten hiçliğe, tribünlerdeki kalabalıktan kendi yalnızlığına, daha neye ve neye kadar, sanatçıyı bu uçlar ve yalnız başınalığın en keskin alanına çeken nedir?.. Sanatçı, uçlar adamı ve «kendinde obje» mihrakından seslenen insandır; «kendinde adam»... Böyle bir kumaşın iç âlem tertibi peşindeki gayesini, İslâm estetik idrakinin temel taşıyla, yani «doğrunun olmadığı yerde güzel yoktur!» idrakinin içinde düşünürsek, nihayetinde «Allah’ı arama işi» bulunan bir rolle karşılaşırız; gayesi Allah’ı aramak olan bir iç âlem düzeni peşindeki tertibi gösteren roman!.. Bu işin nasıl bir keyfiyet istediğine misâl olsun diye, romanda malzemeyi göstere göstere veriyorsam, anlayınız ki, işin unsurda değil, terkipte ve keyfiyetin görünüşünde olduğunu belirtmek içindir... Hadiseleri idealize etme davası!..
• Üstadım’ın, «kıymeti, kuvveti imanından bilmesinde!» dediği, üç defa Dünya Ağır Siklet Boks şampiyonu olan, meşhur Muhammed Ali... Kaba madde acısıyla, ince idrak çilesi arasındaki farkı her zaman aziz tutmak lâzım; kaba kuvvetle, idrak kudreti arasındaki farkı da... İş o ki, kaba kuvvet, idrak kudretinin rengine bürünsün!..
• Babam, Bursa’daki Uludağ Gençlik Klübü’nü kuranlardan biri... Gençlik... Onun futbol ve boks şubelerinin çalıştırıcısı... Aradan seneler geçmiş... Ben 10 yaşındaydım... Bir yaz günü akşamüstü, şehir stadının altındaki boks idman salonuna gittik... Babamın talebesi, şimdi hocalık yapıyor... Ortada eldiven giyen iki kişi ve büyülenmiş hâlde onlara doğru akan ben... Babam arkamdan çekip, oturduğu sandalyenin yanına getiriyor... Ben yine akıyorum... Bu durum idmanın sonuna kadar gitti... İradesiz bir şekilde sürükleniyordum... O zamanlar, kaderimin o tarifsiz mistiğin cazibesiyle örülü olduğunu ne bileyim!..
• Muhammed Ali... Parkinson hastalığına tutuldu!..
Salih Mirzabeyoğlu, Tilki Günlüğü Cilt 1, ″GÜNLÜK BİR TARİHÇE″ başlıklı 11 Eylül bölümü