Spoiler içeriyor
*Filmi izlerken Katherine’in tarafını tutacağımı düşünmüştüm. Çünkü karşımızda, kendinden büyük bir adama satılmış, istemediği bir evliliğin içine sokulmuş genç bir kadın var. Kocası tarafından yalnız bırakılıyor, baskı altında yaşıyor ve kendi hayatı üzerinde neredeyse hiçbir söz hakkı bulunmuyor. Üstelik Katherine’in…devamı*Filmi izlerken Katherine’in tarafını tutacağımı düşünmüştüm. Çünkü karşımızda, kendinden büyük bir adama satılmış, istemediği bir evliliğin içine sokulmuş genç bir kadın var. Kocası tarafından yalnız bırakılıyor, baskı altında yaşıyor ve kendi hayatı üzerinde neredeyse hiçbir söz hakkı bulunmuyor. Üstelik Katherine’in yüzünde ne doğru düzgün bir üzüntü ne de bir sevinç ifadesi var; sürekli soğuk, donuk ve içine kapanık bir hâli var. Bu yüzden başlangıçta onun içinde büyük bir acı olduğunu ve filmin de bu kadının sıkışmışlığından kurtuluşunu anlatacağını düşündüm. Ama film ilerledikçe Katherine’in mağduriyetinden çok, gücünü eline geçirdiğinde nasıl korkunç bir kadına dönüştüğüyle karşılaştım...
Başlangıçta ona üzülürken, bir süre sonra yaptıklarından dolayı ondan gıcık olmaya başladım. Sebastian’la ilişkisini de gerçek bir aşk olarak görmedim. Yalnızlığı ve sevgisizliği anlaşılabilir olsa da bunlar yaptıklarını haklı çıkarmaz. Hele ki işin içine cinayetler girdiğinde, artık "zavallı kadın özgürlüğünü arıyor" diyebilmek mümkün değil. Suçsuz insanların, hatta hiçbir şeyden haberi olmayan bir çocuğun hayatının mahvolması, Katherine’in yaşadığı baskının yaptıklarına mazeret olamayacağını açıkça gösteriyor..
Beni en çok öfkelendiren şeylerden biri de Katherine’in soylu olmanın sağladığı gücü kullanarak suçu hizmetçilerin üzerine atmasıydı. Kendisinin işlediği suçlar için başkalarını suçluyor ve onların sözünün zaten kendi sözü kadar değerli olmadığını biliyor. Özellikle hizmetçi kızın yaşadıkları çok acı.. Sırf hizmetçi olduğu için doğruyu söylemesinin bile hiçbir hükmü yok. Katherine ise bunu bilerek kullanıyor şeytan gibi hjhjhj
Bir de Sebastian var. Açıkçası bu adam da film boyunca beni ayrıca gıcık etti. Katherine’in yaptıklarına ortak oluyor, sonra işlerin boyutunu görünce itiraf ediyor. Bir yandan yaptıklarının sorumluluğunu kabul etmesi önemli ama insanın içinden de "Bunca zamandır neyin içine girdiğini görmedin mi?" demek geliyor.. saçma sapan bir ilişkiler silsilesi izledim resmen sjhhjj
Ve bütün bunlardan sonra film öyle bir bitiyor ki insan gerçekten Eee? diyor.. Durağan ve sıkıcıydı açıkçası..
Katherine bütün bu kötülükleri yaptıktan sonra ne doğru düzgün bir hesaplaşma yaşıyor ne de pişmanlık gösteriyor. Öylece, put gibi koltuğunda oturuyor ve film bitiyor sjhjjj Açıkçası ben kadının yaptıklarının bir karşılığı olmasını, en azından psikolojik olarak çökmesini ya da yaptıklarıyla yüzleşmesini bekledim. "Kendi başını yesin, bari delirsin de vicdan azabı çeksin bir şeyler olsun" diye düşündüm. 😂 Ama yok. Film bizi o soğuk ve rahatsız edici görüntünün karşısında bırakıp bitiyor..
Belki filmin amacı tam da bu rahatsızlığı yaratmaktı. Katherine’i cezalandırarak seyirciyi rahatlatmak yerine, onu öylece bırakarak daha huzursuz edici bir son seçiyor. Fakat benim açımdan bu, filmi daha etkileyici olmaktan çok tatminsiz ve saçma sapan bir finalle bitmiş gibi hissettirdi..
Sonuç olarak Katherine’e başlangıçta taraf olmam çok doğaldı. Çünkü filmin başında gerçekten ezilmiş, kendi hayatı üzerinde söz hakkı olmayan bir kadın görüyoruz. Fakat film ilerledikçe onun yalnızca mağdur olmadığını, kendisinden daha güçsüz insanların hayatını hiçe sayabilen, soğukkanlı ve acımasız birine dönüştüğünü görüyoruz.. Belki de zaten hep böyleydi ama eline fırsat geçmemişti.. Hani bir söz vardır bizim iyi sandığımız çoğu kişi henüz eline fırsat geçmemiş kötülerdir aslında diye sjhjhj
Mesela ben kadını önce mağdur sandım, sonra şeytan çıktı. Kimin ne olduğunu gerçekten bilemezsiniz insanlar çok korkunç.. djhhj
Başkasının zulmüne uğramış olmak, insanı otomatik olarak iyi bir insan yapmıyor. Katherine özgürlüğünü kazanıyor ama özgürlüğünü başkalarını ezmek için kullanıyor. Benim için filmin asıl hayal kırıklığı da burada. Başta onun hikâyesinin tarafında olduğumu sanırken, sonunda karşısında buldum kendimi.. ve Katherine asla iyi bir insan ve mağdur bir kadın değil şeytanın ta kendisi hahahss Bu arada bilip bilmeden bana feminist diyen şahıslar okuyun da görün bakın ne diyorum hjhjj "Allah iyi kalpli erkekleri böyle şeytan kadınlardan korusun amin" hahahah