Bir Öğretmen ve Bir Kadın, Tüm Dünyayı Değiştirebilir.. "Benim oğlum sakattır... Kalbi sakat olmasın." Mucize, 1960’lı yıllarda Anadolu’nun ücra bir köyüne gelen öğretmen Mahir’in, yalnızca Aziz’in değil, bütün köyün hayatında eğitim aracılığıyla yarattığı değişimi anlatıyor. Üstelik gerçek bir hikâyeden esinlenmiş…devamıBir Öğretmen ve Bir Kadın, Tüm Dünyayı Değiştirebilir..
"Benim oğlum sakattır... Kalbi sakat olmasın."
Mucize, 1960’lı yıllarda Anadolu’nun ücra bir köyüne gelen öğretmen Mahir’in, yalnızca Aziz’in değil, bütün köyün hayatında eğitim aracılığıyla yarattığı değişimi anlatıyor. Üstelik gerçek bir hikâyeden esinlenmiş olması filmi daha da etkileyici kılıyor..
Film bana bir kez daha "eğitim, eğitim, eğitim" dedirtti. Aynı zamanda Vicdan ve merhamet bilincini.. Çünkü cehalet yalnızca bilgi eksikliği değil; insanın dünyaya bakışını, kadınlara, farklı olanlara ve kendisinden olmayana yaklaşımını da şekillendirebiliyor. Ama burada kastettiğim yalnızca diploma sahibi olmak değil. İnsan olmayı, sorgulamayı, empati kurmayı ve başkasının hakkını görebilmeyi öğreten bir eğitimden söz ediyorum..
Ve Aziz’in hikâyesi bunun en güzel örneği. Toplum tarafından sürekli alay edilen bir insanın eğitim, emek ve kendi azmiyle ayrıca kendini hor görmeyen karısına aşık olarak hayatını değiştirmesi gerçekten çok dokunaklı.. hepimizin de bildiği gibi "İnci sancı mahsulüdür"..:)
Filmin bende bıraktığı en güçlü düşünce ise şu oldu: İyi bir öğretmen ve iyi bir kadın, bir insanın hayatını değiştirebilir. Mahir Aziz’e inanıyor, ona bir yol açıyor; Aziz de kendi azmiyle o yoldan ilerliyor. Hayatına giren kadın da insanların bütün sözlerine rağmen onu olduğu gibi kabul ediyor. Bazen bir insanın hayatını değiştirmek için bütün dünyanın değişmesi gerekmiyor; bir kişinin ona gerçekten inanması yetebiliyor.. hep diyorum bir öğretmen ve bir kadının, elinde var olanı değiştirip onu en iyi hale getirebilme özelliği vardır diye.. İşte mucize diye buna diyoruz aslında.. ( her ne kadar günümüzde öğretmen düşmanları artmış da olsa hatta burda bile varlar maalesef! ben bir toplumu dönüştürüp en iyi hale getiren etmenlerin başında işini hakkıyla yapan öğretmenlerin olduğunu düşünüyorum ki öyle de zaten.)
Filmedeki "oğlum sakattır" sözüne karşılık " yeter ki gönlü sakat olmasın" cevabı filmin bütün meselesini özetliyor aslında.. Fiziksel farklılık değil, insanın gönlü ve karakteri önemli.. Film boyunca Aziz’i küçümseyenleri gördükçe insan ister istemez Asıl kim sakat? diye düşünüyor.. Düşündüm.. :)
Kız görmeye gitme sahneleri ise filmin mizah tarafını oluşturuyor. 😂 Kadınlar kız görmeye giderken erkeklerin annelerine küçük çocuklar gibi ve sanki marketten sipariş eder gibi yok efendim "Mavi gözlü olsun, boyu uzun olsun, ince belli olsun saçları sırma gibi olsun vs. diye özellik saymaları komikti sjsjsj Yani bu özellikleri söylerken İnsan önce bir kendi tipine bakar değil mi djdjdj sırf erkekler diye mükemmel seçici olduklarını zannediyorlar sjsjsjsj
Güvercinlerin kafasını koparma sahneleri ise benim sevmediğim kısımlardan biriydi. Bunun gelenek olduğunu anlıyorum ama bir hayvanın canına kıymayı gelenek diye sürdürmek bana çok acımasız ve gereksiz geliyor.. böyle bir şey olduğunu ilk defa bu filmde gördüm..
Benim filmden çıkardığım ana fikir, bir öğretmen ve bir kadın gerçekten bir insanın hayatını değiştirebilir.. Hele bunun yanına insanın kendi azmi de eklenirse, ortaya gerçekten bir mucize çıkabilir. Film bana göre en çok bunu anlatıyor.. İnsanlara acımak değil, onlara inanmak; onları küçümsemek değil, eğitmek; farklılıklarına bakmak değil, insanlıklarına bakmak... filmin sonunda genelde herkes ağlamış ama ben ağlayamadım sjsjsjs ama duygusal olduğu bir gerçek.. :)