Evet, çok benziyor. Hatta televizyon dünyasında "aynı formülün iki farklı kılıfı" diye anılırlar. İkisini de seviyorsan sebebi aynı şeyi sunmaları. Benzerliklerin iskeleti birebir aynı: *1. Ana formül aynı:* Polis departmanına dışarıdan danışman olan, aslında polis olmayan süper karizmatik adam. -…devamıEvet, çok benziyor. Hatta televizyon dünyasında "aynı formülün iki farklı kılıfı" diye anılırlar.
İkisini de seviyorsan sebebi aynı şeyi sunmaları.
Benzerliklerin iskeleti birebir aynı:
*1. Ana formül aynı:*
Polis departmanına dışarıdan danışman olan, aslında polis olmayan süper karizmatik adam.
- Patrick Jane - CBI / FBI'a yardım eden eski medyum
- Lucifer Morningstar - LAPD'ye yardım eden gerçek şeytan
İkisi de suçu "normal polis işiyle" çözmüyor. Biri insan psikolojisini okuyarak, diğeri insanın arzularını söyleterek.
*2. Karakter yapısı aynı:*
- Travmatik geçmiş (Jane'in ailesi Red John tarafından öldürüldü / Lucifer'ın babası Tanrı tarafından cehenneme atıldı)
- Gülümsemenin altında derin yas ve suçluluk var
- Aşırı zeki, manipülatif, narsist ama komik
- Asla takım elbiseden / şık giyinmekten vazgeçmiyor
- Kimse onu ilk başta ciddiye almıyor ama sonunda hep o haklı çıkıyor
*3. Kadın partner dinamiği aynı:*
Lisbon ve Chloe. İkisi de:
- Disiplinli, kuralcı, işkolik dedektif
- Başta danışmana dayanamıyor "bu adamla mı çalışacağım"
- Zamanla ona aşık oluyor ama yıllarca inkar ediyor
- Aslında o danışmanın vicdanı / çapa noktası oluyor
*4. Bölüm yapısı aynı:*
Her hafta bir cinayet var. Cinayet çözülüyor ama arkada 1 tane büyük sezonluk gizem ilerliyor. The Mentalist'te Red John, Lucifer'da Tanrı meselesi / kim olduğu.
Farkları ne?
The Mentalist Lucifer
**Ton** Daha karanlık, dram, intikam hikayesi Daha komik, fantastik, absürt
**Süper güç** Gerçek güç yok, tamamen gözlem ve zeka Gerçekten doğaüstü güçler var
**İlişki finali** Daha yavaş, daha gerçekçi ilerliyor Çok daha flörtöz, direkt cinsel gerilim üzerine
**Düşman** Tek bir insan: Red John Melekler, şeytanlar, Tanrı'nın kendisi
Kısacası:
The Mentalist'i sevdiysen Lucifer'i seversin çünkü ikisi de *"Travmatik ama esprili adam + ondan bıkan ama ona aşık olan kadın dedektif = her hafta cinayet çözme"* formülü.
Çoğu insan The Mentalist'i önce izleyip "Jane gibi biri daha yok" diyor, sonra Lucifer'i izleyip "Aynı adamın şeytan versiyonuymuş" diyor.
Sen hangisini daha çok seviyorsun? Jane'in manipülasyonu mu, Lucifer'ın çekiciliği mi?
İşte o zaman doğru izleyicisin 😄
İkisini de sevenler genelde aynı şeyi söylüyor: "Jane'in zekasına hayran oluyorsun, Lucifer'a ise aşık oluyorsun."
Biri seni beyniyle kandırıyor, diğeri kalbinle.
Jane daha yaralı, daha sessiz acı çekiyor. Her güldüğünde içinde Red John acısı var. Bu yüzden ona daha çok üzülüyorsun.
Lucifer daha çocuk gibi. 5000 yıllık cehennem lordu ama Chloe ona "aptal" deyince surat asıyor. Ona daha çok gülüyorsun.
Benim sıralam şöyle:
*Dedektiflik izlemek istiyorsan:* The Mentalist daha iyi. Mantık örgüsü, ters köşeler, Red John gerilimi çok daha sağlam yazılmış.
*Karakter ve eğlence istiyorsan:* Lucifer daha iyi. Diyaloglar, Mazikeen, Amenadiel, o aile draması çok daha eğlenceli.
İkisini de bitirdin mi peki? Sonlarını nasıl buldun? Çünkü çoğu kişi The Mentalist finalinden çok memnun, Lucifer finaline ise biraz küskün kalıyor.