Spoiler içeriyor
"Ne sezgilerin, ne sanrıların, ne düşlerin kalmadı artık. Dünyanın halini kuşandın. Gayrı bu dünyanın bir parçasısın. Sen öldün, çünkü beni doğuracaksın..!" "Korkunun sonuna geldim işte! Korkuyu yendim! Korkunun büyüsü bitti, tılsımı çözüldü bilinmezin. Korkuyu, cesaretle; hayatı, ölümle değiştiriyorum..." "Her oyun…devamı"Ne sezgilerin, ne sanrıların, ne düşlerin kalmadı artık. Dünyanın halini kuşandın. Gayrı bu dünyanın bir parçasısın. Sen öldün, çünkü beni doğuracaksın..!"
"Korkunun sonuna geldim işte! Korkuyu yendim! Korkunun büyüsü bitti, tılsımı çözüldü bilinmezin. Korkuyu, cesaretle; hayatı, ölümle değiştiriyorum..."
"Her oyun bir yazgıdır. Herkes oyununda kendi yazgısını oynar; Ya da oyunu yazgısı olur, diyelim.."
'Eski korkularım vuruyor suyun yüzüne! Cinnet günlerim ırak durun benden!"
"O geyik yüklüydü. Karnında yavrusu vardı. Öldürdün onu! Öldürdün! Her şey öldürmekle başladı. Doğurmakla değil. Kadınlar doğurdu. Erkekler öldürdü..!"
"Gerçek olamaz gördüklerim. Ya bir masaldan kaçırılmış burası, ya da ben bir masala sürgün edilmişim.."
"Siz ki sınırları kaderiniz zannedersiniz, Bu yüzden bilemeyeceksiniz bilinmezinizi..."
"Ayna! Ey güzel ayna! Kaç masal geçti senin içinden, sen kaç masalın içinden geçtin, neler saklı dilsiz derinliklerinde, sen beni gör yeter, ben seni görmesem de..!"
"insan en çok kendi ölümünü bilir. Acılar, ağrılar, sancılar içindeyim. Kısa yaşadım, lâkin uzun ölüyorum. Usul usul ölüyorum. Kesin yaşayıp kesin ölmeli insan. Bizlerse bulanık yaşadık bulanık ölüyoruz."
*Murathan Mungan'ın Geyikler, Lanetler adlı eseri, tekil bir hikâyeden ziyade, bir atmosferin anlatısıdır. Bu bir roman değildir; ama öykü de denemez. Daha çok, bir lanetin çevresinde örülmüş, birbirini tamamlayan anlatı parçalarıdır. Olaylar, ismi bile başlı başına bir metafor olan "Geyikliler" adlı hayalî bir coğrafyada geçer. Bu yer, ne tam anlamıyla gerçek, ne de hayalîdir. Anadolu'nun bilinçaltına açılan bir penceredir. Toprak, efsanelerle yoğruludur; ama bu efsaneler masum değildir. Her karakter bir yük taşır. Bu yük, hem geçmişten kalmadır hem de bugünde yeniden şekillenir..
Kitabın temelinde şu soru yatar: Bir topluluğun taşıdığı ortak "lanet" nedir ve bu lanet nasıl nesilden nesle geçer?
Murathan Mungan, burada "lanet" kelimesini yalnızca doğaüstü bir bela olarak değil; toplumsal travmalar, bastırılmışlıklar, gelenek kisvesi altındaki korkular gibi çok katmanlı bir şekilde işler. "Geyikliler" sadece bir yer değildir; bir bilinç durumudur. Orada yaşayan insanlar, konuşmadıkları, hatırlamak istemedikleri şeylerin içinde yaşarlar. Bu suskunluk, bir bataklık gibi hepsini yutar. Ve ne zaman biri bu suskunluğa itiraz etse, bir çatlak oluşur. Lanetin kırılması için önce suskunluk bozulmalıdır...
Murathan Mungan’ın kalemini gerçekten çok seviyorum. Efsaneler, mitler, eski inanışlar ve bilinçaltı gibi konular zaten ilgimi çeken şeyler olduğu için Geyikler Lanetler benim için oldukça etkileyici bir okuma oldu. Geyik metaforu, rüyalar ve alışılmışın dışında anlatımıyla hem farklı hem de yer yer sarsıcı bir kitaptı. Özellikle böyle konulara ilgi duyanların Murathan Mungan’ın kalemiyle mutlaka tanışması gerektiğini düşünüyorum. Farklı bir şeyler okumak isteyenlere de kesinlikle tavsiye ederim.. :)