Spoiler içeriyor
-Halkın İşlediği Bir Cinayet- "Beni öldürdüler, Wene Hala," "Ne yaşanacağı ilk cümlesinden söylenmesine rağmen son saniyeye kadar heyecanını ve sürükleyiciliğini koruyan, sonuyla insana dehşeti yaşatan bir cinayet kitabı olur mu?", olurmuş. Selamlar!! Bugün Gabriel Garcia Márquez'in ödüllü kitabı Kırmızı Pazartesi…devamı-Halkın İşlediği Bir Cinayet-
"Beni öldürdüler, Wene Hala,"
"Ne yaşanacağı ilk cümlesinden söylenmesine rağmen son saniyeye kadar heyecanını ve sürükleyiciliğini koruyan, sonuyla insana dehşeti yaşatan bir cinayet kitabı olur mu?", olurmuş.
Selamlar!! Bugün Gabriel Garcia Márquez'in ödüllü kitabı Kırmızı Pazartesi hakkında inceleme yapacağım.
Santiago Nasar, bir cinayete kurban gider. Ama öyle bir cinayet ki, gizli saklı veya özenle planlanmış değil. Aksine kabaca tasarlanmış, herkese anlatılmış, plan hem kurbanın hem de diğer insanların kulağına gitsin diye her şey yapılmış...
Santiago Nasar, Angela Vicario adlı henüz birkaç saatlik evli bir genç kadının geçmişte bekaretini bozan kişi olmakla suçlanır. Bunun üzerine kadının ikiz ağabeyleri Pedro ve Pablo Vicario, kız kardeşlerinin iffetini temizlemek için Santiago Nasar'ı öldürme kararı alırlar. Bunu da öyle sessizce yapmazlar. Önlerine gelene o gün Santiago'yu öldüreceklerini anlatırlar ve söylenti halk arasında yayılır.
"Neden anlatırlar?" sorusuna cevap olarak kitapta hep şu belirtilir: Vicario kardeşler, birilerinin cinayeti engellemesini istemiştir. Durdurulmak istemişlerdir. Kendi kendilerini durdurmazlar çünkü bu bir namus meselesidir ve her şeyden üstte tutulur. Ama aynı zamanda vakit geçtikçe, bu cinayeti işlemek onlara da oldukça güç görünür. Sonucunda, kendilerinde de fiziksel ve ruhsal birtakım izler bırakır. Yine de hiçbir zaman bu eylemden pişman olmamışlardır.
Öyleyse eğlenceli bir gerçek daha paylaşayım, Vicario kardeşler ve Santiago Nasar, çocukluktan beri yakın arkadaşlardır. Hem de cinayetten sadece birkaç saat önce beraber sabaha kadar içip eğlenmişlerdir. Anlayacağınız üzere ortada kişisel bir nefret veya düşmanlık yok, namus meselesi var.
O halde Vicario kardeşlerin psikolojisini ve motivasyonunu bir toparlayalım: Arkadaşları olan Santiago'yu öldürmeyi şahsen istemezler. Toplumsal baskı ve görenekler sebebiyle, bir dayatma ve görev hissiyle harekete geçerler. İstemeden yapacak oldukları eylemin dış etkenler tarafından engellenmesi için bütün şartları sağlarlar ama nafile.
Trajikomik bir durum... Bunun üzerine sayfalarca yazılabilir.
O gün o cinayetin işleneceğini bölge halkının neredeyse tamamı öğrenmiştir. "Madem öyle, neden kimse engellemedi, niye kimse Santiago'yu uyarmadı, herkes mi düşmandı ona?" derseniz, hayır, özellikle düşmanları olan bir adam değildi Santiago.
Haberi duyan her bir insanın kendince bir bahanesi vardı olanlar hakkında. Kimisi inanmamıştı cinayetin gerçekleşeceğine, kimisi Vicario kardeşlere haddinden fazla güveniyordu, kimisi başta inansa da sonrasında Santiago'nun kendisini sıradan ve neşeli haliyle gördüğünde vazgeçmişti onu uyarmaktan. Kimisi kasıtlı olarak engellememişti. Kimisi -çok çok az bir kısmı- harekete geçmiş ama yanlış hamlelerde bulunmuşlardı. Ama çoğunun ortak sebebi *duyarsızlıklarıydı.*
Yazarımız, namıdiğer anlatıcımız Santiago'nun yakın arkadaşlarındandır. Faciadan yıllar sonra, olayla alakası olan bazı insanları ziyaret eder ve onlardan hatırladıkları kadarını dinleyerek bilgi toplar, bunları kendi bildikleriyle birleştirip bize bu kitabı sunar.
Elde ettiği veriler ise inanılmazdır. O gün havanın nasıl olduğuna kadar, insanların cevapları çelişki içindedir. Sonrasında, her biri farklı bir şey hatırlamaktadır o gün hakkında. Farklı detayları...
Bunlardan hareketle varılan sonuç ürpertici. Tüm düzen Santiago'nun ölmesi için kurulmuştu sanki. Diğer insanların eylemleri, kastılı olmasa da, her biri adamın ölümüne hizmet ediyor gibiydi. Düşünsenize, herhangi bir cinayet olayı için hayatta kalınması en muhtemel olan senaryo budur aslında. Yine de herkesin her şeyi bilmesi, hiçbir şey ifade etmedi. Sorgu yargıcının dediği gibi: "Kader bizleri görünmez kılar." O gün hiçbir eylem, iyi niyetli olanlar bile, Santiago'nun hayatta kalmasına yardım edemedi.
Kitap size "ne olacak?" sorusundan çok "nasıl olacak?"ı sorduruyor, sürükleyiciliği de işte bu sağlıyor.
Kısacık bir kitap, iki güne biter diye başladım ama derslerim sebebiyle bir hafta kadar uzadı ve sanırım bu yüzden, bir hafta elimde gezdirmemden sebep beni daha bir etkiledi.
Son olarak, her şeyi daha da akıl almaz yapan unsur, olayların gerçek bir hikayeden uyarlanmış olmasıdır.
Bir alıntıyla bitirelim:
"Cenazemde çiçek istemem ha," demişti bana, ertesi gün oraya çiçek konmaması işiyle benim uğraşacağımı aklına bile getirmeden.
🍂