Uzun zamandır merak ettiğim bir filmdi o yüzden izlediğim 900. film bu olsun dedim ve izledim ama keşke öbür kararım olan The Fall’u izleseymişim dedim film bitince Birkaç ay önce Terrence Malick’ten Days of Heaven’ı izlemiştim o da merak ettiğim…devamıUzun zamandır merak ettiğim bir filmdi o yüzden izlediğim 900. film bu olsun dedim ve izledim ama keşke öbür kararım olan The Fall’u izleseymişim dedim film bitince
Birkaç ay önce Terrence Malick’ten Days of Heaven’ı izlemiştim o da merak ettiğim filmlerden biriydi ama o hikayenin bana uzak bir hikaye olması olsun, hikaye anlatımı olsun çok beğenememiştim. Bu filmde de aynı şeyleri sevemedim, hikaye hayattan bir parça gibi işleniyor iki filmde de ama benim hayatımdan bir parça olamayacak kadar Amerikan hikayeler. Hikaye anlatımı iki filmde de dış sesle açılıyordu, filmlerde dış sesi çok iyi olmadığı sürece asla sevemiyorum ve iki filmde de arada bir giriyor bir şeyler anlatıyor ve gidiyordu bilmiyorum yönetmen bunu neden tercih ediyor karakterlerin düşüncesini yansıtmak için mi yoksa görsel anlatımda eksik kaldığı için mi bunu yapıyor. Görsel anlatımda eksik kaldığını pek düşünmüyorum çünkü iki filmde de çok güzel kareler vardı, biraz abartılıyorlar bence o kadar iyi gözükmüyor ama yönetmenin karelerinin kendine has bir şekli ve güzelliği var. The Tree of Life, The Thin Red Line ve de Knight of Cups’ı hâlâ merak ediyorum ama eskisine göre merakım azaldı bir ölçüde. Ve de niye bilmiyorum ama bu filmlerin ses miksajı nedense bir garip, bazı yerlerde karakterler başka bir yerden konuşuyor bazı yerlerde de tamamen çok tiz ve kalın geliyordu sesler. Bu filmde çok kötü değildi ama Days of Heaven çok rahatsız etmişti izlerken neden böyle bilmiyorum ama öbür filmlerde burada olduğunu düşündüğüm sorunlar devam etmiyordur umarım
Ben bu sinemanın özellikle de erkeklerin kendilerinden küçük daha masum olan kızlardan ne istediklerini asla anlayamayacağım. Oyuncuların yaşları uysa da 15 ve 25 yaşındaki kişinin yaşadıklarını izlemek iğrenç bir şey, sinema bize hep güzel şeyler sunacak diye bir şey yok rahatsız da edecek ama bu şekilde yapmasını hiç sevmiyorum All About Lily Chou-Chou’yu izlediğim zamandan beri böyle filmler iğrendiriyor belki amacı bu ama bazıları da amacım bu deyip istediği iğrençliği yapıp film diye sunuyor.
Filmi izledikten sonra filmin nasıl yapıldığına dair belgeseli de izledim ve yönetmen öyle almasa da taslakta Amerika’daki ilk seri katillerden olan Charles Starkweather’ın yaşadıklarını anlatıyor. Film bu ölümleri büyük ölçüde kısmış ama bilmiyorum bunu yaparak iyi mi yapmış. Starkweather zaten karizma olarak görülen biriymiş ve bu seri katillere hayran olma olayı ta o zaman da varmış hâlâ da var. Filmdeki karakterler filmi yapanlar Kit’i karizma olarak görüyorlar, film boyunca hikayenin iyiliği yüzünden neredeyse bir seri katile üzülecektim tarzı şeyler diyorlar belgeselde ama bu böyle olmamalı. Film boyunca karakterin yaptıkları ve hareketlerinden iğrendim o sonda askerlerle polislerle yaptığı konuşmada sanki onları parmağında oynatıyordu. Belki o zamanlar bu seri katilleri ilgi çekici bulma olayı kötü değildi ama şimdi Netflix sağ olsun süper kahraman gibi sunuyor seri katilleri. Sen ne kadar ona kötü biri demiş de olsan günün sonunda onu insanlara pazarlamaya çalıştığın için insanlar onu sevmeye başlıyor, sevmekten kastım onu desteklemeleri değil ama onun o iğrençliği karizmayla yer değiştirmiş oluyor. Bu maalesef ülkemizin en büyük sorunlarından birisi ve bunu en çok destekleyen şeylerden biri de “suça sürüklenen çocuk” tabiri bu olayın kötülüğünü şakaya vurdukça ne kadar tehlikeli bir şey olduğunu gizliyor. Özetle hiçbir katille hiçbir diktatörle asla bağ kurmayacağım asla anlamaya da çalışmayacağım onu yapan onu tercih eden o insanlık ve yaşam çok kıymetli şeyler bunları bozan insanlara en ufak sempati olmamalı bence.
Daha yazacağım şeyler vardı ama yazdıkça yeni şeyler aklıma geldi ve unuttum onları belki hatırladıkça eklerim buradan sonraya.
+ Yönetmenin ilk uzun metraj filmiymiş ona rağmen iyi bir iş yapmış bu eleştirilerime rağmen film kendini izletti ama düşündüğüm kadar sevdirmedi filmi