Spoiler içeriyor
Timshel... Babaların, annelerin günahlarını evlatları mi öder? İnsan kendi yazgısının hükümranı olabilir mi? Başımıza gelen musibetlerin faturasını bütün bir hayatımıza mi ödetmeliyiz? Sahi kötülük doğuştan mıdır, yoksa sonradan mı kazanılır? İyiliğin değeri aptallık mıdır? Öfke sevgiden kuvvetli midir? Gibi gibi…devamıTimshel...
Babaların, annelerin günahlarını evlatları mi öder? İnsan kendi yazgısının hükümranı olabilir mi? Başımıza gelen musibetlerin faturasını bütün bir hayatımıza mi ödetmeliyiz? Sahi kötülük doğuştan mıdır, yoksa sonradan mı kazanılır? İyiliğin değeri aptallık mıdır? Öfke sevgiden kuvvetli midir?
Gibi gibi soruları temasında işleyen dramatik, gerçekçi ve dönem yapımı bir diziyle karşınızdayım. Son zamanlarda revaçta olan bir dizi. Florence Pugh görünce de kesinlikle izlemeliyim dediğim ve sonunda iyiki izlemişim dediğim bir dizi oldu.
Netflix yapımı bu dönem dizisinde elbette ki diğer yorumlara hak verip kadına verilen değerin ne kadar alcakca olduğunu bir kez daha fark ettim. Kadının özgürlüğünün bu kadar iğrenç yollarla sağlanması mesajı , her ne kadar dönem için de vurgulansa dahi, benim asla onaylamayacağım; onayı bırak rahatsız hissedeceğim bir konu haline geldi. Hem bu mesajlara dikkat çeken hem de Kate karakterinde ki bu kötülük unsurunun neden bu kadar rahatsız edici seviyelerde olduğunu gözler önüne serdi. En sonunda yapay zekaya bu kadın neden bu kadar kötü travma mi yaşadı diye sorgularken buldum kendimi. Tam anlamıyla dizide böyle bir travma da vurgulanmış ancak kitabı okuyanlar böyle bir şeyin olmadığını diziye sonradan eklendiğini belirtmişler. Elbetteki kitabı okumadım ama okumayı düşünüyorum. Böyle bir konu yoksa kitaptaki bu kurgusal karakter neden vicdandan yoksun. Psikolojik olarak hangi kişilik tipi diye çokca merak ettiğim oldu. Neyse bunlar uzmanlarının konusu ama kesinlikle psikoloji ve sinema sanatıyla ilgilenen bu konuları araştırsın.
Onun dışında arkadaşım bu Adam karakteri beni deli etti. İzleyince anlarsınız. Lee sen benim üzümlü kekimsin. Caleb'e bazen hak verdim arkadaşlar. Yargılamayin beni ama Aaron harbi Kate'in Adam'a dediği gibi mal bir karakter ya. İyilik bu değil. İyilik bir anlık öfke uğruna sevdiklerine yan çizmek hayatinla oynamak asla olmamalı. Elbette hak ettiğin istediğin hayatı seç ama neden bunun yolu ani kararlar ve sevdiklerini yıkmak oluyor. Bununla neyi kanıtlıyorsun? Duygularına kapılıp hareket eden insanlar bencil. Caleb'in de böyle atakları oldu ancak bu Adam ve Aaron karakteri kadar bencil değildi. Babasına olan öfkesi, kardeşine olan kırgınlığından ötürü senelerce onlarla konuşmadı görünmedi. Bu kin değil de ne? İki günlük kadına aşık oldun eyvallah abim de neden kardeşini , babanı hedef aldın ve her şey geçken dönüyosun.
Bu dizide bnei kanser eden karakter Kate'den çok Adam oldu. Körü körüne bir aşk bencilliktir. Çocuklarına bile acımasızlık yaptı kimi yerlerde. Adını koymamak ne ulan? Senin o kadından ne farkın var ki. En azından kadının kötü de olsa bir motivasyonu var. Senin sadece inat, yıkım ve sonunu düşünmeden gözünü karartman. Aşkı da aşk değil bir inatti. Yaptığı seçimler burada Timsel'e değinmek istiyorum, birçok insanın hayatına etki etti. Bunun sonucunda sıçıp batiranlar da oldu. Lee gibi bilge bir karakterin yol gostermesiyle dönenler de.
Kısacası Timşel arkadaşlar. Kaderiniz babanız anneniz değil. Bir yerden başlayın. Muktedersiniz, kendinizden ümidi kesmeyin. En önemlisi de kendinizi kaybetmeyin. Umudunuzu, ışığınızı başkalarına adarsaniz bir nesneye, çok afedersiniz ama b*k ilerlersiniz.
Adamlar boşuna demiyor. Except yourself, love yourself. Kendinizi kabul edin ve olduğunuz haliyle sevin. Yok anama benziyorum yok babama. Kaderim de onlara benzeyecek. Eee zıkkım yani. Boşuna mı senin adın Fatma , Veli,Ahmet. O zaman size annenizin babanızın adıyla seslenelim. Sorumluluklarınızı ve travmalariniz var diye kimse size buyur geç otur demeyecek. İnsan olun başta, sonra keep going on dostlar.
Neyse içimi iyi döktüm . İzleyin ...