Uzun zamandır sonu güzel biten bir roman okumamıştım. Bu romanda sonun böyle güzel bitmesi ilaç gibi geldi:) İngiltere'nin taşra yaşamında geçen roman, Bennet ailesinin beş kızından biri olan Elizabeth Bennet ile varlıklı ve gururlu bir adam olan Fitzwilliam Darcy arasındaki…devamıUzun zamandır sonu güzel biten bir roman okumamıştım. Bu romanda sonun böyle güzel bitmesi ilaç gibi geldi:)
İngiltere'nin taşra yaşamında geçen roman, Bennet ailesinin beş kızından biri olan Elizabeth Bennet ile varlıklı ve gururlu bir adam olan Fitzwilliam Darcy arasındaki aşkı anlatır. Elizabeth zeki, açık sözlü ve bağımsız düşünceli bir genç kadındır. Darcy ise ilk bakışta soğuk, mesafeli ve kibirli görünür. Bir baloda tanıştıklarında Darcy'nin Elizabeth'e karşı küçümseyici tavrı, Elizabeth'in ona karşı önyargı geliştirmesine neden olur.
Bennet ailesinin yaşadığı bölgeye taşınan varlıklı ve cana yakın Charles Bingley, Elizabeth'in ablası Jane Bennet ile tanışır. Jane nazik, iyi kalpli ve duygularını kolay kolay belli etmeyen bir genç kadındır. Bingley ile Jane arasında zamanla karşılıklı bir sevgi doğar. Ancak Bingley'nin çevresindeki bazı kişiler, Jane'in ailesinin sosyal konumunu ve Bingley ile aralarındaki sınıf farkını sorun olarak görür. Bu durum, iki gencin ilişkisinin önüne engeller çıkarır.
Elizabeth ile Darcy'nin yolları yeniden kesiştikçe aralarındaki çekim, yanlış anlaşılmalar ve kırgınlıklarla iç içe geçer. Darcy, Elizabeth'e karşı hislerini itiraf ederek evlenme teklif eder; fakat teklifinde ailesinin sosyal konumuna yönelik küçümseyici düşüncelerini de belli eder. Elizabeth onu reddeder ve davranışları nedeniyle eleştirir. Bu karşılaşma, Darcy'nin kendi gururunu sorgulamasına, Elizabeth'in ise insanları değerlendirirken yanılabileceğini fark etmesine yol açar.
İlerleyen süreçte Darcy'nin bir mektubu, iki karakterin birbirleri hakkındaki düşüncelerini değiştirir. Elizabeth, Darcy'nin davranışlarının ardındaki gerçekleri öğrenmeye başlarken Darcy de sevgisini yalnızca sözlerle değil, davranışlarıyla göstermeye çalışır. Jane ve Bingley'nin ilişkisi de çevrelerindeki müdahaleler ve yanlış yönlendirmeler nedeniyle sınanır. Böylece iki kız kardeşin aşk hikâyesi, aile beklentileri ve toplumsal baskılarla iç içe ilerler.
Gurur ve Önyargı, aşkın yanı sıra ilk izlenimlerin yanıltıcılığını, sınıf farklılıklarını, aile baskısını ve insanın kendi hatalarını kabul etmesinin önemini işler. Elizabeth ile Darcy'nin gurur ve önyargılarını aşarak birbirlerini tanımaları; Jane ile Bingley'nin ise iyi niyet ve sevgiyle ilerleyen ilişkileri, romanın iki temel aşk hikâyesini oluşturur. Jane Austen, gerçek sevginin yalnızca duygulara değil, karşılıklı anlayışa, saygıya ve kişinin kendini değiştirebilmesine de dayandığını gösterir.