Son zamanlarda satranca karşı artan ilgim dolayısıyla sürekli karşıma çıkan uzun zaman önce okuduğum bu kitap üzerine düşünürken düşündüklerimden rahatsız olduğumu fark ettim çünkü kafa sesim "hadi ama! fazla abartılmış, beklentiyi asla karşılamayan belli bir birikimi olan her insanın şimdi…devamıSon zamanlarda satranca karşı artan ilgim dolayısıyla sürekli karşıma çıkan uzun zaman önce okuduğum bu kitap üzerine düşünürken düşündüklerimden rahatsız olduğumu fark ettim çünkü kafa sesim "hadi ama! fazla abartılmış, beklentiyi asla karşılamayan belli bir birikimi olan her insanın şimdi başlasa tek gecede yazabileceği bir kitap" diyordu. Rahatsız olduğum bu düşünceleri değiştirmek amacıyla ve biraz da yazara haksızlık ettiğim düşüncesine kapılarak kitabı okuyanların yaptığı yorumları okudum çünkü okuyalı uzun zaman olmuştu ve içerik kafamda pek de net değildi.
Yorumlar kitabı çok beğenen ama neden beğendiğini yazmayan insanlarla doluydu; kimi yazarın son kitabı olduğunu, baş karakterle aslında kendi hayatına atıfta bulunduğunu söylüyordu, kimi için herkesin en az bir kez okuması gereken kült bir eserdi, kimine göre popüler kültürün kurbanı olmuş ama okuyan kimse doğru dürüst anlamlandıramamış yazarın anlatmak istediği o hiçlik anlayışını, yaşam amacı edinmenin kutsal manasını... Ve tabi bir de kitabı baştan sona özetleyenlerle birlikte kitaptan bi iki söz paylaşıp kendini hiçbir şey yazmamaktan kurtaranlar vardı.
Sonuçta ise onca insanın düşüncelerini okumak düşüncelerimi değiştirmedi ve kitabı baştan okumam gerektiğine karar verdim.
Kitabı baştan okuyan yazarın anlatım şeklini tarzını ve o akıcı üslubunu diğer kitapları üzerinde deneyimlemiş biri olarak: kitabın beklentimi karşılamadığını söylemek durumundayım.
Kısa süren ve tek solukta bitirdiğim kitaplarda yaptığım gibi olay örgüsünün içine serpiştirilmiş felsefik detaylar aradım. Çünkü bildiğimiz üzere özlülük denen bir kavram var ve az sözle çok şey anlatmak takdir edilesi bir şey ancak yorum yapanların altını çizerek söylediği ve yazarın sadelikle betimlediği o hiçlik durumuna karşın bir yaşam amacına sahip olmak ve bu amacı kaybedince yaşamaya değer bir şey kalmaması düşüncesi dışında (ki bunlar tarih boyunca fazlasıyla ele alınmış konular eğer tekrar dile getirmek istiyorsanız mevcut eserlerden farkınızı ve üstün kılacak özelliklerinizi ortaya koymanızı beklerim) felsefik diye nitelendirebileceğim veya kendime kılavuz olarak görüp ders çıkarabileceğim anlamı veya anlamları bulamadım.
Yazarın insan psikolojisini insan psikolojisine en yakın oyunlardan biriyle anlatmasına rağmen oyuna dair psikolojik yönlere pek yer vermemesine de içerledim ayrıca.
Ancak yine de fazla zamanınızı almayacak bu kitabı okumanızı, kitap okuma alışkanlığı olmayan insanlara; akıcı, anlaşılır ve sade anlatımı dolayısıyla tavsiye etmenizi isterim. Çünkü kitapları sevdirebilecek düzeyde okunmaya değer bir eser olduğunu düşünüyorum.
Sağlıcakla Kalın.