Bana kalırsa başlı başına bir kara komedi olan film. Mesela yorumlarda müzikal kısımların başarısızlığından bahsedilmiş ama bence müzikal kısım zaten başarısız gösterilmek istenmiş. Gerçek hayatta örneğine çok sık rastlayabileceğiniz iki müzisyen. Belli etkinliklere çağrılıyor, belli insanlar tarafından alkışlanıyorlar ancak gelin…devamıBana kalırsa başlı başına bir kara komedi olan film. Mesela yorumlarda müzikal kısımların başarısızlığından bahsedilmiş ama bence müzikal kısım zaten başarısız gösterilmek istenmiş. Gerçek hayatta örneğine çok sık rastlayabileceğiniz iki müzisyen. Belli etkinliklere çağrılıyor, belli insanlar tarafından alkışlanıyorlar ancak gelin görün ki kendilerine verilecek ücretlerin bile sözü tutulmuyor.
Nadir Sarıbacak’ın canlandırdığı karakter tam bir Entel Feridun ve trajikomik bir hayat yaşıyor. Etrafımda o kadar sık gördüğüm bir insan tipi ki dramatik hikayesi güldürdü beni. Radyocu, şair, yazar, sanatsever ama hepsini kendi çapında yapıyor.
Kuaför dükkanı açmak isteyen karakter film boyu kendini anlatmaya çalışıyor. Kendini anlayan birilerinin arayışında.
Filmdeki tüm karakterler aslında sadece “yaşıyor”. Oha demelik bir olay yok ve bu çok güzel hale getiriyor filmi. Ercan Kesal’ın peruğuna kadar her şey sessiz sakin bir kara komedi. Hayatla dalga geçen bi film bence ve bu çok hoşuma gitti. Çok trajikomik, çok doğal, çok gerçek.
Yorumlarda da dendiği gibi gerçekten tutunamayanların hikayesi ama tam da hayatın içindeki tutunamayanları anlatıyor. Belediye konserlerine gittiğinizde, adını hiç bilmediğiniz ve muhtemelen bilmeyeceğiniz müzisyenleri öylesine dinlerken, uzun yol yaparken durduk yere radyoda şiir okuyan bir radyocuya denk gelip “Bu ne yahu?” diye geçtiğinizde veya kuaföre gittiğinizde denk geldiğiniz; gazetelerin minicik bir bölümünde taş çatlasa 2-3 satır kendini anlatıp basit sloganlarla kendini tanıtmaya çalışan insanların hikayesi. Bu da insana muhabbet ediyormuş gibi bir his veriyor haliyle. Çünkü izlediğiniz her şey cidden çok doğal ve öylece oluvermiş gibi.
Özellikle Nadir Sarıbacak’ın sahnelerine bayıldım ben. Ercan Kesal’ı zaten aşırı severim. Şu radyoya konuk oldukları ve “Benim her soruya tek bir cevabım var o da müzik.” dedikleri sahnede çok güldüm.
Çok başarılı bi film bence hakikaten. Yorumlarda bazı şeylerin çok ciddiye alındığını düşünüyorum. Yani kara komedi olarak görünce film çok güzel ve trajikomik işleyişle müthiş harmanlanmış. O kısımları hata olarak görmeyip bu şekilde değerlendirdiğim için çok keyif alarak izledim.
Ses konusunda da şunu düşündüm. Bazı yerlerde konuşmaları ben de duyamadım ama bilerek yapılmış gibi geldi. Mesela Nuri Bilge Ceylan’ın Ahlat Ağacı’ndaki bir sahnede de karakterleri duyamıyorsunuz ve NBC o sahneyi bilerek öyle yapmış. Sonuçta izleyici üçüncü bir gözdür ve bu mesafeden kimse bu konuşmayı duyamaz, o yüzden izleyici de duyamasın demiş. Yozgat Blues’da da benim aklıma o mantık geldi yine. Herhalde bilerek yapılmış diye düşündüm. O yüzden onu da hata olarak görmedim. Yani hataysa bile böyle değerlendirince güzel bir hata haline geliyor. Öyle işte. Bence kesin izleyin. 🧚🏻♀️