Bir arkadaşımın “ne hayatlar var ya” yorumunu okuyunca izleme kararı almıştım. Zira farklı hayatlara her zaman ilgim vardır. İyi ki izlemişim dedim 4 bölümlük bu mini dizinin benim zihnimde bıraktığı iki temel olgu, “yobaz hangi dinden olursa olsun yobazdır” ve…devamıBir arkadaşımın “ne hayatlar var ya” yorumunu okuyunca izleme kararı almıştım. Zira farklı hayatlara her zaman ilgim vardır. İyi ki izlemişim dedim 4 bölümlük bu mini dizinin benim zihnimde bıraktığı iki temel olgu, “yobaz hangi dinden olursa olsun yobazdır” ve “özgürlük… çok kıymetli bir şey gerçekten”
Unorthodox dizisinden bahsediyorum; inançlar, yasaklar, kültürel baskılar, yaşama dair seçimler ve bir kadının benliğine (özgürlüğüne) yolculuğu anlatılmış biyografik bir mini dizi… İzlerken, toplumumuzun ve sıkıntılarımızın ne kadar benzer olduğunu ve yozlaşmanın aslında coğrafyaya dayalı olmadığını da gördüğüm güzel bir dizi…
Hasidik Yahudilerin hayatlarına belki birçoğumuz bu dizi ile şahit olmuş olabilir. Kapalı bir ekosistem içinde izole bir yaşam süren aşırı ortodoks hasidik cemaati hakkında belgesel niteliğinde bilgiler veriyor. Hristiyan bir marjinal topluluk olan Amishlere benzer bir yapıya sahip oldukları söyleyebiliriz. Dizi de bahsi geçen bu topluluk, nazi katliamından kurtulabilenlerin sülalesinden gelenlerin oluşturduğu Macar kökenli satmar yahudileri. Zamanında New York Williamsburg semtine yerleşmişler. Katı kurallarının temelinde zamanında yaşadıkları acı tecrübeler ve acılar olduğunu ara ara zaten hatırlatmış dizinin yapımcıları. Yani bu kapalı ekosistemi neden kurdukları ve neden bu kadar teknolojiye, modern olan birçok şeye karşı olduklarına dair atıflar var dizi boyunca.
Dizi karakterlerine yakında bakacak olursak; Yanky; çok naif ve masum bir karakter, bir tane doğrusu var ve bu bildiği tek doğru “cemaatin doğruları” ve bunlara gönülden bağlı. Ona ne öğretilmişse onu kabullenmiş ama kalbi katılaşmamış kurallara bağlı, ailesinin yönlendirmesi ile hareket eden ama karısının da gözünün içine bakabilen, onu anlamayan çalışan ve değişebileceğine inanan bir karakter. Berlin’e eşini aramaya birlikte gittikleri kuzeni Moishe ise hayatını yaşayan tek kişi diyebiliriz, zevklerinden taviz vermeyen bir tip. Aslında hayatımızda her yerde gördüğümüz iğrenç insanların özeti gibi bir karakter; her yerdeler ama o kadar korkaklar ki aslında karşılarında sağlam durunca geri basmak zorunda kalıyorlar. Ve başrolde gördüğümüz Esther Shapiro ise sıkı hasidik öğretileri ve inançları arasında adeta boğulmuş, bir çıkış yolu arayan ve aslında kendini arayan bir karakter. Görücü usulüyle hiç tanımadığı biriyle evlendirilmiş, sadece çocuk doğurması ve eşine karılık yapması istenen, onun dışındaki varlığının hiçbir şey ifade etmediği biri.
Kadının bir anlam ifade etmediği dünyadan, kazıtılmış saçlarının moda olarak algılandığı bir dünyaya göçün hikâyesi olarak da özetleyebileceğimiz bu diziyi bitirdiğinizde özgür düşüncenin, vicdanın, mantığın yer bulmadığı, yobazlığın kol gezdiği zamanların her zaman en büyük tehlike olduğunu da anlayacaksınız.
Özünde gayet basit, kolay ve anlaşılır olan dinin bir takım ritüellere ve ezberlere ya da tahrif edilmiş, içine sokuşturulmuş, uydurulmuş, özünden koparılmış hali ile hayatlarını sürdürmeye çalışan insanlar biz zaman sonra inandıkları gibi değil, yaşadıkları gibi inanmaya başlıyorlar. Oysa ilahi dinlerin son kutsal kitabı Kur’an- Kerim şu türden ayetlerle bezelidir mesela:
"Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez." Bakara Suresi - 185. Ayet
"Allah üzerinizdeki ağır sorumlulukları hafifletmek istiyor. Çünkü insan zayıf yaratılmışıdır.” Nisâ Suresi 28. Ayet
"Peygamber ki kendilerine iyiliği emreder, kötülükten men eder. Onlara güzel şeyleri helal, çirkin şeyleri haram kılar. (yanlış inanç ve hayat tarzları nedeniyle üstlendikleri) üzerlerindeki ağırlıkları, sırtlarındaki zincirleri kaldırıp atar." A'râf Suresi - 157.Ayet