Açıkçası böyle bir kitabın eleştirisini yazmak kendime saygısızlıkmış gibi geliyor. Ama çok fazla film izleyen biri değilim ve her gün bir dizi/kitap bitirmek mümkün değil tabii ki. Ve güzel içeriği olan eserleri en küçük güzel ayrıntısını kaçırmadan yorumlamak isterim. Okuyacağım…devamıAçıkçası böyle bir kitabın eleştirisini yazmak kendime saygısızlıkmış gibi geliyor. Ama çok fazla film izleyen biri değilim ve her gün bir dizi/kitap bitirmek mümkün değil tabii ki. Ve güzel içeriği olan eserleri en küçük güzel ayrıntısını kaçırmadan yorumlamak isterim. Okuyacağım ve izleyeceğim şeyleri olabildiğince yüksek bir seviyede tutmaya çalışıyorum çünkü belli bir yerden sonra edindiğin tecrübeler sonrası başkaları için güzel sayılabilecek şeyler bile sana çok kötü gelebiliyor. Bu seriyi okuduğumda 12-13 yaşlarındaydım. Açlık Oyunları serisinin ilk 3 kitabını beş günde bitirdiğim haftadan sonra zaten sevdiğim kitaplara iyice bağlanmıştım. Ben, beni tetikleyen o seri dolayısıyla daha çok bilimkurgu - fantastik türü kitaplar okuyordum. Çoğu zaman olduğu gibi yaz tatiline gittiğimde zamanımın çoğunu, diğerleriyle olan yaş ve cinsiyet farkından da kaynaklanan, en yakın kuzenimle geçiriyordum. İkimizin de kitaplara bağlandığı o sene kuzenim, çevresinden de kaynaklı o çok popüler olan aşk kitaplarını okuyordu. Ve onu okumaya iten kitap "Kötü Çocuk" olmuştu. Birbirimizle kitaplarımızı paylaşmaya başladığımız o tatilde ben ona sonrasında daha çok seveceği bilimkurgu - fantasik türünü tanıtırken o da bana benim çerez olarak tercih edeceğim aşk türünü tanıtmıştı. O zamanlar onun favorisi olan bu seriyi onun sayesinde ben de okumuştum. Başından beri çok ısınamadığım bu seriyi - tecrübesizliğimden ve söyleyeceğim herhangi bir olumsuz şeyin okuyan diğerlerinden alacağı tepkiden dolayı - kendimi biraz da olsun sevdiğime inandırmıştım. Şu anda düşünüyorum da böyle bir kitabı kardeşimin o yaşta okumasını istemezdim. Ülkemizdeki büyük eksilerden biri kitaplara yaş sınırı getirilmemesi galiba. Bu kitap sadece çıktığı dönemde ilklerden olduğu için o kadar popülerdi. Hiç bir edebi değeri olmayan bi şey. Elbette eleştiri yazıyorum. Hakaret etmemeliyim ve olabildiğince kibar olmaya çalışıyorum ve yazdıklarım kesinlikle hakaret olarak algılanmamalı ama ben bu "ŞEYE" kitap denilmesine karşıyım. Kağıt, para ve zaman israfından başka hiçbir şey değil! Burada Büşra Abla'ya da lafım yok diğer kitaplarını okumadım ve tanımadığım bir insan hakkında yorum yapamam. Konu tamamen seriyle ilgili. Bu seri eğer sadece dijital ortamda kalmış, kağıda dökülmemiş oldaydı sadece saygı duyardım. Ama böyle bir şeyi sanki çok büyük bir edebi değeri varmış gibi kağıda dökmek, çok mükemmelmiş gibi laf söylettirmemek körlükten başka bir şey değildir. Her söylenene inanan; bu popüler, bu ünlü diye her yaptığına kananların körlüğü. Lütfen okumayın, okutturmayın.