Filmi izleme sebebim kapak fotoğrafına bakarak muazzam pozitif bir film olacağını düşünmemdi.Büyük saçmalamışım. Sizde aynı hataya düşmeyin. Filmin başlarında sıkıldım fazlaca. Klasik ilerleyen bir filmdi ama filmin konusunu filmin içinde ilerledikçe öğrenince şok oldum. Filmin konusunusizin burada öğrenmeniz daha doğru…devamıFilmi izleme sebebim kapak fotoğrafına bakarak muazzam pozitif bir film olacağını düşünmemdi.Büyük saçmalamışım. Sizde aynı hataya düşmeyin. Filmin başlarında sıkıldım fazlaca. Klasik ilerleyen bir filmdi ama filmin konusunu filmin içinde ilerledikçe öğrenince şok oldum. Filmin konusunusizin burada öğrenmeniz daha doğru olur diye düşünüyorum. Bir insanı doğumundan 30'lu yaşlarının sonuna kadar farkında olmadan geçirdi tüm zamanları 5000'den fazla kamera ile 24 saat boyunca kayda almak ve bunu canlı olarak Dünya'da yayınlamak. Aşırı etik dışı olarak görüp başta tiksinsemde devamında 4-5 dakikalık düşünme sonucu aslında toplumun %90'ının böyle programları izlediği ve bunun ahlaki ve mantık yönünü hiç sorgulamadıklarını hatırladım. Survivor,Kısmetse Olur gibi aynı sonuca hizmet eden,tek farkı kameraya çekilmelerini bildiklerini ve para aldıklarını hatırladım. Bu şekildeki aptal programlar tıpkı filmdeki gibi reyting rekorları kırıyor. Niçin hâlâ anlamış değilim. Her neyse filmin asıl anlatmak istediği konu beynimizde çevrelendirdiğimiz kendi Dünya sınırları ve doğruluk kavramı. Doğruluk aslında dürüstlük değildir,bizim dışımızda yaşayan her varlığı (yani gerçekliği) göz ile görüp algılamaktır. Hepimizin gittiği en uzak kısım vardır. Mesela Türkiye'den en uzak olarak Almanya'ya gidip ilerisini görmediniz. Almanya'dan Belçika'ya geçmek istediğinizde çevreniz size "biletler pahalı,vize gerekli,orası güzel değil" gibi bahaneler uydurdu. Siz ise hırs yaptınız ve çevrenize sürekli "Belçika'ya gitmek için para biriktirdim" gibi şeyler söylediğinizde bu defa vize alamnız gerektiğini söylediler. Siz vizeye başvurana kadar belkide Belçika seti sizin için hazırlanıyor ve gittiğinizde herşey hazır oluyor. Belki bu yazıyı okurken kayıttasın,belki seninde bir programın var ve daha büyük bütçeli olduğu için kocaman bir Dünya'yı zihninize kazıdılar. Belkide programın reytingleri düştü ve açık hava setlerine yeterli para yetmediği için virüs var deyip sizi minimum olarak evinizden uzağa taşımak istiyorlar. Bu yazı seni uyarmak için dostum. Arkadaşların ile iddiaya girip oyunu en zor mod olan T.C simülasyonuna ayarladın. Oyuna sadece 3 para attığın için Türkiye ekonomisinin en kötü olduğu zamanda başladın oyuna. Arkadaşların sana şaka yapıyor ve simülasyonun ayarını dahada zora ayarlıyor. Bu yüzden gitgide fakirleşiyor ve depresif hale geliyorsun. Ayrıca başına oturduğun simülasyon oyunu düşük bir makina ve bu yüzden bu simülasyonda bulunduğun evren ile ilgili fazlası ile cevaplanmamış soru var. Bu yaşamın bir simülasyon,senin haricinde kimse gerçek değil,ölümüne kadar ne yaşarsan yaşa öldükten sonra bir AVM'de bir sanal gerçeklik konsolunda uyanacaksın ve gerçek hayatında sadece birkaç saat geçmiş olacak. O yüzden bu hayatı takma ileride uyanacaksın. Cidden bu film sayesinde dolaylı olarak simülasyon teorisini derince düşündüm ve hiç yadırganamayacak kanıtlar var fakat bunu tartışmak pek doğru değil. Filme döneyim,Jim Carry'in bir gülüşü var ki gören insanın ömrünü uzatır. Sonuç olarak sorgulatan fakat beni fazla sarmayan bir yapım oldu. Filmin anlatmak istediği kendi Dünya'nızın sınırlarını kırın dostlar,sen hariç okuyan arkadaş ölünce zaten bir oyundan uyanacaksın fazla kasma. Her ortamda izlenir.
Benim bu filme 10 üzerinden puanım
7.5⭐