Spoiler içeriyor
Jennifer anistonun ismini sürekli unutuyorum. Halbuki gördüğüm filmlerini izlemeye çalışırım. Aslında böyle bir başlangıcı jannine aldatan kocasına ve o kadına sövmemek için yaptım. Aldatan erkek görmeye dayanamıyorum. Nefret ediyorum hepsinden. Hele evli erkekle birlikte olan kadından daha çok nefret ediyorum.…devamıJennifer anistonun ismini sürekli unutuyorum. Halbuki gördüğüm filmlerini izlemeye çalışırım. Aslında böyle bir başlangıcı jannine aldatan kocasına ve o kadına sövmemek için yaptım. Aldatan erkek görmeye dayanamıyorum. Nefret ediyorum hepsinden. Hele evli erkekle birlikte olan kadından daha çok nefret ediyorum.
Allahın bazı kadınları daha güzel yaratmış olmasına da içten içe içerliyorum. Mavi gözlü ya da dolgun dudaklı olmadığım için çekici bulunmamak haksızlık değil mi?
Yazacak çok şeyim vardı ama filmde özellikle bu ikisine odaklanmışım. Ha bir de bethin ayrıldıktan sonra ve babası kalp krizi geçirdiği zaman orada bulunan diğer kocaları görünce aslında evliliğin pek de matah bir şey olmadığını anlaması süper olaydı. Ki sonunda evlenmeselerdi daha da iyi olabilirdi. Şaka! Adamın yaptığı evlilik teklifi ve kendi istemediği halde sırf sevdiği kadın istiyor diye evlenmesi nereden baksan güzel hareket.
Ana sayfada izlediğim filmin yorumlarına bakarken bir arkadaşa denk geldim gönderilerinde sürekli sevgilisinden ismiyle bahsetmiş dedim ben de kocamdan bahsedicem🤭 Evet bu filmi seçtim çünkü manyak gibi kıskandığım için gerçek insan barındıran filmleri izlemiyorum onunla. Allah korusun bir tane kadına…devamıAna sayfada izlediğim filmin yorumlarına bakarken bir arkadaşa denk geldim gönderilerinde sürekli sevgilisinden ismiyle bahsetmiş dedim ben de kocamdan bahsedicem🤭
Evet bu filmi seçtim çünkü manyak gibi kıskandığım için gerçek insan barındıran filmleri izlemiyorum onunla. Allah korusun bir tane kadına bakar da onu da benden allah korur. O yüzden beraber animasyon izliyoruz ve içlerinde en çok odaklanarak izlediği hatta sevdiği animasyon bu oldu.
Kendine benzetiyor olabiler şişkoluk bakımından🤭
Neyse bir de film için esaslı ama minik bir yorumumu bırakıp kaçayım malum yarın sunumum vaarr😱
Bir zamanlar bu seriye karşı çok önyargılıydım nedendir bilinmez. Ben madagaskar gibi hayvan özelinde giden animasyonları sevmiyordum sanırım bir aralar. Ama animasyona ilgim artınca bu duvarı kırdım çok şükür. Ki hala madagaskarı izleyemiyorum bir itici geliyor onu da izlicem inş. Sonra işte kungfu pandadır buz devridir ejderhanı nasıl eğitirsindir falandır filandır aslında televizyonda çatpat izlediğim her animasyonu tekrar ve tekrar izledim. İzliyorum ya artık gocunmuyorum baya baya😁
Spoiler içeriyor
Saye gölge demek, senin sayende dediğimizde ise senin gölgende demiş oluyoruz. En azından ben öyle öğrendim Şermin Yaşar’dan. Kelime Müzesi sunumu yapacağım zaman da görmüştüm müzenin bir duvarında saye yazıyordu üstünden ışık vurunca gölgesi duvara düşmüştü, bu kelimenin anlamını da…devamıSaye gölge demek, senin sayende dediğimizde ise senin gölgende demiş oluyoruz. En azından ben öyle öğrendim Şermin Yaşar’dan. Kelime Müzesi sunumu yapacağım zaman da görmüştüm müzenin bir duvarında saye yazıyordu üstünden ışık vurunca gölgesi duvara düşmüştü, bu kelimenin anlamını da bu şekilde yansıtmışlar.
Artık hikayeyi yazan kişi de bu anlamı biliyor olmalı ki kadının ismi Saye Işık. Bir isim oyunu yapmış, belki tasavvufta bir şeye de gönderme yapmıştır. Sahi ne ayak diye düşündüm normalde izlediklerimin yönetmenlerine falan bakmam ilk kez bu filminkine baktım sırf bu konudan dolayı. Garip geldi başka izleyenlerin de yorumu okumak istiyorum bu konuda.
Gelelim filme başta kızarak başlayacaktım çok wattpad vari gelen kısımları oldu. Yok işte bir iki kelimeyle konuşan başrol erkek arada dövüş sahnelerinde yakınlaşmaları kızın kafa tutması falan. Ama bunlar her filmde oluyor di mi! Sonra bir ters köşe oldum ki anlatamam. Saye Kartala bırakmak istiyorum evi köşe bucak temizledim bir şey çıkmadı diyor ben hala aymıyorum. Ta ki araba sahnesine kadar orda bi heeeğğ oldum. Böyle de zeka seviyemizi ifşa ederiz işte. Yani bu da klişe kızı adamın hayatına tesadüfen girmiş gibi sokmak falan ama insan anlayamıyor işte. Üstten üstten bu ne be diye bakınca filme göremiyorsun tabii ana metni. Aslında ben kolyeyi görünce bir şey olmuştum demiştim bu kolye mevzusu da her filmde var anasını satayım falan diye. Tabii böyle demedim havalı olsun diye yazdım ama hiç havalı değil hem de hiç. Kabul et canım anlamadın işte anlamadıınn. Bir tek adamı vurduklarında bir işler döndürdüğünü anladın o kadar. Ciltleme ayağına dedeme gizli saklı çipleri verdiğini de anlamadın.
Arkadaşlar günlük hayatta bu işlemler bizim ne işimize yarayacak mantığıyla diksiyon öğrenmeye yaklaşıyoruz ya bugün şu dakika diksiyonumuzun düzgün olmasının ne işimize yarayacağını anlamış bulunmaktayım. Cuma günü sunumum var yazdıklarımı dışımdan okurken dilim dolanıyor, kelimeleri telafuz edemiyorum, çoğu harfi yutuyorum.…devamıArkadaşlar günlük hayatta bu işlemler bizim ne işimize yarayacak mantığıyla diksiyon öğrenmeye yaklaşıyoruz ya bugün şu dakika diksiyonumuzun düzgün olmasının ne işimize yarayacağını anlamış bulunmaktayım. Cuma günü sunumum var yazdıklarımı dışımdan okurken dilim dolanıyor, kelimeleri telafuz edemiyorum, çoğu harfi yutuyorum. Pişmanım o la lu labalalubala diyen abinin reelslerini kaydırdığım için.
Bu kitaba iki kere başladım, ikincisinde bitirdim. İlk instagramda birinin hikayesinde gördüm yorumlandığını, meşhur olduğu zamanlardı sanırım. O kişi abartıldığı kadar olmadığını beklentisini karşılamadığını falan söylemişti diye hatırlıyorum. İşte o zaman kitaba karşı bir önyargı oluştu bende ilk okuduğumda o…devamıBu kitaba iki kere başladım, ikincisinde bitirdim. İlk instagramda birinin hikayesinde gördüm yorumlandığını, meşhur olduğu zamanlardı sanırım. O kişi abartıldığı kadar olmadığını beklentisini karşılamadığını falan söylemişti diye hatırlıyorum. İşte o zaman kitaba karşı bir önyargı oluştu bende ilk okuduğumda o yüzden bitiremedim. Şimdilerde okumadan ya da izlemeden yorum okumaya çekiniyorum spoi yeme ve hevesimi kırma korkusuyla.
Kitabı okuyalı da çok oldu. Şimdi yazmamın nedeniyse ara ara kitabı hatırlamam ve hala birilerinin kurgusunu basit bulması. Olabilir her üretilen şey herkese göre olmayabilir mecbur saygı duyarız. Ama ben bu kurguya ihtiyaç duyan bir insanım. Kafamda açık kalan sekmelerden biri gerçekleşseydi hayatım nasıl olurdu diye düşünmekten yoruluyorum. Bu kitapsa benden daha kötü durumdaki birinin kafasındaki bu ihtimalleri yaşayarak görmesini sağlıyor. Yani kısacası herkesin hayatında bir sürü ihtimal olduğunu, o ihtimallerden herhangi birini yaşasak bile mutlu olup olmamanın bizim elimizde olduğunu ve hayatın keşkelerle yaşanmayacağını anlatıyor, bana öyle anlattı diyeyim. En basiti sevgilisinden ayrılmasaydı ve hayalini kurdukları o barı açsalardı nasıl bir hayatı olurduyu okumak içimdeki umut kırıntılarını canlandırdı. Burda mesele o ihtimalin gerçekleşirse kötü gidebileceği değil o ihtimalin de kötü gitme ihtimali olduğu.
Single inferno 5. Sezonu izliyorum şu an izleyen var mı ya da başlamayı düşünen beraber yorumlayabiliriz. Bazı yarışmacılara tek başıma sinir olmak istemiyorum🤭
Gerçekten iğrenç insanlarsınız ya! Abi biz zaten diziyi beğendiysek bir dahaki sezonu izleriz ne gerek var böyle oyunlara. En sinir olduğum şeylerden biri son dakika adamı gösterip yüzünü göstermemeleri. Hayır ben adamın yüzünü görsem ne görmesem ne hayatımda ne değişecek…devamıGerçekten iğrenç insanlarsınız ya! Abi biz zaten diziyi beğendiysek bir dahaki sezonu izleriz ne gerek var böyle oyunlara. En sinir olduğum şeylerden biri son dakika adamı gösterip yüzünü göstermemeleri. Hayır ben adamın yüzünü görsem ne görmesem ne hayatımda ne değişecek zaten dünyanın yarısı erkek herhangi birine benzer bir yüzü var ama yok merakta bırakıp bir dahaki sezonu gözlettirecekler ya bize ondan hep. Ama aşın artık şu aynı numaraları yapmayı.
Ha bir de dizinin ortalarında Emily in Paris tarzı bir şey yapmaya çalıştıklarını fark ettim. Sonuçta ikisinde de gözde bir kızımız var ve her sezon farklı bir erkekle oluyor. Yani ben bu sezon hayatında birisi varsa bir dahaki sezonda o adamın olmayacağını anlayabiliyorum artık. Baydınız, teşekkürler.
Yeni sezonun diğer sene olması olayını ilk kim çıkarttı acaba? Hayır bizim bu durumdan hoşnut olacağımıza nasıl ikna oldu onu merak ediyorum. Ben her sene yeni sezon gelmeden tekrar mı izlemeliyim diziyi? Hatırlamıyorum abi, yeni sezon gelene kadar önceki sezonlarda noldu hatırlamıyorum. Çünkü zaten çerez niyetine izlemişim, kimi zaman odaklanmamışım bile. Kasmayın ya bu kadar, sonuçta benzeriniz çok var!
Neden türkçe dublaj izlemeyi sevmediğimi daha iyi anlamamı sağlayan film diyebilirim. Şöyleki filmde orijinal dilinde izlesem sırıtmayacak şakalar, cümleler çeviri izlediğimde kulağıma pek de iyi gelmiyordu aşırı sırıtıyordu o replikler. Ha bir de bağırma ağlama gülme gibi sesler kendi dilinde…devamıNeden türkçe dublaj izlemeyi sevmediğimi daha iyi anlamamı sağlayan film diyebilirim. Şöyleki filmde orijinal dilinde izlesem sırıtmayacak şakalar, cümleler çeviri izlediğimde kulağıma pek de iyi gelmiyordu aşırı sırıtıyordu o replikler. Ha bir de bağırma ağlama gülme gibi sesler kendi dilinde izleyince ortada kalmıyor, çeviride ya o sesler de çeviriliyor ya da o kısım orijinal kalıyor ki iki ses arasında uyumsuzluk demek oluyor bu durum.
Gelelim filme ilk başta yani dublaj izlediğim bir on on beş dakika içerisinde filmi kapatmak istedim. Gerçi dublaj izlemesem de kapatmamı istettirecek kadar çocukça gelmişti konusu. Ama izledikçe Nadine ne kadar benzediğimi fark ettim. Kendinen nefret etmek, kendini bir yere uyumlayamamak nasıldır fazlasıyla deneyimledim ve hala bununla mücadele ediyorum. İzlerken bu benim ve ben gibi birini filmde görmek ne kadar güzel demek ki yalnız değilim gibi duygular hissettim. Filmin sonu klişe ama tam kıvamında bitiyor sevdim kısacası.
Ama en yakın arkadaşının ona bir kerede sırıtını dönmesini hala aşamıyorum. Yıllarca arkadaşsınız ama böyle bir tartışma anında bitti gitti yapabiliyorsun. Ben açıkcası o kızı affetmedim:)
Bir de lise döneminde gidip serseri tipli birine aşık olma konusunun işlenmesine ardından da film devam ettikçe iyi olan ve kızdan hoşlanan çocuğun erkek arkadaş olarak yazılmasına bayılıyorum. Budur abi. Vakti zamanında hepimiz yaptık o hatayı. Gerçi ben ünide düştüm o duruma ama. Sonunda seçtiğimiz kişinin bizim için yanlış olduğunu ve bunun filmlerde işlenecek kadar normal olduğunu gösteriyor hayat ve izlediğimiz bu filmler.
Vay be aradan yıllar geçmesine rağmen hala hatırlıyorum. Lise de mi ortaokulda mı ne izlemiştim. Gariptir ki nerde ne zaman kimlerle izlediğimi hatırlamıyorum ama filmin başından sonuna kadar olan ana noktalarını hatırlıyorum. Tabii o zamanlar koreceye hakim olmadığım için mafyatik…devamıVay be aradan yıllar geçmesine rağmen hala hatırlıyorum. Lise de mi ortaokulda mı ne izlemiştim. Gariptir ki nerde ne zaman kimlerle izlediğimi hatırlamıyorum ama filmin başından sonuna kadar olan ana noktalarını hatırlıyorum. Tabii o zamanlar koreceye hakim olmadığım için mafyatik tiplerin koreli olduğunu bilmiyordum şimdiyse onların olduğu sahneler çevirilmediği halde çoğunu anladım.
Lisede bir hocamız söylemişti beynimizin yüzde dördünü mü altısını mı ne kullanıyormuşuz. O söyleyene kadar haberim bile yoktu ki bu filmi o muhabbet geçmeden önce izlediğime eminim. Neyse o kısmı pek de hatırlamıyormuşum.
Şimdi her şeye hakim olmak ve her yerde olmak tanrısal bir şey ve belki de insan oluşumuzun bir göstergesi de beynimizin yüzde yüzünü kullanamıyor oluşumuz. Filmin ban kattığı bir diğer meseleyse bizi insan yapan duygulara ne derece ihtiyacımızın olduğu. Tamam acı, korku, üzüntü gibi duygular çok yıpratıyor ama sevgi ve birtakım ihtiyaçlarımız gibi gibi duygulardan da olduğumuzu düşünemiyorum.