Spoiler içeriyor
President Snow bir zamanlar birazcık da olsa iyi bir insan mıymış yaw?dememiz için mi kurgulanmış bu devam filmi? Evet birazcık. Arkadaşının asılmasına nasıl göz yumdu, diyeceğim e zaten okuldakilerin arkasından konuşmasına izin veriyordu. Lucy Gray bana güven diyip neden öyle…devamıPresident Snow bir zamanlar birazcık da olsa iyi bir insan mıymış yaw?dememiz için mi kurgulanmış bu devam filmi? Evet birazcık. Arkadaşının asılmasına nasıl göz yumdu, diyeceğim e zaten okuldakilerin arkasından konuşmasına izin veriyordu.
Lucy Gray bana güven diyip neden öyle bir şey yaptı? Snow'un "bizi en çok sevdiğiniz şeyler yok eder." lafının nereden geldiğini görelim istediler herhalde.
Tüm seriyi üç günde falan izlediğim için "sen de o ağaca gelecek misin?" Şarkısı anlamlı geldi.
Açıkçası filmi izlerken içimde capitoldekilere karşı bir cani olduğunu hissettim. Suyu gösterip gösterip geri çeken kıza en layık sondu mesela parmaklıkların ardındaki herifin yaptığı.
Film bir yandan iki tarafa da merhamet etmemizi isterken bir yandan da insanların içindeki kötülüğü nasıl da harlayabileceklerini gösteriyor bence. Capitoldekiler için açlık oyunları gibi bir durumu kabul etmeye mecbur bırakıldıklarını düşünürken tam, itiraz eden başkanın oğlu gibi olmadıkları için pek de onlara acımaya yanaşamıyoruz. Mıntıkalardaki insanlar keza, yaşadıkları duruma doğduklarını biliyoruz ama durumu birbirleri için daha kötü hale getirdiklerini de izliyoruz aynı zamanda.
Beğendim ama ben. Snow kişisine farkı bir açıdan bakmamızı sağlamış. Filmlerden birinde "sen hiç 12. Mıntıkaya gittin mi?" Diye sorup kendisinin gittiğini ve oradaki insanların ezik olduğunu söylüyordu. Bu filmde bu durumu da görmüş olduk.
Spoiler içeriyor
Sanırım finali hakkını veren filmlerden benim için. Evli mutlu çocuklu sonunu en en ennn hak edenler arasında da aynı zamanda. Onca şeyin ardından bütün acı hatıralara rağmen yaşamlarını beraber sürdürmeleri dingin bir his bıraktı içimde. Kitaplarını okumuştum ama filmleri baştan…devamıSanırım finali hakkını veren filmlerden benim için. Evli mutlu çocuklu sonunu en en ennn hak edenler arasında da aynı zamanda. Onca şeyin ardından bütün acı hatıralara rağmen yaşamlarını beraber sürdürmeleri dingin bir his bıraktı içimde.
Kitaplarını okumuştum ama filmleri baştan sona izlediğimi hatırlamıyorum. İçimde bir bağ oluştu diyebilirim. Bu yıla kadar sanırım detaylı düşünmediğim için dönüp tekrar tekrar hiçbir filmi izlemem sanıyordum. Ama gerek bu seri gerekse uyumsuz serisi ve hp için birçok defa izleyebilirim diyebilirim.
Finnick'in sonunu kitaptan bildiğim için neredeyse kalbimi tutarak bekledim o anı. Karakterlerden ölenlerin acısı onunki kadar koymadı açıkçası. Hani katriss ve biz izleyenlere güvenli bir limandı bence o. Arkanı kollayan birisi.
Kurgunun en güzel kısmı ise eskinin yerine gelenin eskisinden daha iyi olmayacağı gerçeğini bize hatırlatması. Öyle sanıyoruz hep. Bunun Katniss gibi farkında olan var mıdır ya da snow gibi ona bunu gösterecek biri? Coin iyi bir yönetici olmayacaktı ve çok yerinde bir sona layık görüldü.
İlk filmi izlediğimden beri Gale gözüm tutmuyor meğerse son filmde yapacağı şeyi hatırladığım içinmiş. Sanırım hepsi Katnissin yapacaklarından haberdardı. Öyleydi zaten de onu kendi planlarına sürüklediler gibi bir şey oldu. Gale ya onu Coine sattı ya da Coin onu dahil etti.
Neyse buraya tekrar yazayım, bu seriye benzer bir kurgu evreni biliyorsanız benimle paylaşmanızı rica edeceğim. İzlerken gerçek dünyayı yansıttıklarını düşünmek keyifli oluyor.
Spoiler içeriyor
Dhsksxgagwowfhzna okkalı bir küfür etmek isterdim ama terbiyem müsade etmiyor. Lan madem seviyordunuz -ki seviyordun demeliyim lanet Alper, sen ayrıldın zira- niye ayrıldınız. Kurgu evrenindeki bu muhabbeti anlamayacağım. Sevenleri niye ayırıyorsunuz kardeşim zaten gerçek dünyada onda biri falan kavuşabiliyor insanların.…devamıDhsksxgagwowfhzna okkalı bir küfür etmek isterdim ama terbiyem müsade etmiyor. Lan madem seviyordunuz -ki seviyordun demeliyim lanet Alper, sen ayrıldın zira- niye ayrıldınız. Kurgu evrenindeki bu muhabbeti anlamayacağım. Sevenleri niye ayırıyorsunuz kardeşim zaten gerçek dünyada onda biri falan kavuşabiliyor insanların.
Sonda Adacım mutlu hayatıyla Alperin karşına dikilmiş tam Alpere içinden geçirdiklerinden ötürü beter ol diyeceğim adaya bak sen, sevgilim falan diyor. Ben bu mallığı bir yerden hatırlayacağım ama nereden?
He Alper ayrılmasaydı da nasıl biri olduğundan bahsetseydi Ada nasıl karşılardı orası muamma. Gerçi Alper kişiliğinden ötürü değil de o hayatı bırakamayacağını düşündüğü için ayrıldı diyebiliriz.
İzlemeyen kalmadı sanırım. Ben de bir arkadaş sevgililer gününde bu ikisini kullanarak post hazırladığı için gönderme mesajını merak edip izlemek istemiştim. Bir de hakkında pek izlenebilir yorumu duymadım. Hele yanında bir büyüğüyle izlemek zorunda kalan bir tanıdığım nasıl da arkadaşlarının kandırmasına geldiğini anlatınca bir merak etmedim değil. Öyleli.
Spoiler içeriyor
Ya hu bu film Japonya'da çok eskilere falan dayanıyormuş sanırım. Neyse ben derine dalmadan klasik yorumumu yapıp geçeceğim. Öncelikle yeşil gözlü pembe ejderya fikri benim ruh ikizimden çıkmış olabiler. Aksini düşünemiyorum bile. Sonralıkla animasyonlarda çekik göz görünümünü çok coook güzel…devamıYa hu bu film Japonya'da çok eskilere falan dayanıyormuş sanırım. Neyse ben derine dalmadan klasik yorumumu yapıp geçeceğim.
Öncelikle yeşil gözlü pembe ejderya fikri benim ruh ikizimden çıkmış olabiler. Aksini düşünemiyorum bile. Sonralıkla animasyonlarda çekik göz görünümünü çok coook güzel yaptıklarını düşünüyorum. Ha bir de şey abi siz kimsiniz ve nasıl bu kadar güzel çizebiliyorsunuz? Bakın karın tokluğuna yanınızda çalışabilirim nolur üç beş bir şey öğreneyim ya sizden🥺
Ama ben süper kahraman filmi diye buna derim. Tamam kasıntı bir erkek karakterimiz var. Tamam sonradan birlikte olacaklarını düşündüğümüz bir bekar anne karakterimiz de var. E zaten film ikincisi gelsin diye anneden bir mesajla bitti. Daha ne olsun. Bir de dönüşüm oldu mu dadundan yenmez ki o da var! Hehe küçük tatlı canavarımızı da unutmayalım. Onun ifadelerini çok iyi oluşturmuşlar. Hayır bir sahnede kollarını açıp Ultramani korumaya çalışıyordu ya sen bize göre devasa ama onların yanında minicik bir şeysin yaa.
Böyle izlerken yumuş yumuş olmak istiyorsanız bir izleyin derim;)
"Karı gibi!" Marketten çıktım, evime giden yol üstünde bir adamın telefondaki kişiye "karı gibi!" kıvırmamasını söylediğini duydum. Sadece ben de duymamışım yanımdaki bir kadın da duymuş. Adama dik dik baktığımı fark edince o da rahatsız olduğunu dile getirdi. Bu ortamda…devamı"Karı gibi!"
Marketten çıktım, evime giden yol üstünde bir adamın telefondaki kişiye "karı gibi!" kıvırmamasını söylediğini duydum. Sadece ben de duymamışım yanımdaki bir kadın da duymuş. Adama dik dik baktığımı fark edince o da rahatsız olduğunu dile getirdi. Bu ortamda bağımsız gönderi paylaşmayı istemiyorum ama tweeteri pek aktif kullanmadığım ve orada bir iki kişiye bile ulaşamayacağım için buradan yazmak istedim. İki karşılıklı atışan taraf arasında bir tarafın küçümsemek niyetiyle kullandığı bu tabirden rahatsız olmak için kadın olmanıza gerek yok. Başta kendinize saygınız olsun yeter.
Bir çizgi film karakteri olsaydım Ponyo olurdum🤭 uykusu geldiği an ortam fark etmeden uyuması yemek yemeğe olan düşkünlüğü ve bir şeyleri büyütebilmesi aynı ben. Mesela ben de olmadık olayları kafamda büyütebiliyoruum bu herkese nasip olmayan bir meziyet. Gelelim Miyazaki filmlerine.…devamıBir çizgi film karakteri olsaydım Ponyo olurdum🤭 uykusu geldiği an ortam fark etmeden uyuması yemek yemeğe olan düşkünlüğü ve bir şeyleri büyütebilmesi aynı ben. Mesela ben de olmadık olayları kafamda büyütebiliyoruum bu herkese nasip olmayan bir meziyet.
Gelelim Miyazaki filmlerine. Şimdiye kadar izlediğim filmlerinden sonra net bir şekilde diyebilirim ki kurduğu evrendeki insanlar, başlarına gelen garip olaylara ve kişilere pek de şaşırmıyor hatta normal karşılıyorlar. Ponyo'dan ilerleyelim. Kız balık ama sonra insan oluyor, e sonra deniz tanrıçası annesi var ama çevresindeki insanlara bakıyorsun hiçbir şaşırma belirtisi yok sanki her gün başlarına gelebilecek bir olay! Az şaşırın ya hu! Ha ben hikayeleri ne kadar beğensem de bazı çizimlerini korkutucu buluyorum. Korkunç derecede gerçekçi buluyorum da diyebilirim. Özellikle yaşlı çizimlerini.
Filmin sonu yıllar içerisinde beynimize kazınan çeşitli masal evrenleri gibi olmuş. Nasıl ki prens prensesi öpüp yüz yıllık uykusundan uyandırıyorsa (ki kardeşim neden uyandırıyorsun bırak bir yüz yıl daha uyuyim! Hem anam babam çoktan ölmüştür o zamana, ben yaşasam nolur ki? Derdim ben olsam) küçük suzukemiz de Ponyoyu öpüp insana dönüşmesini sağlıyor. Yaanii romantik değil bir kere ama ne denir bilemedim. Öyle işte.
Cehalet mutluluktur diyip izlemeseydim keşke filmi. Yaa üff herkes sevmiş bir ben sevmemişim. Ben mavi hapı seçerdim bu arada ve ben neo falan olmazdım mesela. Seçilmiş kişi, o kişi, bizi kurtaracak kişi. Aga niye kasıyoruz ya yeter bak. Matrix gibi…devamıCehalet mutluluktur diyip izlemeseydim keşke filmi. Yaa üff herkes sevmiş bir ben sevmemişim. Ben mavi hapı seçerdim bu arada ve ben neo falan olmazdım mesela. Seçilmiş kişi, o kişi, bizi kurtaracak kişi. Aga niye kasıyoruz ya yeter bak. Matrix gibi bir evrende bile aşk var bu arada. Ne alaka? Dümdüz çekemediniz mi filmi? Güzel kadınlar havalı sahneler olmasa yemez miydi o konular seyirciyi izlettirmeye, ekrana kilitlemeye? Yok efendim ya küçümsemeyin beni razıyım ben. Herkesin beğendiği çekildiği yıllarda çok iyi sahneler ve kurgu çıkarılmış bir filmi bir sen çözdün he gülüm falan diyin.
İkinci filmdeki tuvalet sahnesi neydi hele? Yok beni de onu öptüğün gibi öpmüş. Tam bu kısımda ne anlamalıydık? Hayır ben trinitynin kıskandırılmasında bir mana bulamadım.
Bütün o evreni oluşturan adam yapacağın seçimi tahmin edebiliyorum diyor. Ben de tahmin edebildim ki zaten abim. Tabii ki kadını seçecekti yoksa biz aşka olan inancımızı nasıl diri tutardık?!
Açılın! Nihayet izledim. Yıllar önce filmini izlemiştim diye hatırlıyorum şimdi de dizisi çıktığı için önce anime halini izlemek istedim. Avatarın -yani keşke avatar diyince aklımıza diğer film olan gelmese- bendeki izlenimini çocukların yetişkinlere baş kaldırması olarak açıklayabilirim. Durup onların daha…devamıAçılın! Nihayet izledim.
Yıllar önce filmini izlemiştim diye hatırlıyorum şimdi de dizisi çıktığı için önce anime halini izlemek istedim.
Avatarın -yani keşke avatar diyince aklımıza diğer film olan gelmese- bendeki izlenimini çocukların yetişkinlere baş kaldırması olarak açıklayabilirim. Durup onların daha on üç ila on altı yaş aralığında çocuk olduklarını idrak ettikçe şaşırıyordum açıkçası. Hayır yani kendimin yirmili yaşlarında kendine koyduğu hedeflerini bile gerçekleştirememiş bir genç olmamla alakası yok!
Birinci sezon sarmıyor gibi hani daha grup tam toplanmamış Zukomuz henüz iyilik perisi olmamış Tof aralarına katılmamış bu ne böyle! Ha bir de ben altıncı bölüme kadar arka arkaya izleyip bir on gün kadar ara verdim. Ondan da sarmamış olabilir.
Grubun gelişimleri sezon sezon takip etmek aslında motive edici bir yönü dizinin. Kendilerinin başarısız olduklarını düşündüklerinde bir diğerinin destekleyici konuşma yapması da keza öyle. Avatarımız Eng mesela birçok defa yapamayacağını düşündü ama diğerleri bir şekilde ona iyi gelecek bir şey yapmayı ya da söylemeyi başardı.
Hepsinin bir ilişkisi varken Tofcuğumu yalnız bırakmaları üzdü. Dobra bir arkadaşımız belki ama nihayetinde o da bir kız ve ara ara Soka'dan etkilenmiş gibi görünüyordu. Hadi Soka olmadı Zuko bari olsundu!
Appaysa favorim. Bir kere yanında sürekli yumuşacık bir şey var koşup koşup üzerine atlamalık tam. Halden anlıyor, mimikleriyle destek oluyor, seviyor ve sevgisini belli ediyor ya hu insan bir insandan ne ister ki!
Amcaya gelelim. Toplum içinde de salak numarası yapan insanlar vardır 'bu adam ne diyor' deriz. Aslında numara yapıyorlarmış kanıtı işte bu amca. Zindanda vücut geliştirmeye devam etmesini bir düşünün!
Üç günde hadi bilemedin iki günde bitirdim. Evimde misafirim olmuş bir sevdiğimi uğurluyormuşum gibi. Herhangi bir şey bükemiyorum, kılıç kullanamıyorum ya da kıvrak hareketlerle karşındakini alt edemiyorum edemem de ama grubun bir üyesi olmuştum ya ben! Gidiyim de biraz ağlıyim.
Uygulamayı kullanmaya başlayalı bir yıl oldu. Okuldan bir arkadaşım önermişti de yüklemiştim. Zaman zaman düşünürüm yazdıklarıma denk geliyor mudur diye. Buraya öylece, hiçbir şey olmamışken bir şeyler yazmak istedim. Hani olur ya önemli bir şey olmasını bekleriz ki o önemli…devamıUygulamayı kullanmaya başlayalı bir yıl oldu. Okuldan bir arkadaşım önermişti de yüklemiştim. Zaman zaman düşünürüm yazdıklarıma denk geliyor mudur diye.
Buraya öylece, hiçbir şey olmamışken bir şeyler yazmak istedim. Hani olur ya önemli bir şey olmasını bekleriz ki o önemli şey neticesinde hayatımız için önemli adımlar atalım, kararlar alalım. Şimdiye kadar bazı insanlar için küçük ama benim için büyük sayılacak önemli anlarım oldu ama bugün olmadı. Yazmak istedim hep istedim. Ama korktum. Tıpkı korktuğum diğer şeyler gibi. Korkum önümde bir duvar gibi dururken kendime iyi gelecek şeyleri yapamıyordum. Oysa bir kırılsa o duvar hayatımda iyi şeyler olacaktı. İyi olmasa bile, düşlediğim gibi olmasa bile.
Korku böyle bir şey işte. Seni koruduğunu sanıp bir adım atmaktan alıkoyuyor. Niyetlerimizin bir bir kursağımızda kalma nedeni de bu. Ya niyetlendiğimiz o şeyi yaparsak ve umduğumuz gibi olmazsa ve biz üzülürsek. İşte üzülmekten korkuyoruz, korkuyorum.
Korktuğum bir diğer şey de nasıl devam ettireceğimi bilmiyor olmam. Bir işe başlarsam nasıl devam ettireceğim? Bir hafta sonrası bir ay sonrası nasıl gelecek? Bir alışkanlık edinmek istediğimde yaşıyorum bunu uzun bir zamandır. Sanırım buna başarmaktan korkmak da diyebilirim.