Biomortem, bilimi roman kurgusuyla harmanlayan ve bunu öylesine etkileyici bir şekilde yapan bir kitap ki, beni derinden etkiledi. Kitap yalnızca bir hikâye anlatmakla kalmıyor; bilimsel gerçekliklerle yoğrulmuş bir anlayışı, ölüm gibi kaçınılmaz ve çoğu zaman korkutucu görülen bir kavram üzerinden…devamıBiomortem, bilimi roman kurgusuyla harmanlayan ve bunu öylesine etkileyici bir şekilde yapan bir kitap ki, beni derinden etkiledi. Kitap yalnızca bir hikâye anlatmakla kalmıyor; bilimsel gerçekliklerle yoğrulmuş bir anlayışı, ölüm gibi kaçınılmaz ve çoğu zaman korkutucu görülen bir kavram üzerinden sunuyor.
Yazar, karmaşık bilimsel bağları bile son derece anlaşılır bir dille açıklarken, ölümün aslında bir son değil, bir dönüşüm olduğunu hissettiriyor. Bu yaklaşım, ölümle ilgili toplumsal ve bireysel algımızı yeniden şekillendiriyor. Artık ölüm bana korkulacak bir karanlık gibi değil, varoluşun başka bir hali gibi geliyor.
Roman boyunca anlatılan olaylar, karakterlerin yaşadıkları içsel yolculuk ( Glia 🥹) ve bilimsel gelişmelerle örülmüş anlatımı, bana hem edebi hem de düşünsel anlamda çok şey kattı. “Biomortem”, ölüm konusuna getirdiği farklı bakış açısıyla yalnızca bir roman değil aynı zamanda bir farkındalık rehberi gibi...
Yazarın farklı bir üslupla yazdığı ilk romanı diyebilirim. Şahsen ben çok sevdim, uzun zamandır bu kadar sürükleyici bir roman okumamıştım. Tarihi bir roman değil aslında ama tarihi olaylar dekor gibi kullanılmış. Sanki bir günlüğüne geçmişe gitmişim ama bugünkü ben olarak…devamıYazarın farklı bir üslupla yazdığı ilk romanı diyebilirim. Şahsen ben çok sevdim, uzun zamandır bu kadar sürükleyici bir roman okumamıştım.
Tarihi bir roman değil aslında ama tarihi olaylar dekor gibi kullanılmış. Sanki bir günlüğüne geçmişe gitmişim ama bugünkü ben olarak oradaymışım gibi hissettirdi.
Kitap insan doğasının karanlık ve aydınlık yanlarını, iktidarın zehirli çekiciliğini ve ölümle burun buruna olmanın garip cazibesini çok etkileyici bir şekilde anlatıyor.
Karakter Analizi Yapacak Olursam;
( Sadece 3 karakter üzerinde durucam çünkü diğer karakterleri anlatabilecek kadar tanışmadık)
Anlatıcı: Haremağası
Ruhunu ve bedenini köleliğe adamış biri. Zeki, kurnaz ve işbilir olduğunu düşünse de, aslında efendisinin gölgesinde ruhen zincirli kalmış.
Efendi:
Zulüm ve deliliğin sınırlarında yürüyen bir karakter. Gücün etkisiyle karanlığa sürüklenirken, ancak ölüme yaklaşınca gözleri açılıyor.
Valide Sultan:
Gücünü paylaşmak istemeyen, iktidar için her şeyi yapabilecek biri.
Son olarak Kitap hakkında;
Kitabın ismi önce Haremağasının Anıları gibi düşünülmüş ama fazla Osmanlı'yı çağrıştırdığı için sonradan Engereğin Gözü yapılmış. Bu ismin verilme sebebi de çok güzel: Bakışıyla her şeyi durduran engereğin bile gözünü kamaştıracak kadar sarsıcı bir iktidar anlatısı.
Yazar bu kitapta farklı bir dil kullanmış çünkü olaylar bir haremağasının gözünden anlatılıyor. Zaten kendisi de bu dili sevdiğini ve başka kitaplarda da kullanmak isteyeceğini söylemiş ama her roman kendi üslubunu belirliyor demiş.
Bence sadece geçmişi değil, bugünü ve geleceği de anlatan bir roman bu.
Çok katmanlı, çok güçlü.
Engereğin Gözü, yayımlandığı yıl olan 1997'de Balkan Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüştür.
Bu ödül, romanın sadece edebi gücünü değil, insan doğasına ve iktidara dair derinlikli anlatımını da taçlandırmıştır.
Normalde dizi izleme konusunda çok başarılı biri değilim; çabuk sıkılırım ve çoğu zaman yarıda bırakırım. Ama bu dizide bazı şeyler beni öyle etkiledi ki, sonuna kadar izledim. Kurgusu, karakterlerin derinliği, atmosferi, ölüm sahneleri… Hepsi titizlikle tasarlanmış ve oldukça güçlüydü. Özellikle…devamıNormalde dizi izleme konusunda çok başarılı biri değilim; çabuk sıkılırım ve çoğu zaman yarıda bırakırım. Ama bu dizide bazı şeyler beni öyle etkiledi ki, sonuna kadar izledim.
Kurgusu, karakterlerin derinliği, atmosferi, ölüm sahneleri… Hepsi titizlikle tasarlanmış ve oldukça güçlüydü. Özellikle karakterler arasında kurulan ilişki ağları çok gerçekçiydi. Başta ana karakter olan kadın bana "özellikle garip olmaya çalışıyor" gibi gelmişti. Bazı insanlar gerçekten gariptir, bazıları ise sadece öyleymiş gibi davranır. 🤷♀️
Dizinin geçtiği mekanlar, küçük detaylara saklanan anlamlar, puzzle'daki çizimler ve gizemli hava beni içine çekti. İlk defa katili bulmakta bu kadar zorlandım diyebilirim!
Katilin soğukkanlılığı ise başka bir boyuttaydı. Merhametini bir zamanlar öldürecek kadar büyük bir öfke ve nefret taşıdığı çok belliydi ama yine de tüm öfkesi ve nefreti bulaşmayan herkese karşı merhamet barındırıyordu...
Ve evet biraz bağımsız olucak ama bu düşüncemle tekrar karşılaştık...
Ben nedense tiyatroculara ve psikiyatristlere karşı belli belirsiz bir önyargı taşıyorum farkındayım, bu pek doğru değil. Tanıştığım birinin bu alanlarla bağı varsa, özellikle dikkatli olmaya çalışıyorum, ama içimde hep şöyle bir düşünce oluyor: Sanki onlar, karanlık tarafa daha kolay ulaşabilir ve bunu ustaca saklayabilirler gibi geliyor.
Herkesin bir karanlık yüzü vardır aslında; kimisi bunu dizginleyebilir, kimisi ise ustaca kılıfına uydurur. Bir zamanlar ben de doğaçlama, drama gibi alanlarda sahne deneyimi yaşadım. Daha ileri gitmedim ama o kısa süreçte bile şunu fark ettim: Bir anda içinden bambaşka bir "sen" çıkabiliyor... Ve bu bana çok da hoş gelmedi. 🎭
Samimiyetin Esiri Ben kesinlikle samimi duyguların esiriyim. Sevgi de, öfke de, sitem de içten gelmeli. Yapay tebessümler, mecburi cümleler, olmayan ortamlar beni boğar. Bir insan beni sevmek zorunda değil… Ama eğer nefret ediyorsa bile, onu bile dürüstçe göstersin isterim. Çünkü…devamıSamimiyetin Esiri
Ben kesinlikle samimi duyguların esiriyim. Sevgi de, öfke de, sitem de içten gelmeli. Yapay tebessümler, mecburi cümleler, olmayan ortamlar beni boğar.
Bir insan beni sevmek zorunda değil… Ama eğer nefret ediyorsa bile, onu bile dürüstçe göstersin isterim. Çünkü sahicilik, en sert duyguları bile kabullenilebilir kılar.
Yaralı bir gerçek, cilalı bir yalandan daha güvenlidir bana. Çünkü ben sahte olan her şeyin uzağında kalmayı seçtim.
Spoiler içeriyor
Ölü Gelin’de en çok dikkatimi çeken şeylerden biri, kargaların hep cesetlerle birlikte gösterilmesiydi. Başta sadece karanlık bir hava katıyor sanmıştım ama sonra düşündüm: Kargalar doğada ölülerini gömen tek hayvan. Bu bence tesadüf değil. Ölü Gelin’in etrafında bu kadar çok karga…devamıÖlü Gelin’de en çok dikkatimi çeken şeylerden biri, kargaların hep cesetlerle birlikte gösterilmesiydi. Başta sadece karanlık bir hava katıyor sanmıştım ama sonra düşündüm: Kargalar doğada ölülerini gömen tek hayvan. Bu bence tesadüf değil. Ölü Gelin’in etrafında bu kadar çok karga olması, onun hâlâ yas tutan biri olduğunu, acısının gömülmemiş olduğunu gösteriyor gibi. Sanki onun yaşadığı o yarım kalmış hikâyeyi, kargalar omuzlamış da taşıyormuş gibi geldi bana.
Bir de filmde her şey istediği gibi tam olduğu zaman Ölü Gelinimiz aydınlanıyor asıl hayalini yaşamadığı için başka birinin hayalinde olduğunu. Aslında orada bir şeylerin tamamlanmasından çok, içinde bir şeylerin bittiğini anlatıyor gibi. Lord’u beklemiş, umut etmiş, onunla bir geleceği hayal etmiş… ama adam kendi ağzıyla ihaneti itiraf ettiğinde, sanki içinde hep taşıdığı o yükü bırakıyor. Gerçekten özgürleştiği an, evlenmeye çalıştığı değil; kandırıldığını kabullenip beklemeyi bıraktığı an bence.
Ve en dokunaklı olan da şu: O kadar şey yaşamış olmasına rağmen, kendi yaşadığı acıyı başkasının yaşamaması için geri çekiliyor. O bir aşkı değil, başkasının mutluluğunu seçiyor. Bu bence büyük bir fedakârlık. Çünkü bazen sevgi, sahip olmak değil, bırakmakla ilgili. Birini sevmekten ziyade onda, bizi uyandıran duyguyu seviyoruz ve gün geldiğinde gerçekten bizi sevmeyi hak etmediklerinde Ölü Gelin gibi sevgimizide alıp gitmeliyiz...
Filmde bunu çok güzel hissettirmişler.
Spoiler içeriyor
Dr.David Burnsten İyi hissetmek ve Birlikte İyi Hissetmek kitaplarını bitirmiş biri olarak psikiyatristin çok donuk ve teorik yaklaştığını düşünüyorum (kitapta psikiyatrinin notunda kendini geliştirmesi gereken konular olduğunu belirtmiş). David daha çok kişinin kendini keşfetmesi ve aydınlanmasına odaklanırken. Buradaki psikiyatristimiz duyguları…devamıDr.David Burnsten İyi hissetmek ve Birlikte İyi Hissetmek kitaplarını bitirmiş biri olarak psikiyatristin çok donuk ve teorik yaklaştığını düşünüyorum (kitapta psikiyatrinin notunda kendini geliştirmesi gereken konular olduğunu belirtmiş). David daha çok kişinin kendini keşfetmesi ve aydınlanmasına odaklanırken. Buradaki psikiyatristimiz duyguları direkt sunuyor ve ben bu tarzı sevmedim. Bashettiğim kitapları okumamış birine kesinlikle önce bu kitapla sonra Dr. Burnsla başlamasını söylerdim. Aradaki farkı anlamış olurdu. Bu daha ziyade ara basamak kitabı gibiydi.
Kadının kendi hakkında notları, farkındalığı, kendini düzeltmekten önce kabullenmesi gerektiği, karanlığını fark edip aydınlığa çıkabileceğini bilmesi ve o kısımdaki notları güzeldi.
Benim en çok beğendiğim ise yıllarca bildiğimiz kendini sevmezsen kimse seni sevmez mottosunun aslının sevgiyi tanımadığımız için bize gösterecek olan kişilerin sevgisi doğru olsa bile sorgulayabileceğimiz bu yüzden öncelikle sevgiyle tanışmamız gerektiğiydi✨
Yaptığımız işin kıymetinin ölümle yaşam arasında verdiğimiz mücadele olduğunu anladığım hatta anlamak çok basit kalır iliklerime kadar işlediği bir olayı anlatmak istiyorum... Sağlıkçılar arasında güne başlamak vital alınmasıyla başlar ve bunun önemini yeterince anladığımızı sanmıyorum. O günkü staj arkadaşım biraz…devamıYaptığımız işin kıymetinin ölümle yaşam arasında verdiğimiz mücadele olduğunu anladığım hatta anlamak çok basit kalır iliklerime kadar işlediği bir olayı anlatmak istiyorum...
Sağlıkçılar arasında güne başlamak vital alınmasıyla başlar ve bunun önemini yeterince anladığımızı sanmıyorum. O günkü staj arkadaşım biraz uyuşuk ve vital bakma sırası bizdeydi. Arkadaşımın yaptığı tek şey alınan değerleri dosyaya yazmak benim ateş, tansiyon, satürasyon, nabız almak.
Girdiğimiz bir odada 65-70 yaşlarında bir hasta var ve KOAH hastasıydı yanlış hatırlamıyorsam. Satürasyon değeri 40 gösteriyordu ve ben inanamadım. ( Yaşlı bireyde 95-100 arası ideal). İki defa hatta üç defa baktım çünkü oksijen maskeside takılıydı buna rağmen değerin düşük olması şoka kadar götürebileceğini bildiğimden ve teyze başta bizimle konuşurken sonradan düzgün konuşamama, bilinç bulanıklığı ve sol gözünde ağrı yaşadığını söylediğinde daha da telaşlandım ama bunu hastaların panik yaşamaması için arkadaşıma hemşireyi çağırmasını söyledim bu gibi durumlarda sorgulama sonra olmalı. Ben veya başka bir arkadaşım çağır dediği anda hemen çağırır sonra sorgularız çünkü acil bir durum olabilir. Fakat arkadaşıma o an sorgulamak cazip geldiği için ben hızlıca çağırdım.
Hemşire gelip bulguları test etti ve kadın kendini kötü hissetmiş fakat refakatçisi onu yalnız bıraktığı için yan taraftaki hasta yakınlarına söylemeye çekinip bizim gelmemizi beklemiş. Üstelik maskeyi takmış fakat çalıştırıcak halı olmadığı için çalıştıramamış. Maske çalıştıktan 1-2 dk sonra değer 70-80' e kadar çıktı. Hemşire diğer hasta yakını ve bizi tembih etti ve teyzeyi de uyardı bu tarz şeylerden çekinmemeleri gerektiği konusunda.
Vitallere geç baksak veya o an değeri görmezden gelsek, maske takıyor düzeliyor desek şoka kadar ilerleyip sonuçları farklı boyutlara kadar gidebilir. O an iliklerime kadar hissettim belki de en kolay uygulama vital almak ama hayati önemi paha biçilmez.
Arkadaşımı da sonradan uyardım. Çünkü o an ekip işi yorucu biliyorum ve biz yeni yeni alışıyoruz ama birbirimize destek olup kolaylaştırmamız lazım 🥹