Çıtır çerez, kafa yormayan, yer yer kara mizah yapılan ama suyu çıkarılmayan, hızlı akan bir animasyon dizisi. Favori bölümüm s5e6, dinle ilgili güzel bir kara mizah yapılmış :d
Film beğenilmemiş, ben beğendim. Bu toplumla ortak herhangi payda da buluşmak beni üzerdi. Bihter'in kameraya anlatımını beğendim. Özellikle yakaladığım birkaç that was she said espriler aşırı hoşuma gitti. Size kimse kitaba sadık kalacağız sözü vermedi. 2008 yapımını da unutun. Bunun…devamıFilm beğenilmemiş, ben beğendim. Bu toplumla ortak herhangi payda da buluşmak beni üzerdi. Bihter'in kameraya anlatımını beğendim. Özellikle yakaladığım birkaç that was she said espriler aşırı hoşuma gitti.
Size kimse kitaba sadık kalacağız sözü vermedi. 2008 yapımını da unutun. Bunun yeni bir yorum olduğunu ve bu yeni yorumun Bihter'e hak ettiği yere yerleşmesine yardım etmesine bayıldım.
Filmin finalini, Bihter'in bir erkeğin aşkına muhtaç olmamasını, mutsuz olduğu yerden gitmesi, kadınların toplumsal payda da bulunduğu yere değinilmesi beni ekstra mutlu eden nedenlerdendir.
İsviçre Alp'lerinde yaşayan bir rahibin günlüğü şeklinde yazılmış. Rahip, bir gün kör ve yetim kızla karşılaşır. Kızı ailesinin itirazlarına rağmen eve getirir. Rahibin oğlu kıza aşık olur ama rahip karşı çıkar çünkü suyun öteki yüzünde rahibin başka düşünceleri vardır. Kısa…devamıİsviçre Alp'lerinde yaşayan bir rahibin günlüğü şeklinde yazılmış.
Rahip, bir gün kör ve yetim kızla karşılaşır. Kızı ailesinin itirazlarına rağmen eve getirir.
Rahibin oğlu kıza aşık olur ama rahip karşı çıkar çünkü suyun öteki yüzünde rahibin başka düşünceleri vardır.
Kısa ama dopdolu bir kitap.
Matruşka misali hikaye içinden hikaye çıkıyor. Sondaki story by Gülseren Budaycıoğlu'nu görünce ufaktan afalladım ama televizyonda çıkan diğer dizileri gibi tiksindirtmedi. Yine ilk sezonun ikinci sezon için çekildiği dizilerden. İkinci sezon için aşırı yükseğim.
İlk bölüm aşırı sürükleyici ve merak uyandırıcıydı. Dizinin taşlamadığı tek şey ben falanım galiba. Aşırı eleştirel olduğu için bir yerden sonra darladı ve yordu beni. Yan karakterlere gereksiz rol verilmiş. Bunlara rağmen dizi kendini izletti.
Ağır bir film olmasına rağmen sürükleyiciydi. Mesaj kaygısı taşıyan bir filmdi. Müzikler çok iyiydi. Fransız olup İngiliz Krallını oynayan Timothee abimiz o çelimsizlikle İngiliz Krallığına pek yakışmasa da, savaş sahneleri biraz komik kaçsa da, karar aşamalarında yansıttığı duygular ve ruh…devamıAğır bir film olmasına rağmen sürükleyiciydi.
Mesaj kaygısı taşıyan bir filmdi.
Müzikler çok iyiydi.
Fransız olup İngiliz Krallını oynayan Timothee abimiz o çelimsizlikle İngiliz Krallığına pek yakışmasa da, savaş sahneleri biraz komik kaçsa da, karar aşamalarında yansıttığı duygular ve ruh hali direkt geçti bana.
İngiliz olup filmde Fransız prensini oynayan Robert Pattinson'da Twilight serisinden yakasına yapışan ergen eğlendiren adamlıktan bu rol ile çıkmış.
Şövalye Fastolf filmde sönük kalmış.
Başkiskopos hakkında yazacaklarım spoiler içerdiği için es geçiyorum.
İnsanın kararları hür iradesiyle mi yoksa manipülasyon altındayken başkalarının nedensizce, bilinçsizce isteklerinin size yansıması sonucu mu veriyor mesajı netti.
Genel olarak benim için lezzetli bir filmdi.
Belirli zümreleri rahatsız eden ofansif şakalar var. Bazı yerlerde bunu şimdi yapsalar ne biçim linç yerlerdi diye düşünmeden edemedim. Çok sağlam repliklere sahip harika bir oyun. Keşke canlı izleme fırsatımız da olsaydı.
Aşırı saçma, aşırı boş ve aşırı zaman kaybı bir dizi. Sahneler uzun mu uzun, sürekli kitapta (incil) yazılanlardan bahsediliyor. Dizide ne anlatılmak isteniyor belli değil. İzlemeyin izlettirmeyin.
Bugüne kadar izlediğim en gergin filmdi. Esther rolünü oynayan oyuncu yanılmıyorsam filmi çekerken 14 yaşındaymış, müthiş oyunculuk. Öyle ki kızı boğmak istemediğiniz tek sahne olmayacak. 50'nci dakikadan sonra midenizde kramplarla ve şaşkınlıkla izleyeceksiniz.