Ahmet Arif, Cemal Süreyya’ya öylesine inanır, öylesine sever ki, hiç görmediği halde, Cemal Süreyya’nın kız kardeşiyle evlenmek ister. “Kardeşime söyledim.Kız şaşırdı, ikiside birbirini tanımıyor. Evlen kız dedim. Türkiye’nin en iyi şairi, dedim. Zafer çarşısındaki kahvede sözleştik. Tanışacaklar. Aldım gittim kardeşimi,…devamıAhmet Arif, Cemal Süreyya’ya öylesine inanır, öylesine sever ki, hiç görmediği halde, Cemal Süreyya’nın kız kardeşiyle evlenmek ister.
“Kardeşime söyledim.Kız şaşırdı, ikiside birbirini tanımıyor. Evlen kız dedim. Türkiye’nin en iyi şairi, dedim. Zafer çarşısındaki kahvede sözleştik. Tanışacaklar. Aldım gittim kardeşimi, bekle bekle Ahmet Arif yok. Kız bozuldu, onuruna dokundu. Ertesi gün öğrendim ki , gömleği olmadığı için gelememiş.”
174 sayfalık bir kitabın bitmemesi için bir müddet ıkındım, daha geç bitsin diye her sayfayı 5 kez okudum. Gece komidimin üzerinde deli gibi okumak isterken sırf bitmesin diye yastığımın altına koydum. Ve bitti. "Abi çok iyi yazmış yaaa.. " dedim…devamı174 sayfalık bir kitabın bitmemesi için bir müddet ıkındım, daha geç bitsin diye her sayfayı 5 kez okudum.
Gece komidimin üzerinde deli gibi okumak isterken sırf bitmesin diye yastığımın altına koydum.
Ve bitti.
"Abi çok iyi yazmış yaaa.. " dedim elbette.En çok sevdiğim yer şurası idi; " Oysa kanamak da bir gülüştür yeryüzünde.."
Herşey çok güzel olacak adlı filmde bile, kadın erkeği erkeğin en yakın arkadaşı ile aldatıp her şeyi daha boktan bir hale sokuyorken, gelip bana şu kelimeyi söyleyip durmayın. Herşey olacağına varsın, gerisi önemli değil..
Az dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında.
“Yaşıyorum. Aysız ve kamp ateşsiz bir gece. Bir şey yerken yemekten başka bir şey düşünmem. Yürüdüğüm zaman da yürüyeceğim, hepsi bu. Savaşmak zorunda kalırsam, şu gün ya da bu gün gelmiş vız gelir tırıs gider. Çünkü ben ne geçmişte, ne…devamı“Yaşıyorum. Aysız ve kamp ateşsiz bir gece. Bir şey yerken yemekten başka bir şey düşünmem. Yürüdüğüm zaman da yürüyeceğim, hepsi bu. Savaşmak zorunda kalırsam, şu gün ya da bu gün gelmiş vız gelir tırıs gider. Çünkü ben ne geçmişte, ne de gelecekte yaşıyorum. Benim yalnızca şimdim var ve beni sadece o ilgilendirir. Her zaman şimdide yaşamayı başarabilirsen mutlu bir insan olursun. Çölde hayat olduğunu, gökyüzünde yıldızlar olduğunu ve insan hayatının özünde bulunduğu için kabile muhariplerinin savaştıklarını anlayacaksın. O zaman hayat bir bayram, bir şenlik olacak;
Çünkü hayat,
Yaşamakta olduğumuz andan ibarettir ve sadece budur.”
Ağaç olsaydım Müslüm Babanın mezarına dikilmek isterdim... Yaşarken bulamadığı huzuru yattığı yerde bulsun diye gölgemle de olsa yardım edebilmek için. Kafası hep karışık gibiydi yaşarken, ağır konuşmasını, hatta bazen takılıp susmasını geçirdiği trafik kazasına bağladı pek çok insan. Bence öyle…devamıAğaç olsaydım Müslüm Babanın mezarına dikilmek isterdim... Yaşarken bulamadığı huzuru yattığı yerde bulsun diye gölgemle de olsa yardım edebilmek için. Kafası hep karışık gibiydi yaşarken, ağır konuşmasını, hatta bazen takılıp susmasını geçirdiği trafik kazasına bağladı pek çok insan. Bence öyle değildi. Bence üşeniyordu Müslüm Baba.. Çok da uzun olmayan hayatında öyle bokluklar görmüş, öyle acılara tanıklık etmişti ki, artık konuşmaya üşeniyor, ızdırabını şarkıları anlatsın istiyordu. Izdırabın ızdırabımızdır baba, nur içinde yat..
Bu arada Müslüm Gürses dinlemediyseniz çok şey kaybetmişsinizdir,dinlemişsenizde çok şey kaybettmişsinizdir.
Özlediğim tek dizi. Ferhat hapishane günlerini anlatırken insan içinden ne kadar küfür ederse o kadar etmiştim. Boğazıma bir boksör en ağır yumruğunu atmıştı sanki.
Aklıma Ersin Ergün'ün o dövücü şiiri geldi. Bu sabah bitmenin başlangıcına uyandım ben ve o şiirde şöyle diyordu: "hoşçakalın anılarımı bıraktığım insanlar"