Ülkemizde vicdanları sızlamadan Hacki’leri katleden belediyelere ithaf olunur. Ve bu film gerçek hayatta yaşanmış bir hikaye olup vefalı dost olan Hacki’nin heykeli Japonya Shibuya Tren istasyonun oraya dikilmiştir.
Dostoyevskinin çok sevdiğim bir cümlesi var . “gösterişin, torpilin ,kibrin ve sayamadığım binlerce putun kol gezdiği bu çağda , bi bakışın bi duruşun bi hayatın sadeliğine inanıyorum “ demiş. Günümüzün özeti gibi
“ Umut olmasına var, sınırsız denecek kadar umut var, ama bizim için değil “ demiş Kafka. Kafka’nın yüreğinden umudunu koparıp alan, onu şu cümleyi yazmaya mecbur bırakan dünyaya da kırgınım.
“Mutlu aileler birbirine benzerler. Her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.” diyor Tolstoy Anna Karenina’da. Mutluluk tanımının bu kadar çeşitleneceği bir çağa denk gelseydi tam tersini söyler miydi diye düşünüyorum bazen. Bazı aileler için mutluluk ; ev,araba,bankada bir miktar…devamı“Mutlu aileler birbirine benzerler. Her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.” diyor Tolstoy Anna Karenina’da. Mutluluk tanımının bu kadar çeşitleneceği bir çağa denk gelseydi tam tersini söyler miydi diye düşünüyorum bazen. Bazı aileler için mutluluk ; ev,araba,bankada bir miktar para iken bazı aileler içinse ailenin bütün fertlerini bir araya toplayabildikleri sofralar olabiliyor. Mutsuz ailelerin çoğunluğu da aynı mutluluk beklentisinde buluşamadıkları için mutsuz gibi.
Aynı romanda dünyada ne kadar insan varsa o kadar farklı aşk tanımı olacağınıda söylüyor Tolstoy. Buna katılmamak mümkün değil, hatta dünyada ne kadar insan varsa bir o kadar da mutluluk tanımı vardır. Mutlu aileler de birbirine benzemez.
- sevgili tarık tufan ne güzel demiş. 'annem benim için mutfaktan gelen tabak çanak sesleridir; mutfaktaki su sesi, pencereyi açma sesi, namaz kılarken duyulan fısıltı sesidir. ev sesleri annemdir, annem biraz da ev sesleridir'... AnnelerGünüKutluOlsun
Beyaz geceler, dört beyaz gece ve ardından gelen karanlık bir gündüzü anlatıyor. Bu kadar sade bu kadar düz bir hikaye. Muhteşem olan Dostoyevski. Şu kısacık minicik hikayesinde bile Dostoyevskiliği ortada. Bir akşamda okuyup rüyanızda Petersburg’un beyaz gecelerini görebileceğiniz bir eser.…devamıBeyaz geceler, dört beyaz gece ve ardından gelen karanlık bir gündüzü anlatıyor. Bu kadar sade bu kadar düz bir hikaye. Muhteşem olan Dostoyevski. Şu kısacık minicik hikayesinde bile Dostoyevskiliği ortada. Bir akşamda okuyup rüyanızda Petersburg’un beyaz gecelerini görebileceğiniz bir eser. Tavsiye dersem bile ayıp olur kesinlikle okuyun
Kitapla ilgili okuduğum incelemelerden birinde Rossini’nin Sevil Berberi ile bir ilgi kurulmuştu. Hemen ardından dinleyin çok iyi gidiyor.
1992'in Şubat ayında, Nilgün Marmara'nın annesi Perihan Marmara, Gülseli İnal'a; biri kırmızı, diğeri kahverengi olmak üzere iki defter getirir. İçinde Nilgün'ün günlüğünden tutun da okurken altını çizdiği kitap alıtılarına ve hatta mektuplarına kadar deste deste kağıt vardır. Gülseli İnal, Nilgün…devamı1992'in Şubat ayında, Nilgün Marmara'nın annesi Perihan Marmara, Gülseli İnal'a; biri kırmızı, diğeri kahverengi olmak üzere iki defter getirir. İçinde Nilgün'ün günlüğünden tutun da okurken altını çizdiği kitap alıtılarına ve hatta mektuplarına kadar deste deste kağıt vardır. Gülseli İnal,
Nilgün Marmara'nın 16 Ekim 1985 ile 9 Ağustos 1987 arasında yazdığı her şeyi noktasına bile dokunmadan (Nitekim 13 Ekim 1987'de de "Hayatın neresinden dönülse kârdır" diyerek intihar etmiştir. Sayfa 34.) bir araya getirip 92'nin yaz ayında yayına hazır hale getirir. O kadar yoğun çalışır ki, "Cam kırıklarından bir elbise yaptım" der, önsözüne. Ancak bu dosyaya bir isim gerekir. Karar veremeyip en yakınları olan Ece Ayhan ve Seyhan Erözçelik'e sorar. Kısa çaplı beyin fırtınasının sonucunda da "Kırmızı-Kahverengi Defter" isimini koyarlar.
Ben de o kitapta öğrendim Nilgün Marmara'nın "Zelda" diye bir adı daha olduğunu.
Mayıs 1993'te ilk baskısına giren "Kırmızı-Kahverengi Defter" kitabı, Eylül 1994'teki ikinci baskısından sonra basımı durdurulmuştur. Ama ikinci baskısı bende şu an var. Eheh.
Paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben.
Oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.
Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına
niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?
"Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" bir çocuk demiş.
Yine en dibe gönderdi Hakan Günday, sen ne acayip bir adamsın böyle.. dipler soğuk ve mide bulandırıcıdır, diplerde kadın pazarlamalarına ve uyuşturucu satıcılarına rastlanır. ve biz dibin dahada ilerisine vardık kinyas ve kayrayla. yeterince gördük yaşadık, kimimiz o dipte son…devamıYine en dibe gönderdi Hakan Günday, sen ne acayip bir adamsın böyle.. dipler soğuk ve mide bulandırıcıdır, diplerde kadın pazarlamalarına ve uyuşturucu satıcılarına rastlanır. ve biz dibin dahada ilerisine vardık kinyas ve kayrayla. yeterince gördük yaşadık, kimimiz o dipte son buldu kimimiz yaşamı, başını gökyüzüne çevirerek yaşadı. her yıl yine yeniden okuyorum, okudukça ilk elime aldığım an geliyor, ergenlik dönemlerim, biraz daha büyüyorum. Gecenin Sonuna Yolculuk gibi hakan, her sayfasını ezbere biliyorum, ve yine her yıl, yaz aylarında darlanıyorum. bana bir hiç kazanırdın, hiçlik içinde yaşadığım anların farkındalığını kazandırdın. öyle bir farkındalık ki sadece gözlerim şiddetlenir ismine..