🔰Dylan Dev Albüm Serisi (Maceraperest Çizgiler 2000 - 2007) Dylan Dog Dev Albüm 1 Ölüler Dansı - Aşkın Suçları - Kıyamet Günü Dylan Dog Dev Albüm 2 Üçüncü Kattaki Kiracı - Taksi! - Kaygı - Margherita Dylan Dog Dev Albüm…devamı🔰Dylan Dev Albüm Serisi
(Maceraperest Çizgiler 2000 - 2007)
Dylan Dog Dev Albüm 1
Ölüler Dansı - Aşkın Suçları - Kıyamet Günü
Dylan Dog Dev Albüm 2
Üçüncü Kattaki Kiracı - Taksi! - Kaygı - Margherita
Dylan Dog Dev Albüm 3
Kuklalar - Hilâl
Dylan Dog Dev Albüm 4
Sıradışı Bir Çılgınlığın Güncesi - Ölmüştü - Dans Pistinde Dehşet - Eve Yakın
Dylan Dog Dev Albüm 5
Denizkızının Şarkısı - Seri Cinayetler Katili - Son Dönüşüm - Tavanarasında Kâbus
Dylan Dog Dev Albüm 6
Vampir Dehşeti - Kurt Kanı - Bir Yıldızın Ölümü - D'yd Adası'nın Esrarı
Dylan Dog Dev Albüm 7
"Horror" Market - Detektifin Kâbusu - Üçüncü Göz - Şafakta Düello
Dylan Dog Dev Albüm 8
Kara Kedi - Zodyak Çetesi - Başıboş Kalpler - Lanetliler Kuyusu - Öteki
Dylan Dog Dev Albüm 9
Kötüler Ordusu
📌Alıntılar: "Sadece kendilerini hiçe sayan mütevazi insanlar kötülerin ruhlarına dokunabilir." s.47 "Yaşamak tam anlamıyla bir oyundur. Tüm emeklerinizi, tüm düşüncelerimizi, tüm ruhumuzu ve varlığımızı ortaya koyduğumuz bir oyun. Sahip olduğumuz bütün zamanınız sadece bundan ibaret." s.57 "İnsanlar gözyaşlarını ciddiye alma…devamı📌Alıntılar:
"Sadece kendilerini hiçe sayan mütevazi insanlar kötülerin ruhlarına dokunabilir."
s.47
"Yaşamak tam anlamıyla bir oyundur. Tüm emeklerinizi, tüm düşüncelerimizi, tüm ruhumuzu ve varlığımızı ortaya koyduğumuz bir oyun. Sahip olduğumuz bütün zamanınız sadece bundan ibaret."
s.57
"İnsanlar gözyaşlarını ciddiye alma eğilimindedir. Aslında gözyaşı ile kahkaha bir ön ve arka yüzden ibarettir. Kahkaha yalnızca bir tavır ve sesten ibaret olduğu gibi gözyaşı da sadece saçma sapan su damlalarından ibarettir. Böyle şeyleri çok ciddiye almak aptallıktır."
s.72
"Dönem denilen şey son derece acayiptir. Kesinlikle o dönemin en büyüğü, en iyisi olduğunu söyleyemeyeceğimiz kişiler, o dönemde kabul gören anlayışa uygun oldukları için en büyük ve en iyi denilen pozisyonlara gelebiliyorlar. Tam tersine onun emri altındakiler arasında kendinden çok daha iyiler olsa da dönemin anlayışı ile fikirleri örtüşmezse kişilikleri uygun görülmediğinden hiçbir sonuca ulaşmıyor.
Sanat, dönemin yönelimlerine göre rağbet gördüğü için bu durum
özelikle önem kazanır. Revaçta olan yazarlar dönemin anlayışına sahiptirler. Bu yüzden şaşırticı derecede az sayıda insan sonsuzluğa bir iz birakabilir. Çoğunluk ise bunun aksine tarihe gömülür."
s.77
"Bazılarıysa askeri sansür nedeniyle yazmanın mümkün olmadığını söyleseler de hangi gerçekleri anlatacak bir metin olacağına dair fikirleri zaten yoktu. Özetle, hangi devirde olursa olsun, bu tarz insanlarda anlamı olmayan boş bir ego vardır. Rüzgâr nereden eserse o tarafa yönelir, popüler romanların anlatımlarını örnek alarak dönemi böyle ifade edebileceklerini zannederler."
s.88
"Politikacıların Makyavelist taktikleri şeytanca bir yöntem olsa da bu şeytanların küçük birer çocuk gibi kendi kurguladıkları tanrıya tapması çok da garipsenmez. Yani, her türlü tutarsızlığın mümkün olduğu bir dönem söz konusu." s.118
"Savaş sonrası bizler her türlü özgürlüğe kavuştuk. Ama insanlar her türlü özgürlüğe sahip olduklarında akıl erdiremedikleri sınırlamalar bulunduğunun ve özgür olmadıklarının farkına varırlar. İnsanoğlunun sonsuz bir özgürlüğe sahip olması mümkün değildir. Çünkü insanlar yaşar ama ölmek zorundadırlar ve düşünmeyi bırakmazlar.
Siyasi reformlar bir günde gerçekleşir ama insanın değişimi öyle kolay olmaz. Uzun zaman önce Antik Yunan'da keşfedilen toplumsal yapılanma için ilk adımın atıldığı günden bu yana insanlar ne kadar değişim gösterdi acaba?" s.123
"İnsanlar değişmez sadece özlerine dönerler. İnsanlar yozlaşır. Sadık askerler de rahibeler de yozlaşır. Bunu önleyemezseniz ve engelleyerek de insanları kurtaramazsınız. İnsanlar yaşarlar ve yozlaşırlar. Bunun dışında insanları kurtarmak için kestirme bir yol yoktur. Savaş kaybedildiği için yozlaşmadılar. İnsan oldukları için yozlaşıyorlar ve yaşadıkça yozlaşmaya devam edecekler. Ancak insanlar sürekli olarak yozlaşmazlar. Çünkü insan yüreği acılara karşı çelik gibi olamaz. İnsanlar zavallı ve savunmasızdır. Bu nedenle de aptaldır. Ancak sonsuza kadar yozlaşacak kadar güçlü değildir." s.123
"Kendinizi tanrı ilan ederek halktan mutlak saygı talep etmek mümkün değildir. Ancak kendiniz imparatora secde ederek imparatoru iyice tanrılaştırıp bu olguyu halka dayatmanız mümkündür. Bu sayede diledikleri imparatoru destekleyerek imparatorun önünde secdeye durup kendileri imparatora boyun eğerken halka imparatorların haysiyetini dikte ediyorlar ve kendi yarattıkları imparatorun itibarını kullanarak emirleri onlar veriyorlardı." s.129
"Siyaset ve toplumsal düzen, gözenekleri çok iri olan ağlardır ve insanlar asla o ağlara takılmayan balıklardır. İmparatorluk sistemi denilen mekanizmayı yıkıp yeni bir sistem yaratsak bile onun da nihayetinde aynı mekanizmanın evrilmiş hâlinden başka bir şey olmayacağı gerçeği inkâr edilemeyen bir kaderdir. İnsanlar sürekli ağdan geçer ve yozlaşarak sistemden intikamını alır." s.135
"İnsanlara sonsuza kadar yozlaşabilecek kadar güçlü bir ruh bahşedilmiş değildir. Birtakım mekanizmalara dayanarak bu düşüşü engellemeden duramazlar. Bu mekanizmayı kurarlar, mekanizmayı bozarlar ve insanoğlu ilerleme kaydeder. Yozlaşma, düzenin anasıdır. Bizim her şeyden önce yapmamız gereken de bu yürek parçalayıcı insanlık gerçeğini son derece acımasız bir gözle incelemektir." s.136
📌 Alıntı: CHRİSTİAN: Bir bilmece üzerinde düşünüyordum. Belki de bana yardımcı olabilirsiniz: Kendinden daha az gösterişli çiçeklerin yanındayken çekiciliği iki katına çıkan çiçek hangisidir? Güzel ve kendini beğenen bir kadın ona komşularından önce sahip olmayı arzular fakat ağırbaşlı bir kadın…devamı📌 Alıntı:
CHRİSTİAN:
Bir bilmece üzerinde düşünüyordum. Belki de bana yardımcı olabilirsiniz:
Kendinden daha az gösterişli çiçeklerin yanındayken çekiciliği iki katına çıkan çiçek hangisidir? Güzel ve kendini beğenen bir kadın ona komşularından önce sahip olmayı arzular fakat ağırbaşlı bir kadın daha kalıcı olan diğerlerini isteyecektir.
ŞÖVALYE:
Bu, gençlik olmalı beyefendi. Yetenek ve erdemle birlikteyse parlaklığı iki katına çıkar. O geçicidir, diğerleriyse kalıcı. Uçarı kadın başka özellik aramaz, ağırbaşlı biri ise gençliğe göğüs geren yetenek ve erdemi daha çok isteyecektir.
İngiliz Çalıkuşu da diyebileceğim Jane Eyre'in çocukluğundan başlayıp yetişkinliğe uzanan yaşam öyküsünün anlatıldığı okuması keyifli bir dönem romanıydı. Çağının çok ötesinde feminist bir vizyona sahip olan Jane, hayat ringine çıkıp kendine has bir zarafetle mücadele eder. Charlotte Bronte, romandaki olayları…devamıİngiliz Çalıkuşu da diyebileceğim Jane Eyre'in çocukluğundan başlayıp yetişkinliğe uzanan yaşam öyküsünün anlatıldığı okuması keyifli bir dönem romanıydı. Çağının çok ötesinde feminist bir vizyona sahip olan Jane, hayat ringine çıkıp kendine has bir zarafetle mücadele eder. Charlotte Bronte, romandaki olayları Jane Eyre'in bakış açısıyla okuyucuya sunar.
Okurken pek çok yeri dönüp tekrar okudum. Kökleri birbirine dolanan iki ağaç gibi gözyaşı ve tebessümle harmanlanmış uzun bir yolculuğun sonuna geldim ve güzel bir diziyi yeni bitirmiş gibi hissediyorum. Bir okur olarak bence klasik eserlerde önemli olan; anlatılanın ne olduğu değil, bunun nasıl anlatıldığıdır ve işte tam da bu yüzden bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.
📌ALINTILAR:
"... göz alıcı bir şeydi ama, halis değildi. Görünüş bakımından güzeldi, birçok parlak kabiliyetleri vardı ama ruhu yoksul, kalbi yaratılıştan çoraktı. Gönlünün toprağından kendiliğinden bitmiş hiçbir çiçek açmıyor, hiçbir dal zorlamadan meyve vermiyordu."
s.230
"Üşüyorsun, hastasın, aptalsın!"
"İspat et!" diye çıkıştım.
"Birkaç sözcük yeter bunu ispata: Üşüyorsun, çünkü yalnızsın içinde gömülü duran ateşi hiçbir insan yakınlığı alevlendirmiyor. Hastasın, çünkü duyguların en güzeli, insanoğluna bahşedilen en tatlı en yüce duygu senden uzak duruyor. Aptalsın, çünkü o kadar acı çekerken gene de mutluluğu yanına çağırmaktan kaçınıyorsun, onun
seni beklediği yere doğru bir tek adım atmaya bile yanaşmıyorsun."
s.244
En sonunda: "Efendim," dedim, "bir sürgünün huzuru, bir günahkârın tövbe getirmesi hiçbir zaman başka bir insana bağlı olmamalıdır, çünkü insan denilen şey ölümlüdür. Sonra, filozofların bile yanlış düşündüğü, dindarların kötülük yaptığı da görülmüştür. Bir insan, ruhunun selameti için asla başka bir insanoğluna güvenmemelidir. Dünyada hata işleyip ıstırap çekenler doğru yola dönmek için kuvvet, acılarını giderebilmek için şifa arıyorlarsa gözlerini daha yükseklere çevirmelidir."
s.270 - Jane Eyre
"Evet, birçok kişiler ruh cömertliği gibi duyguları önemsemezler; bunu bilirim: İşte, karşımda bu duyguları eksik olan iki benlik vardı. Bu eksiklik yüzünden birisi dayanılmayacak kadar buruk, öbürü de tiksindirici bir şekilde tatsız olup çıkmıştı.
Akılsız salt duygu gerçi pek lezzetsiz bir şaraba benzer ama, duygunun yumuşatamadığı salt akıl da insanın boğazından geçmeyecek kadar acı, buruk bir acıdır."
s.292 - Jane Eyre
"Geçmişin sayfasında yazılan hikaye öylesine harikulade tatlı, öylesine hüzünlüydü ki tek bir satırını okumak cesaretimi kırıp beni güçten düşürmeye yeterdi. Geleceğin sayfası korkunç bir boşluktan ibaretti; yeryüzünùn tufandan sonraki hali gibi bir şey."
s.396 - Jane Eyre
"Yalnız bence, insanlara yararı dokunan hiçbir iş onu yapanı küçük düşürmez hatta bence işlenen toprak ne kadar çorak, elde edilen ürün ne kadar azsa işleyene düşen şeref o kadar büyüktür."
s.435 - John Rivers
"Bir insanın kendi yaradılışının eğilimlerine karşı koyabilmesi güç bir iştir" dedi. "Ama, mümkün: kendimden biliyorum bunu. Tanrı bize, bir dereceye kadar, kendi kaderimizi tayin etme gücünü vermiş. Bazen canımız bize yasak olan bir besini çeker, ayaklarımız bizi yanlış yollara sürüklemeye çalışır. Böyle zamanlarda ne ruhumuzu perhize koymaya hacet var, ne de hareketsiz kalmaya. Yapacağımız iş ruhumuza başka türlü bir besin bulmaktır: yasak olan meyve kadar doyurucu ama, daha temiz, daha yararlı bir şey. Ayaklarımızı daha doğru bir yola çevirmeliyiz; öteki yoldan daha çetin bile olsa aynı derecede geniş, oyalayıcı bir yol bulunabilir."
s.443 - John Rivers
🔰Dylan Dog - Klasik Seri Okuma Rehberi - Rodeo & Hoz Comics (2002 - 2009 - 2014) 🔸1 – 21 Ciltleri Arası (Rodeo Yayıncılık – 2002) Dylan Dog – 1 – Yaşayan Ölülerin Savaşı Dylan Dog – 2 – Yaşam…devamı🔰Dylan Dog - Klasik Seri Okuma Rehberi - Rodeo & Hoz Comics (2002 - 2009 - 2014)
🔸1 – 21 Ciltleri Arası (Rodeo Yayıncılık – 2002)
Dylan Dog – 1 – Yaşayan Ölülerin Savaşı
Dylan Dog – 2 – Yaşam ve Ölüm Arasında
Dylan Dog – 3 – Korku Şatosu
Dylan Dog – 4 – Görünmeyenin Hatıratı
Dylan Dog – 5 – Lanetli Gün
Dylan Dog – 6 – Gizemli Ada
Dylan Dog – 7 – Gecenin Köründe
Dylan Dog – 8 – Şehir Uyurken
Dylan Dog – 9 – Obsesyon
Dylan Dog – 10 – Karanlık
Dylan Dog – 11 – Bir Yaz Gecesi Kâbusu
Dylan Dog – 12 – Gaipten Gelen Ses
Dylan Dog – 13 – Golkonda
Dylan Dog – 14 – Hiç Kimsenin Öyküsü
Dylan Dog – 15 – Goblin
Dylan Dog – 16 – Kanla Yazılan
Dylan Dog – 17 – Zamanın Sınırlarında
Dylan Dog – 18 – Kırmızı Damga
Dylan Dog – 19 – Cinnet
Dylan Dog – 20 – Gölgeler
Dylan Dog – 21 – Kum Saati Taş Kesilince
📌İlk 21 cilt Rodeo Yayıncılık tarafından yayımlandı. Serinin kalan ciltleri Hoz Comics Yayınevi ile iş birliği yapılarak devam ettirildi.
🔸22 – 40 Ciltleri Arası (Hoz Comics – 2009 – 2014)
Dylan Dog – 22
Frankenstein & Sonsuzluktan Gelen Dehşet
Dylan Dog – 23
Vampirler & Girdap
Dylan Dog – 24
Ramblyn’in Sırrı & Mağaralardaki Canavar
Dylan Dog – 25
Ölümle Oyun & İki Kere Yaşayan Adam
Dylan Dog – 26
Karanlığın Hayaleti & Cadı Avı
Dylan Dog – 27
Katiller Orman & Kara Dul’un Cinayetleri
Dylan Dog – 28
Son Dolunay & Armageddon
Dylan Dog – 29
Kara Lanet & Kasap
Dylan Dog – 30
Dünyadaki Son İnsan & İncubus & Karanlıktan Gelen Katiller
Dylan Dog – 31
Kötü Peri & Killex’in Beyni
Dylan Dog – 32
Ucube Johnny & Işıktan Uzak
Dylan Dog – 33
Doktor Terör & Zed
Dylan Dog – 34
Hayaletler & Zavallı Bir Şeytanın Hikâyesi
Dylan Dog – 35
Kan Bayramı & Ölümün Ötesinde
Dylan Dog – 36
Zaman Şövalyeleri & Titanic
Dylan Dog – 37
Korku Mozaiği & Metamorfoz
Dylan Dog – 38
Ruhlar & Geçmişi Öldüren Kadın
Dylan Dog – 39
Kâbus Günler & Meydan Okuma
Dylan Dog – 40
Perde Arkası & Şeytanın Bakışı
📌Not:
Dylan Dog – Korku Kulübü – Kâbuslar Dedektifi Loch Ness’i Ziyaret Ediyor
2007 yılında Rodeo Yayıncılık tarafından yayımlanan özel bir sayıdır.
🔰Dylan Dog - AD Yayınları Aylık Çizgi Roman Serisi Okuma Rehberi (1996 - 1997) Dolunay Geceleri (03.1996) Anna Never'ın Hayaleti (06.1996) Canavarın Dönüşü (07.1996) Katiller (09.1996) Şeytanın Cazibesi (01.1997) Alacaranlık Kuşağı (04.1997) Alfa ve Omega (06.1997) Lanetli Ayna (07.1997) Muhteşem…devamı🔰Dylan Dog - AD Yayınları Aylık Çizgi Roman Serisi Okuma Rehberi (1996 - 1997)
Dolunay Geceleri (03.1996)
Anna Never'ın Hayaleti (06.1996)
Canavarın Dönüşü (07.1996)
Katiller (09.1996)
Şeytanın Cazibesi (01.1997)
Alacaranlık Kuşağı (04.1997)
Alfa ve Omega (06.1997)
Lanetli Ayna (07.1997)
Muhteşem Diabolo (09.1997)
Katil (11.1997)
🔰Dylan Dog - Color Fest/Renk Cümbüşü Serisi Okuma Rehberi (2012 - 2014) 🔸Dylan Dog Renk Cümbüşü - 1 Harikalar Diyarında - Geçmişte Yaşayan - Düş Kapanı - Renklerin Vampiri 🔸Dylan Dog Renk Cümbüşü - 2 Ölüler Gezegeni - Video Katil…devamı🔰Dylan Dog - Color Fest/Renk Cümbüşü Serisi Okuma Rehberi (2012 - 2014)
🔸Dylan Dog Renk Cümbüşü - 1
Harikalar Diyarında - Geçmişte Yaşayan - Düş Kapanı - Renklerin Vampiri
🔸Dylan Dog Renk Cümbüşü - 2
Ölüler Gezegeni - Video Katil - İş Sihirbazı - Dübyadaki Cehennem
🔸Dylan Dog Renk Cümbüşü - 3
Daimi Düşmanlar - Kara Masal - Şeytanın Gelini - Karanlığın Ruhu
🔸Dylan Dog Renk Cümbüşü - 4 - Mizah
Mankenler - Ağır Bir Durum - Gülmekten Ölmek - Boş Kağıt
🔸Dylan Dog Renk Cümbüşü - 5
Sessiz Çığlık - Yıldızın Gözyaşı - Kötü Şans - Var Olmayan
🔸Dylan Dog Renk Cümbüşü - 6 - Ölümcül Kadınlar
Aşıklar Köşkü - Kapalı Oda - Yırtıcı - İşten Çıkarılma
🧭 Seri Hakkında:
Dylan Dog Color Fest Serisi, İtlaya'da Sergio Bonelli Editore yayınevi tarafından yayımlanmaya devam eden özel bir seri. Pek çok farklı yazarın katkıda bulunduğu Kâbuslar Dedektifi Dylan Dog'un çeşitli maceralarını içeren "tamamen renkli sayfalardan oluşan" bir seri. Türkiye'de "Renk Cümbüşü" adı altında serinin ilk 6 cildi Hoz Comics yayınevi tarafından yayımlandı.
Werther annesinin isteği üzerine teyzesi ile bir miras meselesi hakkında konuşmak için şehirden ayrılıp kırsal bir bölgeye seyahat eder. Burada kaldığı süre boyunca zaman zaman arkadaşı Wilhelm'e mektup yazarak haber yollar. Resim yapan, hayalperest ve duygusal bir genç olan Werther…devamıWerther annesinin isteği üzerine teyzesi ile bir miras meselesi hakkında konuşmak için şehirden ayrılıp kırsal bir bölgeye seyahat eder. Burada kaldığı süre boyunca zaman zaman arkadaşı Wilhelm'e mektup yazarak haber yollar. Resim yapan, hayalperest ve duygusal bir genç olan Werther mektuplarında çevreye dair gözlemleri ve yaşadıklarından bahseder. Burada olmaktan mutludur. Çevresindeki insanlarla iyi ilişkiler geliştiren Werther, sade yaşantısına giderek ısınarak zamanla içsel bir huzura kavuşur.
1771 yılının mayıs ayında başlayan bu hikâyede Werther, bir baloda genç bir kız ile tanışınca platonik bir aşka tutulur ve beklediği karşılığı alamayınca da hep eleştirdiği, kendi kederi yüzünden etrafındaki insanları da mutsuz eden birine dönüşür...
Kitabın ilk kısmındaki mektuplar, okumaktan en keyif aldığım yerler oldu. Mektup(laşma) tekniğiyle yazılmış bir roman olduğu için gayet akıcı bir kitaptı. Yazar, romantik ve birazcık da aykırı bir gencin coşkun ve çalkantılı ruh halini oldukça detaylı bir şekilde işlemiş. Romantik türde kitaplar okumayı sevenlere ve okumak için biraz daha hafif klasik bir şeyler arayanlara tavsiye ederim.
1850'li yılarda Rusya'daki Oka Nehri'nin kıyısında yaşayan balıkçı Gleb ve ailesinin hikâyesinin anlatıldığı güzel bir dönem romanı. Kendi halinde yaşayıp giden bu küçük balıkçı ailesinin hayatı, Gleb'in karısı Anna'nın uzak akrabası Akim amcanın yanında küçük bir erkek çocuğuyla çıkagelmesiyle değişmeye…devamı1850'li yılarda Rusya'daki Oka Nehri'nin kıyısında yaşayan balıkçı Gleb ve ailesinin hikâyesinin anlatıldığı güzel bir dönem romanı. Kendi halinde yaşayıp giden bu küçük balıkçı ailesinin hayatı, Gleb'in karısı Anna'nın uzak akrabası Akim amcanın yanında küçük bir erkek çocuğuyla çıkagelmesiyle değişmeye başlar...
Bu kitabı okumadım ama sesli kitap olarak dinledim. Pastoral teması ve canlı betimlemeleriyle gündelik işlerime eşlik eden güzel bir aile hikâyesiydi. Okurken bazı bölümlerde tebessüm ve gözyaşı arasında gidip gelebilirsiniz. Özellikle son birkaç bölüm epey duygu yüklü ve sürükleyiciydi. Tavsiye ederim.
Kamakura'da bir çifte intihar vakası yaşanır. Sevgilisi Sono ile birlikte denize atlayarak intihar eden Yozo Oba, olaydan sağ olarak kurtarılsa da Sono hayatını kaybeder. Bu travmatik olaydan sonra bir sanatoryuma yatırılan genç adam, hemşiresi Mano ve onu sık sık ziyarete…devamıKamakura'da bir çifte intihar vakası yaşanır. Sevgilisi Sono ile birlikte denize atlayarak intihar eden Yozo Oba, olaydan sağ olarak kurtarılsa da Sono hayatını kaybeder. Bu travmatik olaydan sonra bir sanatoryuma yatırılan genç adam, hemşiresi Mano ve onu sık sık ziyarete gelen iki arkadaşı Hida ve Kosuge eşliğinde burada 4 gün geçirir. Yozo'yu neşelendirmek isteyen Mano ve arkadaşları bu kederli günlerinde ona destek olarak etrafındaki kara bulutları biraz olsun dağıtmaya çalışırlar.
Soytarı Çiçekleri, Dazai'nin en bilindik eserlerinden İnsanlığımı Yitirirken'in kahramanı Yozo Oba ile ilgili yazdığı ilk eser. Dazai'nin 1930 yılında bir kafede tanıştığı Tanebe Şimeko ile çifte intihara kalkışmasından sonra yaşananlardan izler barındırdığı için aynı zamanda otobiyografik nitelikte bir roman.
Sohbet havasındaki sade üslubuyla zaman zaman okuyucuya da göz kırpan bir günde bile bitirilebilecek kısacık bir kitaptı. Tavsiye ederim.
📌Not:
Japon edebiyatında anlatıcının/yazarın itirafları üzerine kurulu olan ve yazarın hayatından parçalar taşıyan başka bir deyişle yarı otobiyografik olan bu tarz eserler ayrı bir tür olarak ele alınır ve "ben roman" olarak isimlendirilir.
📌Alıntılar:
"Yazarların, kendi eserlerinin değerini
bilmemeleri, romancılığın genelgeçer bir ilkesidir. Bu çok canımı sıksa da kabul etmek zorundayım. Kendi kendime eserimin etkilerini öngörmeye çalışmam tam bir aptallıktı. Bilhassa bunu dillendirmemem gerekiyordu. Sözcüklere döktüğüm anda, tamamen farklı bir etki doğuruyordu.
O etki aşağı yukarı şöyle bir şey olur, diye tahminde bulunduğum anda da tekrar yepyeni bir etki ortaya çıkıyordu. Sonsuza dek bunun peşinden koşmaya mahkûm bir aptalı oynuyorum. Bu kitabın beş para etmez bir çalışma mı makul bir başarı mı olduğunu söylemek bana düşmez."
s.33
"Sanki bir insanın kanı eline bulaşmamışcasına aşırı rahat davranışlar sergilemesine içerlemiş gibi görünen sizler bu noktada ilk olarak sevinç çığlıkları atıyor olmalısınız! "Oh canıma değsin!" diye. Oysa bu çok ağır olur. Hiç de rahat falan değiller aslında. Her daim umutsuzlukla dip dibe duran, rüzgârlara karşı bile soytarılığın o narin çiçeklerini koruyup kollayan hüznü anlayabilseydiniz keşke."
s.46