Ben, bir aşağılık sevginin peşinden Ömrümden az kalsın vazgeçtim Sen tekinsiz yönsüz birden İyi ki erkenden gittin Şu rüyalar da olmasa Seni ner'de hapsedicem Bi yudumluk gamda kederde kaybedicem Kendimden pay biçtiğim kadar Dert ettiğim kadar Vazgeçtiğim kadar kaldın içimde…devamıBen, bir aşağılık sevginin peşinden
Ömrümden az kalsın vazgeçtim
Sen tekinsiz yönsüz birden
İyi ki erkenden gittin
Şu rüyalar da olmasa
Seni ner'de hapsedicem
Bi yudumluk gamda kederde kaybedicem
Kendimden pay biçtiğim kadar
Dert ettiğim kadar
Vazgeçtiğim kadar kaldın içimde
Saçında dalgalar
Seni sevdiğim bahar
İnan her biri hala peşimde
• Aşağılık Sevgili - Sena Şahin & Gökhan Türkmen ♥️
Safir, 18 yaşında ve kusursuz olması için baskıyla yetiştirilen bir kızdır. Ailesi onu adeta porselen bebek gibi görmektedir ve onun ne istediğini asla düşünmezler. Kullandığı blog uygulamasında, kaybettiği eskiz defterini bulan Efes ile tanışır ve olaylar buradan itibaren başlar. İlk…devamıSafir, 18 yaşında ve kusursuz olması için baskıyla yetiştirilen bir kızdır. Ailesi onu adeta porselen bebek gibi görmektedir ve onun ne istediğini asla düşünmezler. Kullandığı blog uygulamasında, kaybettiği eskiz defterini bulan Efes ile tanışır ve olaylar buradan itibaren başlar.
İlk defa texting üzerine bir kitap okumama rağmen o kadar sürükleyiciydi ki elimden düşüremedim bile. Bazı yerlerinde kahkahalarla güldüğüm bile oldu. Safir karakterini çok sevdim, içindeki çatışmayı görebildiğim için ona fazla kızamadım ama bir yerden sonra aşırı depresif gelmeye başladı. Zaten bunu kendi de söylüyor. İnsanlara aşırı güvensiz ve korkuyor. Efes’in ise asla ondan vazgeçmemesi çok hoşuma gitti ancak o da ikinci kitapta bambaşka biri oldu, ve bu maalesef olumsuz anlamdaydı. İlk kitap su gibi akarken, ikinci kitabın başı biraz daha durağandı ve Safir ile Efes’in kavgaları yorucuydu. Ancak son kısmı, özellikle Mona ve Safir’in arası bozulduktan sonra kitap aşırı derecede sürükledi yine. Mona karakterine en başından beri ısınamamıştım ve sonrasında da sevemedim. Spoiler vermek istemiyorum ama değinmeden geçemeyeceğim, o nasıl bir sondu öyle! Meraktan tüm gece uyumayıp kitabı bitirdim. Yakut ve Pierre’i hiç sevmiyordum ama sonrasında yaptığı hareketle Yakut’a hayran olup, Pierre’i hastanelik yapasım geldi. Yazarın kalemiyle ilk defa tanıştım ve samimi söylüyorum bayıldım! Öyle güzel alıntıları vardı ki… En sevdiğim kitap serileri arasına girdi. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
Kitap, Tokyo’da bulunan küçük bir kafede geçer. Bu kafe, dışarıdan sıradan görünse de içinde zaman yolculuğu yapabilme imkanı vardır. Ancak bu yolculuğun bazı katı kuralları vardır: Yolcu, yalnızca kafedeki belirli bir sandalyeye oturarak geçmişe gidebilir, orada yalnızca kendi tanıdığı bir…devamıKitap, Tokyo’da bulunan küçük bir kafede geçer. Bu kafe, dışarıdan sıradan görünse de içinde zaman yolculuğu yapabilme imkanı vardır. Ancak bu yolculuğun bazı katı kuralları vardır:
Yolcu, yalnızca kafedeki belirli bir sandalyeye oturarak geçmişe gidebilir, orada yalnızca kendi tanıdığı bir kişiyle görüşebilir ve en önemlisi, kahvesi soğumadan geri dönmek zorundadır.
Açıkçası kitabı okurken, “şu anki sonucu değiştirmeyecekse geçmişe dönmenin ne anlamı var ki?” diye düşünmüştüm. Ama okurken beni oldukça içine çekti. İnsan bazen sonuç değişmeyecek olsa bile, zamanda geriye gidip içinde kalan şeyleri söylemek ister. Kitapta anlatılan 4 ayrı hikayede de bu yapılan yolculuklar, kendilerini ve sevdiklerini daha iyi anlamalarına yardımcı olur. Bu hikayelerin insana farklı bir bakış açısı kattığını düşünüyorum. Sizin de okumanızı tavsiye ederim 🤍
💫 “Gülünü bunca önemli kılan, uğrunda harcadığın zamandır.” 💫 “Çiçekler zavallı yaratıklardır. Kötülük nedir bilmezler. Ellerinden geldiğince kendilerine güvenmeye çalışırlar. Dikenlerine bakıp bakıp güçlü olduklarını sanırlar.” 💫 “Ama gözler kördür. İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman gerçeği görebilir…”
Bana inanma, dolunaya sor Denize sor Yıldıza sor hatta Eteğindeki taşları bir dök Kalbini duy Söyle ne var orada Bir kuş gibi umarım yükseldikçe Daha net görünecek her şey Bu mekâna girişler serbest Hayat acıtıyor hepimizi er geç Elbet burada…devamıBana inanma, dolunaya sor
Denize sor
Yıldıza sor hatta
Eteğindeki taşları bir dök
Kalbini duy
Söyle ne var orada
Bir kuş gibi umarım yükseldikçe
Daha net görünecek her şey
Bu mekâna girişler serbest
Hayat acıtıyor hepimizi er geç
Elbet burada buluşacak herkes
Gözünü kapa ve dans et, laylaylom
• laylaylom - emir taha 🌎
Devasa bir malikanede yaşayan çok zengin Arhan ailesi ile bu malikanenin bahçesindeki küçük beyaz evde yaşayan hizmetli Kozan ailesi arasındaki sınıf farkını ve bu uçurumun ortasında filizlenen imkansız aşkları konu alır. Aşırı aşırı sevdiğim ve izlerken evimde hissettiğim dizilerden kesinlikle.…devamıDevasa bir malikanede yaşayan çok zengin Arhan ailesi ile bu malikanenin bahçesindeki küçük beyaz evde yaşayan hizmetli Kozan ailesi arasındaki sınıf farkını ve bu uçurumun ortasında filizlenen imkansız aşkları konu alır.
Aşırı aşırı sevdiğim ve izlerken evimde hissettiğim dizilerden kesinlikle. İzlemeyi çok özlemişim o yüzden tekrar bitirdim.
İstanbul’a okumak için gelen Yeşim ve İstanbul’da yaşayan Tolga’nın ev arkadaşı olmasıyla hayatlarındaki gelişmeleri, gençlerin dostluk ve aşk ilişkilerini konu alır. Ben çok daha küçükken ablam sürekli yanımda izlerdi ve ben de merak edip ona eşlik ederdim. İzlerken de hep,…devamıİstanbul’a okumak için gelen Yeşim ve İstanbul’da yaşayan Tolga’nın ev arkadaşı olmasıyla hayatlarındaki gelişmeleri, gençlerin dostluk ve aşk ilişkilerini konu alır.
Ben çok daha küçükken ablam sürekli yanımda izlerdi ve ben de merak edip ona eşlik ederdim. İzlerken de hep, üniversiteye geçtiğimde kızların evi gibi bir evim olacağını hayal ederdim. Hala daha izlediğimde o eve içim gidiyor. Bazı yerde çok zırvalıkları var özellikle Yeşim karakterini hiç sevmiyorum. Ama yine de arada bir çerezlik niyetine izlediğim dizi.