Ayrılık acısı harbiden garip olay. Aşk acısı demek doğru olmaz buna, aşk sadece bir parçası. Ayrılık ondan çok daha fazlası. İçine bazen dünyalar sığıyor, hiç ilgisi olmayan konular bile bununla ilgiliymiş gibi geliyor insana. Biz ayrıldık diye salgın başladı, biz…devamıAyrılık acısı harbiden garip olay. Aşk acısı demek doğru olmaz buna, aşk sadece bir parçası. Ayrılık ondan çok daha fazlası. İçine bazen dünyalar sığıyor, hiç ilgisi olmayan konular bile bununla ilgiliymiş gibi geliyor insana. Biz ayrıldık diye salgın başladı, biz ayrıldık diye denizler kustu, biz ayrıldık diye yandı ormanlar, iklim krizi çıktı biz ayrıldık diye. Bir ara sorumlu ararlar da alır bizi hapse atarlar diye korktum, düşün, o kadar biz ayrıldık diye oldu gibi geliyordu her şey. Gerçi ikimizi aynı hücreye tıkacaklarını bilsem çıkar çat çat itiraf da ederdim, o kadar özlüyordum seni.
Üzüntüden burnumun ucunu göremediğim o günler gerçek miydi diye düşünüyorum şimdi. “Niye o kadar üzüldüm acaba?” diyorum. Başka bir derdim vardı da söyleyemiyor muydum, içime mi atıyordum ne bok yiyordum diyorum. Sana yanarken kendimi nasıl da ihmal etmişim, halimi hatırımı bile sormamışım resmen. Ama artık tarafıma yaptığım tüm ayıpları telafi ediyorum. Hayatımın bundan sonrasını şahsi beyaz atlı prensim yahut hiç olmazsa atım olarak geçirmeyi planlıyorum. Canım beyaz olmasa da olur, ayağımızı yerden kessin yeter diyorum. Onu diyorum işte, ben bu kadını yollarda bulmadım Osman.
Duyguları çok fazla başıboş bırakırsan çeker giderler, ben bu olaydan bunu anladım. Giderler ve dönüp arkalarına bakmazlar bile. Kendisine saygısı olan varlıklardır duygular. Yeteri kadar iyi değerlendirilmedikleri yerde durmaz, daha gerçek hissedecekleri bir yuva aramaya koyulurlar. İşin aslı, buna da layıktırlar. Bize konup sonra kuşlar gibi uçan o aşk da, umarım ihtiyacı olan birilerine gitmiştir Osman.
Senin ardından, olan biteni tasnifleyip yerlerine yerleştirirken epey sıkıntı yaşadım açıkçası. Söylenenlerle yapılanlar arasındaki fark her zaman kafamı karıştırır, adil olmaya çalışırken hep zaman kaybederim. Bir tarafım “Öyle değil” derken, diğer tarafım “Ya ne alakası var” deyip fasikül fasikül argüman çıkarır karşıma, sonrası kavga kıyamet... Ama nihayet, kendimle uzun süredir sürdürdüğüm bu muharebe makul bir sonuç verdi, uzlaşmanın bir yolunu bulduk. Biraz hasar aldım tabii, artık şah damarımda küçük bir çatlakla yaşıyorum. İnce ince kan kaybettiğim doğru fakat sen bir de karşı tarafın halini gör Osman.
“Her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik.” Seni düşününce bu söz geliyor aklıma. Her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik, yan yana fotoğraflar çektirdik, güldük, sevindik, eğlendik... Gün oldu sadece birbirimize güvendik, birbirimizi kolladık, birbirimize sarıldık, birbirimizin kollarında ağladık... Gece yarıları kötü bir haber nedeniyle yollara düştüğümüz de oldu, sabahın körlerinde çılgın tatil planları için de. Sebep ne olursa olsun biz yollarda çok iyiydik, yollarda mükemmeldik, galiba birbirimizi en çok yollarda sevdik. Bakma, seninle ben iyi bir ekiptik. Kaldırımlar biliyor, hakikaten de bir devir muhteşemdik Osman.
Uykularımızdan uyanıp uyanıp birbirimizi öptüğümüz geceleri unutalım mı? Sabahları günaydınlar dediğimizi, böylece günlerin aydınlandığını... Neşelenelim diye sağa sola bıraktığımız notları... İkimiz de kendi sorunlarımızla boğuşurken başımızı çevirip birbirimizi gördüğümüz anda sakinleştiğimiz zamanlar vardı mesela, bir tebessümle dünya umurumuzun dışında kalırdı. İştahım biraz açılsın diye gülen surat şekli verdiğin kahvaltılar hazırlardın bana. İştahın biraz kapansın diye tatsız tuzsuz yemekler yapardım ben, beceremediğimden değil yani, o konuyu netleştirelim yeri gelmişken. Sorarım sana kamp kurarken bizim kadar eğlenen iki insan daha var mıdır? Peki seni vahşi arı saldırılarından koruyacak kadar haşmetli başka bir kadın çıkar mı karşına? Üstelik kendisinin arı alerjisi olmasına rağmen. Sanmam... Hepsini geçtim, işe gitmeden önce birbirimiz için hazırlayıp termoslara koyduğumuz kahvelerin kırk yıl hatırı vardır Osman.
Unutmayalım bunları. Ama çok da hatırlamayalım artık neme lazım, şeytan doldurur. Her şey için teşekkürler faslında oyalanmak istemiyorum, zaten biliyorsun. Onca zamandır ben böyle canım ne isterse yazarken sana hiç söz hakkı vermedim, dramatik yapı buna uygun değildi kusura bakma. Sen de bana teşekkür ediyorsundur biliyorum. Ne demek Osman, lafı olmaz. Ben bu yolun sonunda kendime çıktığım için çok mutluyum. Zor bir yolculuktu ama doğrusu değdi, manzaram gayet iyi. Umarım sen de mutlu olduğun manzaralara bakıyorsundur. Değilse de bir yolunu bulacağına eminim, herkes bulur. Gökteki yol açık, gök yolundan gidenler daima kurtulur Osman.
Bu kaçıncı vedalaşmamız diye soracak olursan, sonuncusu derim. Bu mektupların da sonuna geldik anlayacağın. Gezegenin bir yerlerinde olduğunu bilmek benim için her zaman güzel. Lütfen soluk mavi noktamızda kalmaya ve tadını çıkara çıkara yaşamaya devam et, ben öyle yapacağım.
Gülmeyi ihmal etme, sağlığına özen göster, soranlara selam söyle.Başka bir hayatta görüşmek üzere,
Astalavista Osman!🤍