Bu aralar bir şeyler izleyememe hastalığına yakalandım arkadaşlar.. Var mıdır böyle harika bir dizi veya film öneriniz? Polisiye, suç, gerilim tarzı çok iyi olur
Son zamanlarda izlediğim ve keyif aldığım bir dizi oldu. Henüz ilk sezonu yayınlanan ve çabucak bitirebileceğiniz bir dizi. Başrolde Breaking Bad'den çok iyi bildiğimiz Bryan Cranston oynuyor. Yine çok iyi bir oyunculuk çıkarmış ama dizide oğlunu oynayan Hunter Doohan'a da…devamıSon zamanlarda izlediğim ve keyif aldığım bir dizi oldu. Henüz ilk sezonu yayınlanan ve çabucak bitirebileceğiniz bir dizi. Başrolde Breaking Bad'den çok iyi bildiğimiz Bryan Cranston oynuyor. Yine çok iyi bir oyunculuk çıkarmış ama dizide oğlunu oynayan Hunter Doohan'a da özel değinmek istiyorum, gerçekten genç olmasına rağmen o da çok çok iyi bir oyunculuk sergilemiş, gelecekte çok fazla karşımıza çıkacağını düşünüyorum.
Konusuna değinecek olursak, ülkenin en iyi yargıcının oğlu arabasıyla bir çocuğa çarpar ve bu çarptığı çocukta ülkenin en azılı mafyasının oğludur ve çocuk ölür. Bunun üzerine yargıcımız oğlunu bu aileden koruma savaşına girer. Ben izlerken çok zevk aldım, dizi sanki uzun metrajlı bir film havasında geçiyor, sinematografisini çok beğendim. Şiddetle tavsiye ediyorum. İyi seyirler şimdiden.
Öylesine açtığım ama izleyince çok hoşuma giden bu filmi sizinle paylaşmak isterim. Film baştan sona bilgisayar kamerası, telefon kamerası, chatleşmeler, FaceTime gibi uygulamalarla geçiyor. Bana bunu normalde söyleseler, aşırı sıkıcı bulurdum ama izleyince bayıldım. Tek bir an sıkılmadım. Çok iyi…devamıÖylesine açtığım ama izleyince çok hoşuma giden bu filmi sizinle paylaşmak isterim.
Film baştan sona bilgisayar kamerası, telefon kamerası, chatleşmeler, FaceTime gibi uygulamalarla geçiyor. Bana bunu normalde söyleseler, aşırı sıkıcı bulurdum ama izleyince bayıldım. Tek bir an sıkılmadım. Çok iyi işlemişler, film sürükleyiciliğini asla kaybetmiyor ve konusu itibariyle sonuna kadar merak uyandırıp sizi filmin içinde tutuyor.
Konusuna değinecek olursak, eşini kanserden kaybeden bir babanın, kızının aniden ortadan kaybolmasıyla, kızını dijital ortam sayesinde aramasını ele alıyor. Sosyal medya ve internetin ne denli önemli, bir o kadar da zararlı olabileceğini çok güzel şekilde anlatmışlar filmde. Ayrıca film sonunda bir kaç ters köşe yapmasıyla da beni dumura uğrattı.
İzleyecek bir şey bulamıyorsanız, hiç vakit kaybetmeden açıp izleyebilirsiniz.
Uzun zaman sonra, sarsıcı bir film paylaşımıyla geldim. Baştan söyleyeyim, ben bu filmi öneri olarak aldım ve izledim, izlemeden önce filmin konusuna veya fragmanına dahi bakmadım. Baksaydım izler miydim, cesaret eder miydim? Bilmiyorum.. Zira filmi izlerken film boyunca mideme saplanan…devamıUzun zaman sonra, sarsıcı bir film paylaşımıyla geldim. Baştan söyleyeyim, ben bu filmi öneri olarak aldım ve izledim, izlemeden önce filmin konusuna veya fragmanına dahi bakmadım. Baksaydım izler miydim, cesaret eder miydim? Bilmiyorum..
Zira filmi izlerken film boyunca mideme saplanan sancılar, gözlerimin dolması, sinirlerimin fazlasıyla bozulması, ya bu kadar da olmaz dedirten sahneler, hepsinden kötü olanı ise gerçek bir hikaye olması.. Beni derinden etkiledi.
Filmin konusu, işitme engellilere özel bir okulda, işitme engelli çocuklara yönelik yapılan cinsel istismarı ele alıyor. Fazlalılığı olmayan dolu dolu geçen 2 saat 5 dakikada, güçlüden yana, çıkar ilişkisinin belirlediği adalet sisteminin adaletsizliğini oldukça gerçekçi bir dille anlatan bir film.
Çok can yakıcı, kabus olmasını dilediğimiz ama yaşadığımız devrin en büyük gerçeklerinden biri olan son derece rahatsızlık verici bu filmi izlerken büyük ihtimalle sinirden siz de yerinizde duramayacaksınız.
Tekrar söylüyorum, sağlam bir psikoloji gerektiren bir film. İzlemeden önce iki kere düşünün.
Kesinlikle hayatın içinden bir film diyerek başlamak istiyorum yorumuma. İzlerken genel olarak çoğu insanın, filmin içinden kendine dair birşeyler bulabileceği güzel bir yapıt. Film hakkında uzun uzun yazabilirim ama ben filmin içinde geçen bazı konuşmaları not ettim, zaten bu konuşmalar…devamıKesinlikle hayatın içinden bir film diyerek başlamak istiyorum yorumuma. İzlerken genel olarak çoğu insanın, filmin içinden kendine dair birşeyler bulabileceği güzel bir yapıt.
Film hakkında uzun uzun yazabilirim ama ben filmin içinde geçen bazı konuşmaları not ettim, zaten bu konuşmalar filme dair ipuçları verecektir. Benim çok hoşuma gitti.
''İnsanlarda ebeveyn olmadan önce, bazı şartlar aranmalı ve bu konuda onlara eğitim verilmeli."
"Delikanlılar, günümüzde size kadınların sürtük oldukları, onları becermeniz, aşağılamanız, onlardan utanmanız söyleniyor. Kadınlar, bir pazarlama kurbanı.
Her gün, 24 saat, hayatımız boyunca, bazı güçler, ölene dek bizi aptallaştırmak için sürekli çalışacak. Bu yüzden kendimizi savunmak ve bu saçmalığı beynimize sokma girişimleriyle mücadele etmek için hayal gücümüzü canlandıracak, vicdanımızı ve inanç sistemimizi geliştirecek tarzda okumayı öğrenmeliyiz. Zihnimizi savunmak ve korumak için okuma alışkanlığı kazanmalıyız."
"Hissiz olmak, kolaydır. Bir şeyi önemsemekse cesaret ve ahlak ister."
Kesinlikle kaçırmamanız gereken bir film olduğunu düşünüyorum.
Spoiler içeriyor
🆘 Normalde bu film için yorum yapmayacaktım ama filmi izlerken o kadar sinirlerim bozuldu ki, yorum yapma gereği duydum. Filmi izleyecekler olursa, konusuna bakıp öyle izlesin,benim yorumumu okumasın, aşağıda baya spoiler vericem çünkü.!!! İşin tuhafı gerçek bir hikaye olması, sinirimi…devamı🆘 Normalde bu film için yorum yapmayacaktım ama filmi izlerken o kadar sinirlerim bozuldu ki, yorum yapma gereği duydum. Filmi izleyecekler olursa, konusuna bakıp öyle izlesin,benim yorumumu okumasın, aşağıda baya spoiler vericem çünkü.!!!
İşin tuhafı gerçek bir hikaye olması, sinirimi ekstra katladı. Olay bir Fast Food restorantında geçiyor, kendini polis diye tanıtan birisi restorantı arıyor, Becky adında çalışan bir genç kızı müşteriden para çalmakla suçluyor.. Filmde tüm olay telefon görüşmesiyle geçiyor. Polis olduğunu iddia eden kişi ne derse, restorantın müdürü uyguluyor. Kızı tamamen soyuyorlar, saçma sapan şeyler yaptırıyorlar kıza.. Bu olaylar olurken de bir kişi de çıkıp, ya arkadaş, bu nasıl iş, böyle saçmalık olur mu, bu şekilde bir kız sorgulanır mı, bu şekilde bu olay çözülür mü diye sormuyor. Soran bir iki kişide polisle yüz göz olmamak için çok üstelemiyor. Ben izlerken fazlasıyla sinirlendim, filme girip o adamı yumruk manyağı yapasım falan geldi. O yüzden izleyecekseniz, ona göre izleyin sizde.
Ayrıca filmin sonunda yapılan açıklamaya göre, bu olay Amerika'da bir zamanlar çok oluyormuş. Çok tuhafıma gitti. Olacak iş değil cidden.
Yorumumu okuyupta izleyecek olan varsa, iyi seyirler, iyi sinir krizi geçirmeler.
Spoiler içeriyor
Tokat gibi bir film..! Olaya Lucas'ın (Mads Mikkelsen) gözünden bakıyorum,yapmadığın birşey yüzünden iftiraya uğruyorsun, adını temize çıkarmaya çalışıyorsun, o iftira senin hayatını alt üst ediyor ve elinden birşey gelmiyor.. İftira atanların gözünden bakıyorum, küçük bir kızın ağzından çıkanları düşünüyorsun, ailenin…devamıTokat gibi bir film..!
Olaya Lucas'ın (Mads Mikkelsen) gözünden bakıyorum,yapmadığın birşey yüzünden iftiraya uğruyorsun, adını temize çıkarmaya çalışıyorsun, o iftira senin hayatını alt üst ediyor ve elinden birşey gelmiyor..
İftira atanların gözünden bakıyorum, küçük bir kızın ağzından çıkanları düşünüyorsun, ailenin yerine koyuyorsun kendini, gerçekten böyle birşey olduğuna inanıyorsun, aile için çok zor..
Çok derin anlamlar içeren bir film. Toplumumuzda da olduğu gibi, ufacık bir iftiranın, bir insanın hayatını ne şekilde mahvedebileceğini, nelere mal olabileceğini çok iyi şekilde işlemiş, çok başarılı bir film. Mads Mikkelsen muazzam oynamış, gerçekten mimikleriyle bize yaşadığı o berbat hisseleri tamamen aktarmış.
Benim en etkilendiğim sahne, Lucas'ın köpeğinin öldürüldüğü sahneydi.. Gerçekten tarih boyunca, biz ilkel yaratıklar, düşmanımıza veya sevmediğimiz birine zarar vermek için, hep onların en sevdiği şeyleri onlardan alarak, onları cezalandırmışız.. Onun canı yansında, ne olursa olsun mantığı.. İğrenç buluyorum bu düşünceyi.
Filmi kesinlikle izleyin, muhakkak bir ders çıkarırsınız.
Jerzy Kosinski'nin 'The Painted Bird' adlı romanının sinemaya uyarlanmış hali.. Uzun soluklu ve siyah beyaz çekilmiş bu film, İkinci Dünya Savaşı sonlarında Doğu Avrupa'da kimsesiz kalmış bir çocuğun, oradan oraya sürüklenerek, hayatta kalma mücadelesini ele alıyor.. Bu süreçte çocuğun gördükleri,…devamıJerzy Kosinski'nin 'The Painted Bird' adlı romanının sinemaya uyarlanmış hali..
Uzun soluklu ve siyah beyaz çekilmiş bu film, İkinci Dünya Savaşı sonlarında Doğu Avrupa'da kimsesiz kalmış bir çocuğun, oradan oraya sürüklenerek, hayatta kalma mücadelesini ele alıyor.. Bu süreçte çocuğun gördükleri, yaşadıkları, savaşın getirdiği o acımasızlık, açlık, sefalet.. Hepsini 3 saat boyunca hissediyoruz. Ben açıkçası filmi izledikten sonra bir kez daha emin oldum ki, dünya üzerine insan kadar ilkel ve acımaz bir canlı türü gelmemiştir. İnsanlığımdan utandım. Bana bu duyguyu yaşattı bu film. Yönetmen gerçekten acımamış, o acıyı size hissettirmek istemiş.. O yüzden herkesin kaldırabileceği türden bir film değil. Ona göre açıp izleyin veya hiç girişmeyin..
Filmden sonra Kosinski'yi biraz araştırdım, 1991 yılında trajik bir şekilde intihar etmiş ve ölmeden önce bıraktığı intihar notunda şöyle demiş;
''Her zamankinden daha uzun bir süre uyuyacağım. Buna sonsuzluk deyin.''
Gerçekten ölüme farklı bir bakış açısı.
Eğer benim gibi İspanyol filmlerini seven biriyseniz, bu filmi çok fazla geciktirmeyin derim. Yeni emekli olan bir sorgu müfettişi, 25 yıl öncesine dayanan bir tecavüz ve cinayet davasını roman yapmaya karar veriyor, flashback'lerle hem önceye hem o ana dayanan görsellerle…devamıEğer benim gibi İspanyol filmlerini seven biriyseniz, bu filmi çok fazla geciktirmeyin derim.
Yeni emekli olan bir sorgu müfettişi, 25 yıl öncesine dayanan bir tecavüz ve cinayet davasını roman yapmaya karar veriyor, flashback'lerle hem önceye hem o ana dayanan görsellerle olay yavaş yavaş çözülmeye başlıyor. Film sonuna kadar sizi içinde tutuyor, o gizem ve merak sizi düşünmekten alıkoyamıyor. Sürükleyici bir film, sıkılmadan izledim. Ayrıca makyajı çok beğendim, 25 yıl öncesi ve sonrası olarak bakınca hiç sırıtmadı karakterler. Gerçekten o an ki durum neyse onu hissettirdi. Zekici kurgulanmış bir film. Hala izlemediyseniz, izlemenizi tavsiye ederim.
Böyle Brezilya, Portekiz yapımı filmleri falan düşününce benim her zaman favorim City Of God'dır. Üstüne film tanımam kendi piyasasında. Bu film artık kesinlikle ikinci sıraya oturdu. Tek kelimeyle bayıldım.. Andy Mulligan'nın aynı isimle romanından uyarlanan bir film. Brezilya'nın varoş mahallesinde…devamıBöyle Brezilya, Portekiz yapımı filmleri falan düşününce benim her zaman favorim City Of God'dır. Üstüne film tanımam kendi piyasasında. Bu film artık kesinlikle ikinci sıraya oturdu. Tek kelimeyle bayıldım..
Andy Mulligan'nın aynı isimle romanından uyarlanan bir film. Brezilya'nın varoş mahallesinde çöpleri karıştırarak hayat mücadelesi veren çocukların ve insanların hayatından yola çıkarak kurgulanmış bir senaryo. Ana karakterimiz Raphael yine bir gün çöpü karıştırırken bir cüzdan bulur ve iki arkadaşıyla bunu paylaşır, bu cüzdan onların başına çok büyük dertler açacaktır.. Filmin giriş, gelişme ve sonucuna bayıldım, çok iyi işlenmiş, çocuklar muazzam oynamış, size o varoşlarda ki hayatın nasıl birşey olduğunu hissettiriyorlar.. Filmin vermek istediği mesajlarda çok açık ve güzeldi. Benim favori filmlerimin arasına girdi kesinlikle. Herkesin izlemesi gereken bir film. Zaman kaybetmeyin.