Deli kadınlar iyidir. Çünkü ne kahkahaları tutsak, Ne gözyaşları sınırlı, Ne arzuları mahpus, Ne öfkeleri prangalıdır. Ahmed Arif (Acaba deli bir kadın olabildim mi hâlâ onun sorgusundayım😶)
Filmde çok fazla cinsellik olmasına rağmen izlenebilir bir yapım. Film konu olarak seks bağımlısı bir kadını ve buna dair anılarını tecrübelerini parantez içinde bu tecrübeler sadece sekse dair değil duygusal hezeyanları ve bu durumun ortaya çıkışından beri doğan hisleri veya…devamıFilmde çok fazla cinsellik olmasına rağmen izlenebilir bir yapım. Film konu olarak seks bağımlısı bir kadını ve buna dair anılarını tecrübelerini parantez içinde bu tecrübeler sadece sekse dair değil duygusal hezeyanları ve bu durumun ortaya çıkışından beri doğan hisleri veya hissizleşme sürecine dair genel anlatımı ile vuku buluyor. Ayrıca cinselliğin normal bir olgu olduğunu, bu tür farklı hayatların varlığına dair bir yapım fakat biraz daha abartılsa pornografik içeriğe dönüşecek de bir yapım, çoğu kişi zaten bunu o şekilde değerlendirmiş galiba. Film çok da sanatsal film nitelik barındırmıyor bence yine de izlenebilir ama ciddi bir yaş sınırı olan bir film en 23 yaş ve üstü bireylere uygun. Genel çevrede değerlendirsek izlemesem de olurdu ama izlemem de pek bişey kaybettirmiş sayılmaz ama daha iyi yapımlar her daim vardır buna da şans verilebilir. Neyse iyi geceler😶.
Ve gecenin son filmi gerçi sabah olmuş her neyse. Film Dostoyevski'nin yer altından notlar eserininden esinlenen serbest türde bir film. Zeki Demirkubuz hayranı olarak bu filmi de bayılarak izledim. Film ana kahramanı Muharrem'in hayatın gerçekleri, insanların iki yüzlü hâli ile…devamıVe gecenin son filmi gerçi sabah olmuş her neyse. Film Dostoyevski'nin yer altından notlar eserininden esinlenen serbest türde bir film. Zeki Demirkubuz hayranı olarak bu filmi de bayılarak izledim. Film ana kahramanı Muharrem'in hayatın gerçekleri, insanların iki yüzlü hâli ile yüzleşememesi ve bu yüzden yalnızlaşmış ve olağan durumlara zamanında tepklerini ertelemesinden doğan bir takım agresif tepkilere neden olan olaylar yaratmıştır. Akşam yemeği olayı kahramanın patlama noktası idi. Türkan ile olan tartışmadan sonra her şeyi yıkması parçalanması ise hem insanlara olan öfkesi hem de kendine olan öfkesini temsilen yaşanılan çöküşsel bir krizdi diye yorumladım daha sonra filmde ki fahişenin dizinde ağlama sahnesi de duygusal boşalma. Film güzeldi aktarılmak istenen hislerin oyuncularca iyi şekilde yansıtması vs ama ana kahraman yani muharrem egosuna yenik düşen kendini üstün gören yapısı nedeni ile kibrinden taviz vermeyen yalnızlığa kendini mahkum etmiş bir karakter. Neyse uykusuzluk beraberinde anca bu kadar yorum katabildim😶
Gece gece izlediğim filmlere bak🙄 Tarikatların insanları nasıl kandırıp zehirlediğine ve manipülatif etkilerine değinilmiş bir film ama çok da abartıldığı kadar ahım şahım değildi, yani kötü denemez ama iyi de değildi orta seviye bir yapımdı ya da uykusuzluktan dolayı ben…devamıGece gece izlediğim filmlere bak🙄
Tarikatların insanları nasıl kandırıp zehirlediğine ve manipülatif etkilerine değinilmiş bir film ama çok da abartıldığı kadar ahım şahım değildi, yani kötü denemez ama iyi de değildi orta seviye bir yapımdı ya da uykusuzluktan dolayı ben fazla detay fark etmedim. Her neyse son bir film daha sonra kapanış 😶
Film çok güzeldi sıkılmadan izledim ancak doktorun çarpıcı repliği filmi baştan sona spoilerlamamiş resmen özetlemiş güzel bir sahne idi ama sanki heyecanını yarıda kesmiş. En azından benim için öyle oldu ama yine de keyifli bir seyir zevki bıraktı. Arketipler persona…devamıFilm çok güzeldi sıkılmadan izledim ancak doktorun çarpıcı repliği filmi baştan sona spoilerlamamiş resmen özetlemiş güzel bir sahne idi ama sanki heyecanını yarıda kesmiş. En azından benim için öyle oldu ama yine de keyifli bir seyir zevki bıraktı. Arketipler persona vs konuları ilgimi fazlasıyla cezb ettiği için film iyi sardı . Monologlar ve çatışmalar birbirinden güzeldi. Kimisi filmi vasat bulmuş ama Carl gustav Jung ve arketipler konusuna baktıklarında aslında güzel çözümlemeler olduğunu daha iyi anlayacaklar çünkü film psikolojik öğelere fazlasıyla yer vermiş güzel filmlerden. Her neyse izlenmesi gereken filmlerden olduğu kanaatindeyim:)). Ve kapanıştan önce heyecanımı yarıda kesen repliği paylaşmak istiyorum:)
Benim anlamadığımı mı sanıyorsun? Var olmak denilen o umutsuz düşü… Olur gibi görünmek değil, var olmak. Her an bilinçli, tetikte… Aynı zamanda başkalarının huzurundaki varlığınla kendi içindeki varlık arasındaki o yarılma… Baş dönmesi ve gerçek yüzünün açığa çıkarılması için o bitimsiz açlık… Ele geçirilmek, eksiltilmek ve hatta belki de yok edilmek… Her kelime yalan… Her jest sahte… Her gülümseme yalnızca bir yüz hareketi… İntihar etmek? Hayır. Fazlasıyla iğrenç… İnsan yapamaz ama hareketsiz kalabilir, susabilir. Hiç değilse o zaman yalan söylemez. Perdelerini indirip, içine dönebilir. O zaman rol yapmaya gerek kalmaz, bir kaç farklı yüz taşımaya ya da sahte jestlere. Böyle olduğuna inanır insan. Ama gördüğün gibi gerçeklik bizimle dalga geçer. Sığınağın yeterince sağlam değil. Her tarafından yaşam parçaları sızıyor ve tepki vermeye zorlanıyorsun. Kimse gerçek mi yoksa sahte mi diye sorgulamıyor. Kimse sen gerçek misin yoksa yalan mısın demiyor. Bu sorunun yalnızca tiyatroda bir önemi olabilir. Belki orada bile değil. Seni anlıyorum Elisabeth, susmanı anlıyorum. Hareket etmemeni anlıyorum. İsteksizliğini fantastik bir sisteme bağlamışsın. Anlıyor ve hayranlık duyuyorum. Bitene kadar bu oyunu oynamalısın. Ancak o zaman bırakabilirsin. Tıpkı diğer rollerini bıraktığın gibi bunu da yavaş yavaş bırakırsın.”
Bugun benim doğum günüm Hem sarhoşum hem yastayım Bir bar taburesi üstünde Babamın öldüğü yaştayım Bugün benim doğum günüm Kelimeler büyüyor ağzımda Bildiğim tüm hayatlar Ve evet bugün bir yaş daha aldım, yaşlanıyoruz ama elde var sıfır. Gençliği hiçler ile…devamıBugun benim doğum günüm
Hem sarhoşum hem yastayım
Bir bar taburesi üstünde
Babamın öldüğü yaştayım
Bugün benim doğum günüm
Kelimeler büyüyor ağzımda
Bildiğim tüm hayatlar
Ve evet bugün bir yaş daha aldım, yaşlanıyoruz ama elde var sıfır. Gençliği hiçler ile harcayıp tüketiyoruz sonra yaşlılıkta da ona ağlayıp gam bağlıyoruz. Tabi elimizde olmayan nedenler ile tüketmiş de olsak illa özlem ve pişmanlıklar ile anıyoruz hayat cidden çok tuhaf. Neyse bir de alıntı paylaşayım;
Gençlik ilkbahar gibidir, yaşlılık ise kışa benzer, öyle bir kış ki, arkasından bahar gelmez.
Firdevsi
Yaşın özeti misali...
Başkalarının İşine Karışmak: "Bir insanın işi meşgul olunmaya değerse, o insan muhtemelen kendi işiyle meşgul olur. Fakat, işini meşgul olmaya değmez buluyorsa, kişi aklını kendi anlamsız işinden ayırarak, başkalarının işiyle iştigal eder". Kitap okudukça ilgimi fazlasıyla cezb ediyor, güzel analizleri…devamıBaşkalarının İşine Karışmak: "Bir insanın işi meşgul olunmaya değerse, o insan muhtemelen kendi işiyle meşgul olur. Fakat, işini meşgul olmaya değmez buluyorsa, kişi aklını kendi anlamsız işinden ayırarak, başkalarının işiyle iştigal eder".
Kitap okudukça ilgimi fazlasıyla cezb ediyor, güzel analizleri var doğrusu 😶
Uykusuzluk ve pencerede bir kedi Gece boyu hiç konuşmadan durdu. Yağmurlar yağdı, dindi, Pencerede hep kedi, Ne geceye girdi, ne de uyudu, Baktı, baktı, baktı, Belli değildi doğmadığı, doğduğu. Özdemir Asaf. Gel artık lanet uyku sabah oldu. Yine muhteşem baş…devamıUykusuzluk ve pencerede bir kedi
Gece boyu hiç konuşmadan durdu.
Yağmurlar yağdı, dindi,
Pencerede hep kedi,
Ne geceye girdi, ne de uyudu,
Baktı, baktı, baktı,
Belli değildi doğmadığı, doğduğu.
Özdemir Asaf.
Gel artık lanet uyku sabah oldu. Yine muhteşem baş ağrısı ile güne başlamak:((,ne zaman düzelecek şu serkeş uykusuzluk:((
"Sevgi, kişinin bütünlüğünü, bireyselliğini koruyarak gerçekleştirdiği birliktir. Sevgide, bir olan iki varlığın, iki ayrı varlık olarak da kalmalarının ikilemi yaşanır." Mini dipnot: Bu kitapta Erich fromm sevme sanatı kitabında sevgiyi hem pratikte hem de kuramsal olarak ele almıştır. Sevmenin tatlı…devamı"Sevgi, kişinin bütünlüğünü, bireyselliğini koruyarak gerçekleştirdiği birliktir. Sevgide, bir olan iki varlığın, iki ayrı varlık olarak da kalmalarının ikilemi yaşanır."
Mini dipnot: Bu kitapta Erich fromm sevme sanatı kitabında sevgiyi hem pratikte hem de kuramsal olarak ele almıştır. Sevmenin tatlı bir duygudan ibaret olmadığını daha derin ve öğrenilmesi gereken güçlü bir sanat olduğunu vurgulanmıştır ,okurken zevk aldığım ve bilgilendirici nitelikte bir eserdi:).