Spoiler içeriyor
Bizden birisi Bay Golyadkin hep şüpheci, ikileme düşen, sosyal bozuklukları olan, kendisiyle durmadan çelişen, içsel çatışmaları dibine kadar yaşayan, karar vermekte son derece zorlanan dokuzuncu dereceden bir memurdur. Bir gün sabah uyandı ve kupa arabaya binip rutin kontrolu için doktorun…devamıBizden birisi
Bay Golyadkin hep şüpheci, ikileme düşen, sosyal bozuklukları olan, kendisiyle durmadan çelişen, içsel çatışmaları dibine kadar yaşayan, karar vermekte son derece zorlanan dokuzuncu dereceden bir memurdur. Bir gün sabah uyandı ve kupa arabaya binip rutin kontrolu için doktorun evine doğru gidecekti. Yolculuk sırasında insanları gördükçe kızardı ve yaptığı hareketleri sorguladı. “Acaba doğru mu yapıyorum, uygun olur mu, nasıl olur ki? Bay Golyadkin en sonunda doktorun apartmanına geldi. Birkaç kat çıktıktan sonra yine ikileme düşerek acaba “yarın mı gelsem, şu anda uygun olur mu?” sorularını sormaktan kendini alıkoyamıyordu. En sonunda ister istemez bir karar verdi ve doktorun odasına girdi. Doktor Krestyan İvonaviç sigarasını içiyor ve hasta reçetesi yazıyordu. Bay Golyadkin doktora birkaç şey söyledi ama aptallık yaptığını düşünüp oturduğu yerden kalktı. Bu yaptığını düşünüp art arda iki aptallık yaptığını fark edince durumu düzeltmek için üçüncü bir aptallık yapıp gülümseyerek bir şeyler geveledi. Doktor, Bay Golyadkinin ne söyleyeceğini bilmediğini anladı ve “size verdiğim tavsiyeleri yapmanız gerekiyordu” dedi. “Sosyalleşmeniz, insan içine karışıp onlarla vakit geçirmeniz gerekiyor” deyince Bay Golyadkin aslında bunları yaptığını söyledi. Doktor reçete yazmaya hazırlanırken Bay Golyadkin kolundan tuttu ve reçeteye gerek olmadığını söyledi. Sonra bir anda hiç beklenmedik şekilde ağladı. Uzun uzun konuşan ama her şeyi eline yüzüne bulaştıran Bay Golyadkin oradan ayrıldı ve arabaya doğru gitti. Bu doktor da aptalın teki diye düşündü. Geceyi endişeyle geçirdi Bay Golyadkin. O gün iş arkadaşlarının akşam yemeği vardı. Bir balo eşliğinde olacaktı. Bay Golyadkin, bu baloya katılmalıydı çünkü Bay Golyadkinin velinimeti Klara Olsufyevna’nın doğum günü vardı. Bay Golyadkin eve geldi ve içeri girmek için birkaç adım attı. Merdivenleri dizleri titreyerek çıktı. Girişteki uşağa “Olsufiy İvanoviç burada mı” diye sordu. Uşak önce evet sonra da kendisine söyleneni hatırlayınca hayır diye cevap verdi. Şaşıran Bay Golyadkin “beni tanıyor musun” diye sordu uşağa. Uşak “elbette tanıyorum ancak sizi kabul etmemem söylendi” diye cevap verdi. Bay Golyadkin’in yüzü sarardı. Büyük bir şaşkınlık içindeydi. Orada Bay Golyadkini gören iş arkadaşları dışarı çıktılar ve Bay Golyadkin onlarla kavga etti. Daha sonra evden ayrılıp yakın bir lokantada yemek yedikten sonra baloya tekrar gelen Bay Golyadkin, Olsufiy İvanoviçin arka merdivenlerinde duruyordu. İçeri girebilirdi ve girmemesi için hiçbir sebep yoktu. Yine büyük kararsızlığa düştükten sonra girmeye karar verdi. İçeride gözü sadece Klara’yı görüyordu. Oraya doğru giderken bir uşağa çarptı, birkaç kişiyi devirdi ve en sonunda kendisini Klara’nın önünde buldu. Yer yarılsa da içine girsem diye düşündü. Ne yapacağını bilmiyor ve artık durumu düzeltemeyeceğinden emindi. Bir anda aklına konuşma yapmak geldi. Etrafına herkes toplanmış ve gülüyorlardı. Dans zamanı Bay Golyadkin Klara’nın elinden tutunca Klara bir anda bağırdı. Orkestra sustu ve Bay Golyadkini birisi arkasından tutup çekti. En sonunda kendisini tekrar merdivenlerde buldu. Tüm bu kalabalıktan koşarak kaçıp Fontanka rıhtımına çıktı. Hava yağmurlu, ince ince kar yağıyordu. Rüzgâr yüzüne iğne gibi vuruyordu. Karanlıkta sokak lambaları yanıp sönüyor, teller birbirine vuruyordu. Normalde Bay Golyadkinden başka hiç kimse, eğer aklı başındaysa, orada bulunmaması gerekiyordu. Ancak Bay Golyadkin ileride bir karartı görüyordu. Şaşırmış bir şekilde o kişinin kim olduğun merak ediyor ancak oraya gitmek istemiyordu. Karaltının kendisine doğru geldiğini görünce titredi. Yabancı Bay Golyadkinin yanında hızlıca geçti. Bay Golyadkin bu kişiyi tanıyor gibiydi ama kim olduğunu tam çıkaramadı. Arkasından gidip takip etti ve yabancı Bay Golyadkinin apartmanına doğru yöneldi. Apartmana giren yabancı Bay Golyadkinin dairesine gitti ve zili çaldı. Petruşka (Bay Golyadkinin uşağı) kapıyı homurdanarak açtı ve yabancı içeri girdi. Bunu gören Bay Golyadkin hızlıca eve girdi. Yabancı üstünü ve şapkasını çıkarmadan yatağa oturmuş, gülümsüyordu. Bay Golyadkini süzdü ve selam verdi. Bay Golyadkin bağırmak istedi ama bağıramadı. Tüyleri diken diken olmuştu ve korkudan ölmek üzereydi. Bay Golyadkin gece vakti karşısına çıkanın kim olduğunu anlamıştı. Bu yabancı Bay Golyadkinden başkası değildi. Kısacası her anlamda öteki Bay Golyadkindi.
Öteki, Bay Golyadkinin işini çalar, itibarını zedeler ve onu her türlü komik duruma düşürür. Sahtekar, dolandırıcı ve kötülüğün vücut bulmuş halidir. Öteki işinde daha başarılıdır, müdürle arası sıkıdır ve iş arkadaşlarıyla iyi geçinir. Bu süreçte Bay Golyadkin aşağılık kompleksini dibine kadar yaşar. Bay Golyadkin içten içe Öteki gibi olmak ister ama başaramaz. Bu istek Bay Golyadkini canavara dönüştürmek yerine daha da içine kapanık biri haline getirir. Tüm bu mücadelelerle boğuşan Bay Golyadkin, aslında Öteki'nin kendisinden başka kimse olmadığının farkında değildir.