"Yokluğun var sen yoktun, ölüm geldi ölmedim Ağladım yüreğimde sen, sende divane İstanbul Aşkından hatıra dedim göz yaşımı silmedim Ben bir sana, bir bu şehre gül dedim Belki de can ben bu şehri güller için çok sevdim..."
Kırık bir vitrinde gördüm seni Işıkla yarılmış camın sathında Bir zaman kaymasıydı belki bu Ya da suretinle bendeki sesin çarpıştı Sonsuz bir âna Gözlerin Eski bir uygarlığın Yüzü unutulmuş kraliçesi gibi Bakıyor ama çağırmıyor Anlatıyor ama açıklamıyor Büyü değil bu…devamıKırık bir vitrinde gördüm seni
Işıkla yarılmış camın sathında
Bir zaman kaymasıydı belki bu
Ya da suretinle bendeki sesin çarpıştı
Sonsuz bir âna
Gözlerin
Eski bir uygarlığın
Yüzü unutulmuş kraliçesi gibi
Bakıyor ama çağırmıyor
Anlatıyor ama açıklamıyor
Büyü değil bu
Belli bir matematik var bakışında
Ve ben,
Hiçbir denkleme denk gelemiyorum
Sen yürüyorsun
Arkaik bir sükûnetle
Zaman seninle başlıyor
Ben ise bitiyorum
Her adımında biraz daha eksiliyorum
Çünkü senin ardında
Saatler kendini inkâr ediyor
Yansımana dokunamıyorum
Ama yüzümü oraya yasladım
Bir camın arkasından
Seni sevmenin tek yolu bu
Görmek, susmak
Ve hiçliğe sadakatle bakmak
Şimdi bir “keşke” kadar uzaksın
Ve bir ömür kadar derinsin
Ben seni
Mekansız bir saatte
Kendi suretimin ardında
Sevmeye devam ediyorum
Bir insan ne kadar takıntılı olabilir ki? Ya da çaresizlik insanı ne kadar delirtebilir? Angel bu sorunun yalnız cevaplamakla kalmaz aynı zamanda izleyicinin zihnine kazır. Filminde Angel, sıradan bir adamken geçirdiği kazayla tekerlekli sandalyeye mahkum olur ardından içindeki karanlık saplantıları…devamıBir insan ne kadar takıntılı olabilir ki? Ya da çaresizlik insanı ne kadar delirtebilir? Angel bu sorunun yalnız cevaplamakla kalmaz aynı zamanda izleyicinin zihnine kazır. Filminde Angel, sıradan bir adamken geçirdiği kazayla tekerlekli sandalyeye mahkum olur ardından içindeki karanlık saplantıları kusursuz bir sistemle dışa vuran bir manyağa dönüşür ama bu öylesine bir delilik değildir; planlı, hesaplı ve neredeyse mühendislik düzeyinde işleyen ritmik bir kontrol takıntısıdır. Angel öyle sıradan bir manyaklığa bağırmaya, çağırmaya, gözle görülür bir cinnete sahne değildir; tam aksine sessiz, soğukkanlı ve sistematik bir manyaklığa sahiptir. Bir iz sürücünün sabrı ve bir cerrahın hassasiyetiyle her adımını planlar. Sevgilisinin hayatını takip eder, telefonunu kurcalar, dairesini gözetler ve nihayet tüm sınırları aşar onun iradesini kontrol altına alma çabasına girer. Angel'ın manyaklığı o kadar kusursuz ki ona klasik deli tabirini kullanmak hakaret sayılır. O ne yaptığını bilen, sınırların farkında olan ama sınırları bilinçli olarak yok sayan biridir. İzleyici onunla empati kuramaz ama onu hayranlıkla izleyebilir, çünkü bu kadar sistemli bir kötülük her zaman rastlanan bir şey değildir. Filmin bence en çarpıcı yönü; Angel doğuştan bir kurban ya da doğuştan bir cani değildi. Onu bu hale getiren şey sağlıklıyken sahip olduğu kontrol yeteneğini ve gücünü kazayla birlikte geride bırakmasıdır. Ayrıca içindeki hastalıklı kontrol ihtiyacı hayatındaki her alanı ele geçirmiştir. Yani buradaki kusursuz manyaklık bir kimlik değil zamanla kazanılmış bir yetenek, bir tercih, bir evrimdir. Bana soracak olursanız ben hastalıklı filmleri severim ve 9/10 verebilirim.
Yıldızlara baktırdım fallara çıkmıyorsun Seni görmem imkansız rüyalarım olmasa Pencereden bakmıyor yollara çıkmıyorsun Seni görmem imkansız rüyalarım olmasa Zor mu geldi kalbinde bana sevgi saklamak Yakıp gittiğin yeri dönüp bir kez yoklamak Değil sabaha kadar seni öpüp koklamak Seni sarmam…devamıYıldızlara baktırdım fallara çıkmıyorsun
Seni görmem imkansız rüyalarım olmasa
Pencereden bakmıyor yollara çıkmıyorsun
Seni görmem imkansız rüyalarım olmasa
Zor mu geldi kalbinde bana sevgi saklamak
Yakıp gittiğin yeri dönüp bir kez yoklamak
Değil sabaha kadar seni öpüp koklamak
Seni sarmam imkansız rüyalarım olmasa
Sevmesem özler miyim seni can pahasına
Ne olur bir fırsat ver, beni bir daha sına
Adını söyleyemem senden bir başkasına
Seni sormam imkansız rüyalarım olmasa
Düşlerimde incitsem günlerce uyuyamam
Sana değil, saçının bir teline kıyamam
Yıllar sonra dönsende' nerde kaldın' diyemem
Seni kırmam imkansız rüyalarım olmasa
Yalvarırım mektup yaz beş dakkanı ayır da
Su serp yanan sineme sağlığını duyur da
Yaban gülü gibisin dağda,kırda,bayırda
Seni dermem imkansız rüyalarım olmasa...
Belki de filmin anlatmaya çalıştığı; gerçek hayatta aşkın mutlu sonla bitmediğidir ama bence anlatılan aşktan çok Summer'ın kendini bulma süreci. Filmdeki en gerçekçi perspektiflerden biri Summer, başından beri Tom’a ne istediğini açıkça söylüyordu. Yani ciddi bir ilişki istemiyordu. Kısacası ne…devamıBelki de filmin anlatmaya çalıştığı; gerçek hayatta aşkın mutlu sonla bitmediğidir ama bence anlatılan aşktan çok Summer'ın kendini bulma süreci.
Filmdeki en gerçekçi perspektiflerden biri Summer, başından beri Tom’a ne istediğini açıkça söylüyordu. Yani ciddi bir ilişki istemiyordu. Kısacası ne yapıyorsa dürüstlükle yapıyor, kimseyi kandırmıyordu. Asıl problem, Tom’un kendi hayallerini, kurgularını Summer’ın üstüne yıkmasıydı.
Tom, Summer’a aşık olmaktan çok onunla olma fikrine daha doğrusu biriyle mutlu olma fikrine aşıktı. Summer değil de başka bir kadın olsaydı da böyle davranırdı. Onu gerçek bir insan olarak değil bir fantezi olarak görüyordu. Summer’ın sırf onunla sözde harika anılar yaşadı diye sonsuza kadar onunla olmasını beklemek, çok saçma. İnsanlar değişebilir, fikirleri değişebilir ve hiç kimse bir ilişkiyi sürdürmek zorunda değil.
Summer kendini keşfetmeye çalışıyor ve sonunda gerçekten hazır hissettiği biriyle evleniyor. Belki Tom için yıkıcı ama bu Summer’ın yanlış yaptığı anlamına gelmiyor. Herkesin aşkı yaşama şekli farklıdır ve Summer da kendi doğrularına göre yaşadı. Mutlu olmayı da sonuna kadar hak etti.
Özet olarak Summer’ın hatası Tom’un beklentilerine uymaması değildi; o beklentiler baştan hatalıydı.
Seni sevmek mor denizlerdi biraz Ne kadar gidilse bir o kadar bitmeyen Umutlar ve yıkılmalar ardında direnilen Seni sevmek mevsimler içinde en güzel yaz Seni sevmek yaşamın aşılmaz büyüklüğü Seni sevmek kan dolu yüzyılları korkutan Ve sığınıp ılık kıyı kentlerinde…devamıSeni sevmek mor denizlerdi biraz
Ne kadar gidilse bir o kadar bitmeyen
Umutlar ve yıkılmalar ardında direnilen
Seni sevmek mevsimler içinde en güzel yaz
Seni sevmek yaşamın aşılmaz büyüklüğü
Seni sevmek kan dolu yüzyılları korkutan
Ve sığınıp ılık kıyı kentlerinde biraz akşam
Seni sevmek çocukların düşlerinde gördüğü
Varılırdı daha saydam günlere isteseler
İsteseler yalnızlık giremezdi evlere
Seni sevmek bir kırlangıç olacak bekleseler
Ve uçacak durmadan adasız denizlere
Kim bulacak cam kırığı gözlerinde sevgimi
Sonra yalnız kalmak gibi yoksulca uğuldayan
Bütün okyanusların baş eğdiği tek kaptan
Sana verdim geç diye bütün denizlerimi
Hangi günün gecesidir / yazı kışta kılan bilir Gün içinde görünmeden / günü suya salan bilir Dağlar düze iner birden Aşkı sonsuz kılan bilir / rüzgarla bir olan bilir Göl göl olur damda biri / çentik atar günlerine Sel sel…devamıHangi günün gecesidir / yazı kışta kılan bilir
Gün içinde görünmeden / günü suya salan bilir
Dağlar düze iner birden
Aşkı sonsuz kılan bilir / rüzgarla bir olan bilir
Göl göl olur damda biri / çentik atar günlerine
Sel sel akar diğerleri / güneş güler tenlerine
Biri bine döner birden
Yolu yakın kılan bilir / rüzgarla bir olan bilir
Rüzgar çocuk sesleriyle / mavi bir düş kurar gökte
Sözde türkü dalda çiçek / olur açar her yürekte
Gözden perde iner birden
Düşü gerek kılan bilir / rüzgarla bir olan bilir