2. Dünya savaşı sırasında cephede bir sovyet askeri iki nazi tankını imha eder. Cephede sevinçle karşılanan bu olayın ardından komutanı madalya ile ödüllendirmek ister. Asker madalya yerine annesini görmek için izin ister, komutanı istenen izni 1 gün değil 6 gün…devamı2. Dünya savaşı sırasında cephede bir sovyet askeri iki nazi tankını imha eder. Cephede sevinçle karşılanan bu olayın ardından komutanı madalya ile ödüllendirmek ister. Asker madalya yerine annesini görmek için izin ister, komutanı istenen izni 1 gün değil 6 gün olarak verir. 19 yaşındaki Alyoşa annesini görmek için yola çıkar.
Chukray filmin başında bir kadının oğlunun cepheden dönüşünü beklediğini fakat onun dönmeyeceğini söyleyerek, filmin sonundaki geri döneceğim sözünü, aslında askerin cephede öldüğünü açıklayarak önceler. Askerin annesine yolculuğu ölmesinden öncesidir. Filmi ağır bir şekilde bu konu üzerine dramatize etmek yerine, hem sıcak bir öykü, hem de onun tezatı savaşın yıkıcılığını anlatmak tercihini kullanır yönetmen.
Alyoşa yolda ilerlerken karşılaştığı manzaralar uçsuz bucaksız sovyet topraklarında halkın umut ve umutsuzlukla bekleyişlerini görür. Bir köyde hiç erkek kalmamıştır örneğin, bir başkasında ise sadece yaşlılar çocuklar. Trenler cepheye giden tıklım tıklım askerle doludur. Yokluk had safhadadır. Bir asker yolu üzerinde olan karısına hediye olarak Alyoşa aracılığıyla iki tane sabun gönderir.
Trende karşılaştığı bir kız ondan ilk başta ürker ardından arkadaşlık kurmak ister sonrasında da gönül verir. Bu kadar acımasız ve yıkıcı bir zamanda temiz bir aşkı da duygu sömürmeden anlatır.
Film tüm sovyet propaganlarında olduğu gibi, alttan açı ve üstten açılar hakimdir. Alttan açılanan her sahnede kahramanlaştırma eylemi vardır. Köylülerin megafonlardan savaş haberini dinlediği sırada bu estetiktedir. Savaş döneminde çok büyük bir nüfus kaybına uğramış bir ülkenin halkını kahramanlaştırmak sovyetlerin hakkıdır. 50 milyon insanı bu savaşa kurban vermiş bir halk kahraman olarak nitelendirilmeyecek de ne olacak.
Bununla birlikte gösterildiği tarihte aynı zamanda bizdeki deyimiyle bir kamu spotu filmi gibidir. Sinemayı halka bilinç aşılamak gibi bir biçimde kullanan sovyet sinemasında bu film, savaşın yıkıcılığına ve yurtseverliğin coşkusuna, kendi anavatanın insanların fedakarlığına ilişkin bir aşıdır.
Askerin Türküsün'de, benim itiraz ettiğim iki unsur var, 1. Annenin oğlunun geldiği haberini nerden almıştır da onu karşılamaya koşarak gitmiştir. 2. Filmde sovyetler birliği vurgusu yerine yerine rus milliyetçiliği dillendirilmesidir. Rahatsız edici bir milliyetçi söylem olmasa da ben sovyetler birliği söylemini tercih ederdim.
Sonuç olarak gayet yalın sade bir öyküyle, izleyicinin gönlünde ve sinema tarihinde yerini almış önemli bir başyapıt askerin türküsü.