İlk film kadar komik değildi, gülmedim dersem yalan olur ama beni en çok güldüren Serbest ile Cücü'nün sahnesiydi. "Cücü bana +++ gösterdi, bende baktım". Giray Altınok iyi seçim olmuş, onu da yazmadan geçmeyelim.
Hikaye anlatımına eşlik eden sahneler haricinde sadece tek mekanda ve yalnızca bir kişinin yüzünü gördüğümüz, dehşete düşüren bir yapım. Hikayesini anlatan arkadaş ufak tefek hırsızlıklar yapmış olmasına rağmen, haksız yere cinayetle suçlanıyor ve bir kez olsun buna karşı durmuyor (ya…devamıHikaye anlatımına eşlik eden sahneler haricinde sadece tek mekanda ve yalnızca bir kişinin yüzünü gördüğümüz, dehşete düşüren bir yapım.
Hikayesini anlatan arkadaş ufak tefek hırsızlıklar yapmış olmasına rağmen, haksız yere cinayetle suçlanıyor ve bir kez olsun buna karşı durmuyor (ya da anlatım sıralaması buna uygun değildi), ama gelişen kriminal teknolojiye umut bağlayıp suçsuzluğunu ispatlamaya çalışıyor.
Tabi hikayesi sadece bununla sınırlı değil, çocukluğu, travmaları, gençliği ile beraber suça yönelimi vs. ama bunları hikayesini anlatırken belirli bir sıra ile değil de o an yaşadığı duygulara eşlik eden ruh hali ile anlatıyor. Kopukluk hissiyatı verse de, kişinin yaşadığı kötü deneyimler bunu neden o sıralamayla anlattığına hak vermemizi sağlıyor.
@ghost34 yorumunu görüp listeme almıştım, teşekkür ederim.
Bu filmle beraber Güney Kore yapımlarını nasıl görmezden geliyorsam, İspanyol yapımlarına da aynı şekilde sırt dönüyorum. Şu filmi allayıp pullayıp güzellemeler yapan tayfanın Kore fetişi tayfadan hiçbir farkı yok. Özgün bir hikaye yok, senaryo oradan buradan araklamalar ile dolu, final…devamıBu filmle beraber Güney Kore yapımlarını nasıl görmezden geliyorsam, İspanyol yapımlarına da aynı şekilde sırt dönüyorum.
Şu filmi allayıp pullayıp güzellemeler yapan tayfanın Kore fetişi tayfadan hiçbir farkı yok.
Özgün bir hikaye yok, senaryo oradan buradan araklamalar ile dolu, final tatmin edici değil, oyunculuklar berbat, hele ki ispanyolca o daha berbat.
İzleyenlerin aklında ve ruhunda derin iz bırakacak filmlerden. Yazacak çok fazla şey vardı ama yazıp yazıp geri sildim, bu tarz filmler benim canımı çok yakıyor. En azından, en az onlar kadar yüreğim soğudu diyebilirim filmin ilerleyen bölümlerinde ama finalde yine…devamıİzleyenlerin aklında ve ruhunda derin iz bırakacak filmlerden.
Yazacak çok fazla şey vardı ama yazıp yazıp geri sildim, bu tarz filmler benim canımı çok yakıyor.
En azından, en az onlar kadar yüreğim soğudu diyebilirim filmin ilerleyen bölümlerinde ama finalde yine canım sıkıldı.
Keşke "bunlar yaşanıyor, sadece gözünüzü kapatmayın" demek için çekilmiş bir film olsaydı. Ne yazık ki gerçekleri haykırmak isteyen bir yapımdı ve bu daha çok canımı yaktı.
Daha 3 bölüm seyretmişken hayranlığımı dile getirmiştim ama finali ile hüsrana uğradığımı söylemek zorundayım, çünkü o yarım kalmışlık pek hoş olmadı. Yapımcılar kitaba sadık kalmayı tercih edip 1 sezon ile sınırlandırmış, saygı duyarım ama... Madem 40 küsür sene sonra bunu…devamıDaha 3 bölüm seyretmişken hayranlığımı dile getirmiştim ama finali ile hüsrana uğradığımı söylemek zorundayım, çünkü o yarım kalmışlık pek hoş olmadı. Yapımcılar kitaba sadık kalmayı tercih edip 1 sezon ile sınırlandırmış, saygı duyarım ama... Madem 40 küsür sene sonra bunu yeniden ekranlara getirme kararı alıyorsunuz adam akıllı bir senaryo ile o yarım kalan hikayeyi tamamlasaydınız en azından.
Olağanüstü görsel şölenin yanında kusursuz bir tarih yansımasıyla da izleyiciyi etkisi altına alıyor bu mini dizi, kesinlikle seyredilmesi gerekiyor. TRT Seksenlerde 5 bölüm olarak yayınlamış ulaşabilirsem onu da seyredeceğim.
Baştan "katilim" belliydi, daha doğrusu tahminim belliydi. Çünkü bunun gibi filmlerde genellikle göz önünde olmayan kişi katil olur ve seyirciyi ters köşe yapmayı hedefler. Ne yazık ki bu filmde katil apaçık ortadaydı ve sözde ters köşe yaparak seyircisini şaşırtmayı amaçlamıştı,…devamıBaştan "katilim" belliydi, daha doğrusu tahminim belliydi. Çünkü bunun gibi filmlerde genellikle göz önünde olmayan kişi katil olur ve seyirciyi ters köşe yapmayı hedefler. Ne yazık ki bu filmde katil apaçık ortadaydı ve sözde ters köşe yaparak seyircisini şaşırtmayı amaçlamıştı, ama film ilerledikçe öyle yapaylaştı öylesine kendini belli etmeye başladı ki, tadı kaçtı.
Belki sizi şaşırtabilir ama ben hüsrana uğradım.
Yakın zamanda dinlerin çok cici düşünceler barındırdığını, sapkın bir film üzerinden aklamaya çalışan bir kullanıcıya şunu yazmıştım. "Dinler yaygın bir tür akıl hastalığıdır", Sigmund Freud söylemiş bunu. Bu filmde gösteriyor ki ciddi anlamda her türlü sapkın fikri hayata geçirmek için…devamıYakın zamanda dinlerin çok cici düşünceler barındırdığını, sapkın bir film üzerinden aklamaya çalışan bir kullanıcıya şunu yazmıştım. "Dinler yaygın bir tür akıl hastalığıdır", Sigmund Freud söylemiş bunu. Bu filmde gösteriyor ki ciddi anlamda her türlü sapkın fikri hayata geçirmek için "insanlar" inançları kullanıyor, can almakta buna dahil.
Filmin adı Brimstone, sözlük karşılığı Kükürt diye geçiyor. Kükürt bir ortadoğu inancı olan isevilik bünyesinde cehennemi tasvir etmek için yoğun olarak kullanılır, film Türkçeye Cehennem olarak çevrilmiş ve tam uymuş.
Film ciddi anlamda Cehennem gibi, rahatsız eden, husursuz eden, küfür ettiren ve kabullenmekte zorlandığımız gerçekleri acımasızca suratımıza vuran türden. Sıralaması ilk başta beni tedirgin etmişti, çünkü sondan başa ilerleyen filmleri takip etmek hem zor hem de kafa karıştırıcı oluyor. Ama bu film böyle ilerlemekte haklıymış, 3, 2, 1 ve 4 sıralaması o acımasızlık ile seyirciyi yüzleştirip daha derinden etkiliyor.
Aslında film gayet olağan bir seyirde ilerliyordu, hatta yaşlı çiftin tuhaf diye tanımlanan davranışları, yaşı o kadar ilerlemiş her insan evladı için gayet olağan şeylerdi ve gerilim yaratacak türden değildi. Gel gör ki 1 saat sürünmek zorunda kaldık gerçeklerin ortaya…devamıAslında film gayet olağan bir seyirde ilerliyordu, hatta yaşlı çiftin tuhaf diye tanımlanan davranışları, yaşı o kadar ilerlemiş her insan evladı için gayet olağan şeylerdi ve gerilim yaratacak türden değildi. Gel gör ki 1 saat sürünmek zorunda kaldık gerçeklerin ortaya çıkması için, kalan yarım saat ise gerilim için fazlasıyla yeterliydi.
Tadında bir korku filmiydi, öcüler, böcüler, hayaletler, doğaüstü yaratıklar olmadan yapılan korku filmleri her zaman kabul görür.
Filmi hem kötü bir kaynaktan izledim hem de (bildiğim kadarıyla) Flanagan değişiğinin ilk uzun filmi olması nedeniyle pek hoşlandığımı söyleyemem. Ama Flanagan her zaman benim için ayrı yeri olan yönetmenlerden o nedenle gömmeye de gönlüm el vermiyor. İlk yarı çok…devamıFilmi hem kötü bir kaynaktan izledim hem de (bildiğim kadarıyla) Flanagan değişiğinin ilk uzun filmi olması nedeniyle pek hoşlandığımı söyleyemem. Ama Flanagan her zaman benim için ayrı yeri olan yönetmenlerden o nedenle gömmeye de gönlüm el vermiyor. İlk yarı çok can sıkıcı ve amatör bir izlenim veriyordu ama ikinci yarısı ile film şekillenmeye başlıyor ve sonlara doğru gizem yavaş yavaş açığa çıkıyor.
Aslında bildiğimiz Flanagan'ın anlatım üslubu burada da karşımıza çıkıyor, çok defa tekrarladığım için bana bile artık bayat gelse de bilmediğim, uyduruk ya da çalıntı-özenti kelimeler kullanmak yerine aynı kalıbı kullanacağım, "Flanagan, ölüm ile yaşam arasındaki ince çizgiyi çok iyi bir arada tutan ve izleyiciye aktaran değişik bir kafa" ve ben bu kafa yapısını seviyorum.
Hoşlanacağınızın garantisini veremem ama baştan beri Flanagan ne yapmış merak edenler için arşivlik bir film.
Bu canavar gerçekti, olabildiğince gerçekti. Kelepçeler kadar, köpek kadar gerçekti. Tutulma kadar gerçekti. Bu yüzden sana bunu yazmam gerekiyordu Farecik. Çünkü anlayacak tek kişi sensin ve gerçekten önemli olan tek kişi sensin. "Çünkü seni canavarlardan koruması gereken insanların kendilerinin canavar…devamıBu canavar gerçekti, olabildiğince gerçekti. Kelepçeler kadar, köpek kadar gerçekti. Tutulma kadar gerçekti. Bu yüzden sana bunu yazmam gerekiyordu Farecik. Çünkü anlayacak tek kişi sensin ve gerçekten önemli olan tek kişi sensin.
"Çünkü seni canavarlardan koruması gereken insanların kendilerinin canavar olduğu ortaya çıktı... ve bu, seni neredeyse öldürüyordu."
Güneşin tekrar ortaya çıkmasına ihtiyacımız var. Sanırım bunca zaman sonra... güneşi hak ediyoruz.
______________________________
Belki izlediğim en iyi Flanagan filmi değildi ama buna rağmen oldukça doyurucu bir sonla bitti, aslında filmi tam yarıda bırakmak üzereyken kadının köpeğe doğru attığı kitabın adını görünce vazgeçtim. "Midnight Mass" aynı ayrıntıyı "Hush" filminde de kullanmış ama gözümden kaçmış izlerken.
Filmin akışı bir çok "kötü" anının kişiyi esir alması iken, filmin sonunda izleyiciyi çok yormayan alt metinlerle bitirmesi oldukça iyiydi.
Çok kötü filmleri bile allayıp pullarken bu filmi gömmek büyük haksızlık, Flanagan kafasına erişmek için onu çok dikkatli izlemek gerektiğini düşünenlerdenim.