Geçen yıl 23 Nisan'da İstanbul'da deprem olmuştu. Öğlene kadar uyuyayım dediğim tatil gününde zangır zungur sallanarak uyanmak travma yaratmıştı... Allah tekrarından korusun.
Hayatın gerçekleri yüzüne çarptığında insan bambaşka bir evrene seyahat ediyor. En yakın arkadaşım sandığın kişi/kişilerin yalnızlığını gidermek ve içindeki çöpü sana boşaltmak dışında sana bir şey katmadıklarını fark ettiğinde. En yakın dostum dediğin kişi/kişilerin her hamleni takip edip seni alt…devamıHayatın gerçekleri yüzüne çarptığında insan bambaşka bir evrene seyahat ediyor.
En yakın arkadaşım sandığın kişi/kişilerin yalnızlığını gidermek ve içindeki çöpü sana boşaltmak dışında sana bir şey katmadıklarını fark ettiğinde.
En yakın dostum dediğin kişi/kişilerin her hamleni takip edip seni alt etmek isteyen bir rakip olduğunu fark ettiğinde.
Ne iyi komşumuz dediğin kişi/kişilerin en ufak işine gelmeyen olay olunca düşman kesildiğinde.
Ailenin yaşlandığını fark ettiğinde.
Aşık olduğun kişi/kişilerin seni yalnızlığını/ihtiyaçlarını gidermek için yanında tuttuğunu hissettiğinde.
O onu yapmaz dediğin kişi/kişilerin beterini yaptığını fark edince.
Ve en önemlisi aynada gördüğün kişi birkaç sene önceki gördüğünden daha farklı göründüğünde. İnsanları tamamen siktir edip bencil olmayı öğreniyorsun. Yepyeni bir level açılıyor hayatında. İnsanlar ve sen iken, sen ve diğerleri moduna geçiyorsun. Daha sakin, daha oturaklı ve daha gerçekçi.. buna onlar büyümek ben ise renklerini kaybetmek diyorum.
Ben çocukken ailemle Yalova'da bir köye gitmiştik ufacık kutu gibi. İnsanlar mutluydu, ufak bir kahvehanesi kendi halinde yaşayan insanları ve yüzlerde gülümseme vardı. Uydu anteni olan tek ev Şükriye teyzelerin olduğu için benden birkaç yaş büyük ilk aşık olduğum kız…devamıBen çocukken ailemle Yalova'da bir köye gitmiştik ufacık kutu gibi. İnsanlar mutluydu, ufak bir kahvehanesi kendi halinde yaşayan insanları ve yüzlerde gülümseme vardı. Uydu anteni olan tek ev Şükriye teyzelerin olduğu için benden birkaç yaş büyük ilk aşık olduğum kız Gülşah (Şükriye teyzenin kızı) ve diğer köy çocukları ile Kemal Sunal filmlerini gösteren kanalları izlerdik her akşam üzerileri. Öncesinde taze kızarmış patates ve salçalı makarna gibi eşlikçilerle.
Yıllar sonra bilmem kaçıncı kez tekrar izledim yormadan, sıkmadan defalarca izlenecek bir yapıt daha. Yan karakterleri , işlediği tema salt bir güldürüden daha fazlasını sunuyor, büyüdükçe daha iyi anlıyoruz. Bu sıkıntılı günlerde kendimiz için ufakta olsa bir mola oluyor Kemal Sunal filmleri..
Vodafone 30 GB internet verdi bir sürü film indiriyorum. İçimde DVD hediye alınmış aşık olduğu kızı bile film izlemek için siktir eden kavak yelleri Deniz hevesi var.
Film o kadar gerçekçi çekilmiş ki, kardeşler arası diyaloglar bildiğin eve bir kamera koyup izlenmiş gibi hissettiriyor, evin içinde gibi hissediyorsunuz. Bir süre mecburiyetten Tokat'ta yaşamıştım, sulu sokak, tokat kebabı sahneleri o anlara ışınladı. Oyunculuklar doğal, söylemeye bile gerek yok.…devamıFilm o kadar gerçekçi çekilmiş ki, kardeşler arası diyaloglar bildiğin eve bir kamera koyup izlenmiş gibi hissettiriyor, evin içinde gibi hissediyorsunuz. Bir süre mecburiyetten Tokat'ta yaşamıştım, sulu sokak, tokat kebabı sahneleri o anlara ışınladı. Oyunculuklar doğal, söylemeye bile gerek yok. Gerçekten ilmek ilmek işlenmiş. Su gibi akıp kendini izlettiren bir film. Kesinlikle öneririm.
Çevremden bir süredir rahatsız olmaya başladım nedense. Ne bir hobileri var ne kitap okumaları. Bırak kitap okumayı (çoğu zaman çalışırken vakit bir problem maalesef) okumaya dair hevesleri bile yok. Sinema konuşalım desen bilgileri yok. Hepsi üniversite mezunu hatta iyi makamlarda…devamıÇevremden bir süredir rahatsız olmaya başladım nedense. Ne bir hobileri var ne kitap okumaları. Bırak kitap okumayı (çoğu zaman çalışırken vakit bir problem maalesef) okumaya dair hevesleri bile yok. Sinema konuşalım desen bilgileri yok. Hepsi üniversite mezunu hatta iyi makamlarda olan bu insanları artık içim pek almıyor. Sadece kendi hayatları, bitmeyen dert anlatma istekleri -mış gibi yapmaları gözüme fazla batar oldu.
Sadece yakın arkadaşlarım değil sosyal medyada ekli olan yakın çevrem de benzer haldeler. Her ay kitap alır paylaşırım daha "bir" tanesi bile bunun konusu neydi? Beğendin mi ? Ben bunu okumuştum demedi. Demek zorunda mı ? Hayır. İzlemek, okumak zorunda mı ? Hayır değil. Ama benim için bir sorun. Çünkü ben ufacık şeylerden bile olsa azıcık keyif alma hevesi olmayan sürekli karamsar dert anlatan, kendini çekip duran işin kötüsü burnu sorsan kaf dağında kaybolmuş bu sürüye olan tahammülümü kaybettim.
Eskiden tolere edebilirdim hatta gözüme bile batmazdı artık batıyor.
Galiba bu aralar canımı sıkan konulardan birisi de izlediğim/okuduğum şeyleri konuşacak insanların çevremde çok az olması. Oysa bazen bir iki saatliğine de olsa bir filmin, bir kitabın üzerine konuşmak ne iyi oluyor. Kurgu bir karakteri incelerken, analiz ederken, hatta zorbalayıp…devamıGaliba bu aralar canımı sıkan konulardan birisi de izlediğim/okuduğum şeyleri konuşacak insanların çevremde çok az olması. Oysa bazen bir iki saatliğine de olsa bir filmin, bir kitabın üzerine konuşmak ne iyi oluyor. Kurgu bir karakteri incelerken, analiz ederken, hatta zorbalayıp dedikodusunu yaparken anlamsızca mutlu oluyor insan. Biz de buraya yazıyoruz işte ne yapalım bir sıfırdan büyüktür ☺️
İzlediğim etkili ve beğenimi kazanan bir film oldu. Anders'in eski, 30'una merdiven dayamış arkadaşlarının verdiği partide yaşadıklarını bir bir hissettim. Önce tatlı sohbetler ardından sosyal pilin bitmesi, özenme, sonra tiksinme.. her detayı bir kameraymışcasına sünger gibi çektim. Film su gibi…devamıİzlediğim etkili ve beğenimi kazanan bir film oldu. Anders'in eski, 30'una merdiven dayamış arkadaşlarının verdiği partide yaşadıklarını bir bir hissettim. Önce tatlı sohbetler ardından sosyal pilin bitmesi, özenme, sonra tiksinme.. her detayı bir kameraymışcasına sünger gibi çektim.
Film su gibi akıp gidiyor zaman nasıl geçti anlamadım bile. Varoluş krizine ortak arayanlar için iyi, bu durumdan kurtulmak isteyenler için ertelenmesi gerekebilecek bir film gibi. Üzerine saatlerce konuşmak isterdim ama böyle bir imkanım ne yazık ki pek yok. Tavsiyemdir.
Kavak yelleri 1. Sezonunda Deniz'in hayatı tam bir prime yaşam bana göre. 1) Henüz kötü şeyler olmamış 2)Ailen zengin ne istersen hep elinin altında olmuş. 3)3'lü arkadaş grubun var ve o grubun güzeli sana âşık 4) Sinema okumak istiyorsun lümpensin…devamıKavak yelleri 1. Sezonunda Deniz'in hayatı tam bir prime yaşam bana göre.
1) Henüz kötü şeyler olmamış
2)Ailen zengin ne istersen hep elinin altında olmuş.
3)3'lü arkadaş grubun var ve o grubun güzeli sana âşık
4) Sinema okumak istiyorsun lümpensin sırf sen rahat film izle diye odanda kocaman TV var( o dönemler evlerde bile genelde tek tüplü TV vardı)
5)Mine'ye aşıksın henüz seninle oynamamış duyguların saf.
Bonus: Benim için en epik sahne;
Deniz eve gelir annesi ona daha iyi film izleyebilmesi için odasına ayrı bir son model DVD player hediye eder. Heyecanla odasına giden deniz hızla cihazı TV'ye bağlamaya başlar. O sırada aşkından öldüğü(?) Mine zırıl zırıl Denizi aramaktadır. Deniz telefonu açar ve şuan biraz işim var mine sonra konuşalım mı ? Diyerek hem aramayı hem de telefonu kimse rahatsız ermesin diye tamamen kapatır.
Paşam'da ki lükse bak, yatağına uzanacak ohh film izleyecek dert tasa henüz yok. Sırf film izlemek için Mine'ye bile posta koyuyor. Deniz'in yaşam kalitesinin yüksek olduğu o ilk sezon fenaydı, herkes SMS atarken kontör gitmesin diye ksltrk yzrkn bu herif MMS atıyordu. ( MMS resimli mesajdı ve normal SMS'in 4 5 katı ücretlendiriliyordu)