Fikrimce, bir semtin gelişmişliğini anlamanın en kolay yolu çarşısına bakmaktır. Yan yana dizilmiş kuyumcu, tavuk dürümcü ve telefoncu sayısı fazla, çocuk parkı dışında park ve kitapçı yok ise o semt antik çağlardan bile daha az gelişmiştir.
Yıllar önce (ki baya bir yıllar önce) bu diziyi izlerken ki halimi hatırladım. Tabi hatırlama sebebim, tesadüfen gördüğüm 7/24 YouTube da canlı yayınlanan TRT bölümlerine denk gelince canlanan hislerimdi.. Her şeyden önce umutluydum, daha yolun çok başında olmama rağmen büyükçe…devamıYıllar önce (ki baya bir yıllar önce) bu diziyi izlerken ki halimi hatırladım. Tabi hatırlama sebebim, tesadüfen gördüğüm 7/24 YouTube da canlı yayınlanan TRT bölümlerine denk gelince canlanan hislerimdi..
Her şeyden önce umutluydum, daha yolun çok başında olmama rağmen büyükçe bir umut taşıyordum içimde. Hiç bitmeyecek sandığım dostluklar , kendime ait ufak tefek zevklerim, insanlar, değişen Leyla'lar.... Elbette o dönemler de kolay değildi ama birden fazla umudum vardı. İnsanın umudu bitince artık geriye sadece anılarından doğan acıları kalıyor.
Erken yaşta olgunlaşmak zorunda kaldığım için bu tarz animasyonları zamanında pek izleme şansım olmadı. İlgim olduğu için mi bilinmez inanılmaz keyif aldım. Mehmet Ali Erbil ve Haluk Bilginer'in dublajı ile animasyon boyut atlamış. Sahne aralarındaki şarkıları aynen kullanmak yerine Fatih…devamıErken yaşta olgunlaşmak zorunda kaldığım için bu tarz animasyonları zamanında pek izleme şansım olmadı. İlgim olduğu için mi bilinmez inanılmaz keyif aldım.
Mehmet Ali Erbil ve Haluk Bilginer'in dublajı ile animasyon boyut atlamış. Sahne aralarındaki şarkıları aynen kullanmak yerine Fatih Erkoç'a söyletmeleri ise ayrı efsane. O yıllardaki teknolojiye göre bu film de birçok yapım gibi çok iyi.
Filmde insana ait iyi ve kötüye dair birçok şey var. Normalde bazı filmleri hızlandırırım ama animasyonları 0.80-90 gibi hızlarda yavaşlatarak izliyorum. Animasyon filmlerini çok hızlı yapmaları akıcılığı bozuyor bana göre.
Özelikle kafanız bozuksa zihninizi rahatlamak için birebir.
Eski ve yeni baba'nın izlerini izliyoruz bu kez. Film uzun, aksiyon ilk filme göre az ama etkisi derin. Michael'ın bebeklik sürecinden başlayıp koltuğu devraldığı kısımlara kadar harikulade işlenmişti. Baba'nın nasıl baba olduğuna, herkesin dost olmadığına ve kardeşin bile birgün seni…devamıEski ve yeni baba'nın izlerini izliyoruz bu kez. Film uzun, aksiyon ilk filme göre az ama etkisi derin. Michael'ın bebeklik sürecinden başlayıp koltuğu devraldığı kısımlara kadar harikulade işlenmişti.
Baba'nın nasıl baba olduğuna, herkesin dost olmadığına ve kardeşin bile birgün seni satabileceğine bir kez daha şahitlik ediyoruz.
Birçok dizi ve filmin yine Baba serisinden uyarlama (arak) yaptığını da görmek yine mümkün. Bu kez hangi sahneler söylemeyeceğim izledikçe keşfedersiniz zaten. İyi seyirler.
Ben çocukken ailemle Yalova'da bir köye gitmiştik ufacık kutu gibi. İnsanlar mutluydu, ufak bir kahvehanesi kendi halinde yaşayan insanları ve yüzlerde gülümseme vardı. Uydu anteni olan tek ev Şükriye teyzelerin olduğu için benden birkaç yaş büyük ilk aşık olduğum kız…devamıBen çocukken ailemle Yalova'da bir köye gitmiştik ufacık kutu gibi. İnsanlar mutluydu, ufak bir kahvehanesi kendi halinde yaşayan insanları ve yüzlerde gülümseme vardı. Uydu anteni olan tek ev Şükriye teyzelerin olduğu için benden birkaç yaş büyük ilk aşık olduğum kız Gülşah (Şükriye teyzenin kızı) ve diğer köy çocukları ile Kemal Sunal filmlerini gösteren kanalları izlerdik her akşam üzerileri. Öncesinde taze kızarmış patates ve salçalı makarna gibi eşlikçilerle.
Yıllar sonra bilmem kaçıncı kez tekrar izledim yormadan, sıkmadan defalarca izlenecek bir yapıt daha. Yan karakterleri , işlediği tema salt bir güldürüden daha fazlasını sunuyor, büyüdükçe daha iyi anlıyoruz. Bu sıkıntılı günlerde kendimiz için ufakta olsa bir mola oluyor Kemal Sunal filmleri..
Film o kadar gerçekçi çekilmiş ki, kardeşler arası diyaloglar bildiğin eve bir kamera koyup izlenmiş gibi hissettiriyor, evin içinde gibi hissediyorsunuz. Bir süre mecburiyetten Tokat'ta yaşamıştım, sulu sokak, tokat kebabı sahneleri o anlara ışınladı. Oyunculuklar doğal, söylemeye bile gerek yok.…devamıFilm o kadar gerçekçi çekilmiş ki, kardeşler arası diyaloglar bildiğin eve bir kamera koyup izlenmiş gibi hissettiriyor, evin içinde gibi hissediyorsunuz. Bir süre mecburiyetten Tokat'ta yaşamıştım, sulu sokak, tokat kebabı sahneleri o anlara ışınladı. Oyunculuklar doğal, söylemeye bile gerek yok. Gerçekten ilmek ilmek işlenmiş. Su gibi akıp kendini izlettiren bir film. Kesinlikle öneririm.
İzlediğim etkili ve beğenimi kazanan bir film oldu. Anders'in eski, 30'una merdiven dayamış arkadaşlarının verdiği partide yaşadıklarını bir bir hissettim. Önce tatlı sohbetler ardından sosyal pilin bitmesi, özenme, sonra tiksinme.. her detayı bir kameraymışcasına sünger gibi çektim. Film su gibi…devamıİzlediğim etkili ve beğenimi kazanan bir film oldu. Anders'in eski, 30'una merdiven dayamış arkadaşlarının verdiği partide yaşadıklarını bir bir hissettim. Önce tatlı sohbetler ardından sosyal pilin bitmesi, özenme, sonra tiksinme.. her detayı bir kameraymışcasına sünger gibi çektim.
Film su gibi akıp gidiyor zaman nasıl geçti anlamadım bile. Varoluş krizine ortak arayanlar için iyi, bu durumdan kurtulmak isteyenler için ertelenmesi gerekebilecek bir film gibi. Üzerine saatlerce konuşmak isterdim ama böyle bir imkanım ne yazık ki pek yok. Tavsiyemdir.
Kavak yelleri 1. Sezonunda Deniz'in hayatı tam bir prime yaşam bana göre. 1) Henüz kötü şeyler olmamış 2)Ailen zengin ne istersen hep elinin altında olmuş. 3)3'lü arkadaş grubun var ve o grubun güzeli sana âşık 4) Sinema okumak istiyorsun lümpensin…devamıKavak yelleri 1. Sezonunda Deniz'in hayatı tam bir prime yaşam bana göre.
1) Henüz kötü şeyler olmamış
2)Ailen zengin ne istersen hep elinin altında olmuş.
3)3'lü arkadaş grubun var ve o grubun güzeli sana âşık
4) Sinema okumak istiyorsun lümpensin sırf sen rahat film izle diye odanda kocaman TV var( o dönemler evlerde bile genelde tek tüplü TV vardı)
5)Mine'ye aşıksın henüz seninle oynamamış duyguların saf.
Bonus: Benim için en epik sahne;
Deniz eve gelir annesi ona daha iyi film izleyebilmesi için odasına ayrı bir son model DVD player hediye eder. Heyecanla odasına giden deniz hızla cihazı TV'ye bağlamaya başlar. O sırada aşkından öldüğü(?) Mine zırıl zırıl Denizi aramaktadır. Deniz telefonu açar ve şuan biraz işim var mine sonra konuşalım mı ? Diyerek hem aramayı hem de telefonu kimse rahatsız ermesin diye tamamen kapatır.
Paşam'da ki lükse bak, yatağına uzanacak ohh film izleyecek dert tasa henüz yok. Sırf film izlemek için Mine'ye bile posta koyuyor. Deniz'in yaşam kalitesinin yüksek olduğu o ilk sezon fenaydı, herkes SMS atarken kontör gitmesin diye ksltrk yzrkn bu herif MMS atıyordu. ( MMS resimli mesajdı ve normal SMS'in 4 5 katı ücretlendiriliyordu)
Büyük bir beklenti ile izlemiştim birçok insan gibi. Karakter gelişimi ve o dönemin sinematografisi açısından bakıldığında elbette başarılı, fakat aşırı ağır işleyişi genel izleyiciyi sıkacak nitelikte. Travis aslında hayatı yakalamak istiyor, ancak bunun için yeterli donanımı olmadığını fark etmesi ilk…devamıBüyük bir beklenti ile izlemiştim birçok insan gibi. Karakter gelişimi ve o dönemin sinematografisi açısından bakıldığında elbette başarılı, fakat aşırı ağır işleyişi genel izleyiciyi sıkacak nitelikte.
Travis aslında hayatı yakalamak istiyor, ancak bunun için yeterli donanımı olmadığını fark etmesi ilk kırılma noktası oluyor. Askerde küçükte olsa bir rol sahibiyken sonrasında taksi şoförü olarak gördükleri onun için yıkımın ilk adımı diyebiliriz.
Özel kuvvetlerde görev alan, güzel bir eşe sahip, niş zevklere sahip bir Travis hayali, onu ilk kimliğinde kaçınılmaz bir sona götürüyor.
Filmin son sahnesi ise oldukça saçma geldi bana, kendini rahatsız hissederek deparla kaçan Betsy'nin bu tutumu oldukça garip.
Ayrıca olm Travis 40 takla atarak tavladığın kızı da daha ikinci buluşmada p*rn* izlemeye de götürmezsin be arkadaş.