Fikrimce, bir semtin gelişmişliğini anlamanın en kolay yolu çarşısına bakmaktır. Yan yana dizilmiş kuyumcu, tavuk dürümcü ve telefoncu sayısı fazla, çocuk parkı dışında park ve kitapçı yok ise o semt antik çağlardan bile daha az gelişmiştir.
Yıllar önce (ki baya bir yıllar önce) bu diziyi izlerken ki halimi hatırladım. Tabi hatırlama sebebim, tesadüfen gördüğüm 7/24 YouTube da canlı yayınlanan TRT bölümlerine denk gelince canlanan hislerimdi.. Her şeyden önce umutluydum, daha yolun çok başında olmama rağmen büyükçe…devamıYıllar önce (ki baya bir yıllar önce) bu diziyi izlerken ki halimi hatırladım. Tabi hatırlama sebebim, tesadüfen gördüğüm 7/24 YouTube da canlı yayınlanan TRT bölümlerine denk gelince canlanan hislerimdi..
Her şeyden önce umutluydum, daha yolun çok başında olmama rağmen büyükçe bir umut taşıyordum içimde. Hiç bitmeyecek sandığım dostluklar , kendime ait ufak tefek zevklerim, insanlar, değişen Leyla'lar.... Elbette o dönemler de kolay değildi ama birden fazla umudum vardı. İnsanın umudu bitince artık geriye sadece anılarından doğan acıları kalıyor.
Üniversitede bir hocam vardı, adam iflah olmaz bir sinefil çok iyi bir okurdu. Kendini insan onun yanında cahil hissederdi ama o asla "ben oldum" demezdi, tepeden de bakmazdı. Gıcık biriydi esasen ama kendi halinde takılırdı. Odasının kapısı kapatır geçer işini…devamıÜniversitede bir hocam vardı, adam iflah olmaz bir sinefil çok iyi bir okurdu. Kendini insan onun yanında cahil hissederdi ama o asla "ben oldum" demezdi, tepeden de bakmazdı. Gıcık biriydi esasen ama kendi halinde takılırdı.
Odasının kapısı kapatır geçer işini yapar veya kitabını okurdu dersi olmadığı zamanlarda. Diğer hocalarla arası tatlı bir mesafe ile çevriliydi. Ulan derdim bu kadar dolu adam kimseyle pek işi yok.. ben öyle olsam ohoo kendimi nasıl anlatırdım.
Şimdi anlıyorum ki onun yaptığı doğruymuş, insanlarla ne soğuk ne sıcak olmak ne de kendini anlatmak lazımmış. Artık ben odamda kendi Dünyam'dayım. Onun gibi sinefil ve edebiyat kurdu olamasam da izindeyim.
Değer verdiğim birisi ( son hatasından sonra artık benim için herhangi birisi) bana oldukça değerli bir kitap vermişti kitap hem paha hem değerde ağırdı. Son hatasından sonra götürdüm mahallede kitap okumayı benim kadar seven birine hediye ettim. Başta almak istemedi…devamıDeğer verdiğim birisi ( son hatasından sonra artık benim için herhangi birisi) bana oldukça değerli bir kitap vermişti kitap hem paha hem değerde ağırdı.
Son hatasından sonra götürdüm mahallede kitap okumayı benim kadar seven birine hediye ettim. Başta almak istemedi parasını vereyim dedi ama istemedim.
Oysa ömür boyu saklarım diyordum. Herhangi birisi haline gelince hatırası da yük oluyormuş insanın.
Duydum ki, merak ediyormuşsunuz hususi hayatımı. Anlatayım; Evvela adamım, yani sirk hayvanı filan değilim. Burnum var kulağım var, pek biçimli olmamakla beraber. Bir evde otururum. Bir işte çalışırım. Ne başımda bulut gezdiririm Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet. Ispanağı çok severim. Puf…devamıDuydum ki, merak ediyormuşsunuz hususi hayatımı.
Anlatayım;
Evvela adamım, yani sirk hayvanı filan değilim.
Burnum var kulağım var, pek biçimli olmamakla beraber.
Bir evde otururum.
Bir işte çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ispanağı çok severim.
Puf böreğine hele biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Oktay Rıfat'la Melih Cevdet'tir en yakın arkadaşlarım.
"Bir de sevgilim vardır, pek muteber,
İsmini söyleyemem..
Edebiyat tarihçisi bulsun."
Orhan Veli Kanık
Normalde kitaplarımı ilk aldığım günkü gibi saklar, üzerlerini çizmemeye gayret ederdim. Sonra bir şeyler okudum geçen gün, aşağı yukarı şöyle yazıyordu. "O çok sevdiği kitaplarına dahi en ufak bir iz bırakamadan göçüp gitmişti bu dünyada n" İz bırakıp bırakmamak çok…devamıNormalde kitaplarımı ilk aldığım günkü gibi saklar, üzerlerini çizmemeye gayret ederdim. Sonra bir şeyler okudum geçen gün, aşağı yukarı şöyle yazıyordu. "O çok sevdiği kitaplarına dahi en ufak bir iz bırakamadan göçüp gitmişti bu dünyada n"
İz bırakıp bırakmamak çok da önemli değildi aslında. Ama yine de bu cümle oldukça içime dokundu. Sanırım artık beğendiğim cümlelerin altını çizeceğim, her ne kadar kitapların altının çizilmemesi gerektiğini savunsam da.
Sanıyorum okurluğun çoklu okuma evresi adımındayım. Daha önceleri bunu pek yapmak istemiyor dağılıyordum. Bir süredir birkaç kitabı okumaya devam ediyorum. O gün canım sıkkın ve kafa dağıtmak istiyorsam roman, zihnim açık, bir şeyler öğrenmek istiyorsam kuram, eğlenmek istiyorsam polisiye veya…devamıSanıyorum okurluğun çoklu okuma evresi adımındayım. Daha önceleri bunu pek yapmak istemiyor dağılıyordum. Bir süredir birkaç kitabı okumaya devam ediyorum. O gün canım sıkkın ve kafa dağıtmak istiyorsam roman, zihnim açık, bir şeyler öğrenmek istiyorsam kuram, eğlenmek istiyorsam polisiye veya bilim kurgu, canım çok sıkkın eşlikçi arıyorsam şiir kendime değer katmak anlam arama seviyesindeysem felsefe okuyorum.
Masamda 4 5 farklı kitap oluyor o gün veya günler modum nasılsa ona göre okuyorum. Radyoda şarkı beklemek veya süreli yayın izlemek gibi gün gün farklı olması hoşuma gidiyor. Çantamda da mutlaka cep boy bir hikaye taşıyorum.
Eskiden dağılırım kaldığım yeri unuturum her şey birbirine girer korkum vardı. Bu korku yersizmiş. Canım istemese de bir kitaba ite kaka devam etmek yerine zihnim neye uygunsa onu okumak okuma hızımı da düşürmeden ilerletiyor gibi. Belki sizde denemek istersiniz.
Erken yaşta olgunlaşmak zorunda kaldığım için bu tarz animasyonları zamanında pek izleme şansım olmadı. İlgim olduğu için mi bilinmez inanılmaz keyif aldım. Mehmet Ali Erbil ve Haluk Bilginer'in dublajı ile animasyon boyut atlamış. Sahne aralarındaki şarkıları aynen kullanmak yerine Fatih…devamıErken yaşta olgunlaşmak zorunda kaldığım için bu tarz animasyonları zamanında pek izleme şansım olmadı. İlgim olduğu için mi bilinmez inanılmaz keyif aldım.
Mehmet Ali Erbil ve Haluk Bilginer'in dublajı ile animasyon boyut atlamış. Sahne aralarındaki şarkıları aynen kullanmak yerine Fatih Erkoç'a söyletmeleri ise ayrı efsane. O yıllardaki teknolojiye göre bu film de birçok yapım gibi çok iyi.
Filmde insana ait iyi ve kötüye dair birçok şey var. Normalde bazı filmleri hızlandırırım ama animasyonları 0.80-90 gibi hızlarda yavaşlatarak izliyorum. Animasyon filmlerini çok hızlı yapmaları akıcılığı bozuyor bana göre.
Özelikle kafanız bozuksa zihninizi rahatlamak için birebir.
Anlamsız bir davranışla karşılaştım bugün. İnstagram'da ki fotoğraflarımı arşivledim gereksiz geldi orada durmaları bir an. Buraya kadar sorun yok, birçok kişi enteresan şekilde mesaj atıp neden fotoğraflarını kaldırdın diye sordu. Açıkçası onlar kaldırsa merak edip profillerine bakmayacağım için bunu fark…devamıAnlamsız bir davranışla karşılaştım bugün. İnstagram'da ki fotoğraflarımı arşivledim gereksiz geldi orada durmaları bir an. Buraya kadar sorun yok, birçok kişi enteresan şekilde mesaj atıp neden fotoğraflarını kaldırdın diye sordu. Açıkçası onlar kaldırsa merak edip profillerine bakmayacağım için bunu fark etmezdim bile. Bir insanın profiline neden girip fotoğraflarına bakarsın ve hesap sorarsın ben anlam veremiyorum. Dijital dünyanın vıcığı çıkmış arkadaş.
Eski ve yeni baba'nın izlerini izliyoruz bu kez. Film uzun, aksiyon ilk filme göre az ama etkisi derin. Michael'ın bebeklik sürecinden başlayıp koltuğu devraldığı kısımlara kadar harikulade işlenmişti. Baba'nın nasıl baba olduğuna, herkesin dost olmadığına ve kardeşin bile birgün seni…devamıEski ve yeni baba'nın izlerini izliyoruz bu kez. Film uzun, aksiyon ilk filme göre az ama etkisi derin. Michael'ın bebeklik sürecinden başlayıp koltuğu devraldığı kısımlara kadar harikulade işlenmişti.
Baba'nın nasıl baba olduğuna, herkesin dost olmadığına ve kardeşin bile birgün seni satabileceğine bir kez daha şahitlik ediyoruz.
Birçok dizi ve filmin yine Baba serisinden uyarlama (arak) yaptığını da görmek yine mümkün. Bu kez hangi sahneler söylemeyeceğim izledikçe keşfedersiniz zaten. İyi seyirler.