AĞAÇLARDAN BAHSETMEK (TALKİNG ABOUT TREES) - 2019 Biraz empati yaparak başlayalım mı ? Düşünün ki, ulusal bağımsızlık mücadelesinden sonra bağımsızlık kazanan, yönetenleri seçim ile belirleyen, arada sırada darbeler ve iç savaşlar yaşansa bile aklı, bilimi ve sanatı yasaklamayan görece demokratik,…devamıAĞAÇLARDAN BAHSETMEK (TALKİNG ABOUT TREES) - 2019
Biraz empati yaparak başlayalım mı ? Düşünün ki, ulusal bağımsızlık mücadelesinden sonra bağımsızlık kazanan, yönetenleri seçim ile belirleyen, arada sırada darbeler ve iç savaşlar yaşansa bile aklı, bilimi ve sanatı yasaklamayan görece demokratik, nüfusunun büyük çoğunluğu islâm dinini benimsemiş bir ülkede yaşıyorsunuz. “Bunun için empatiye ne gerek var. Zaten hemen hemen içindeyiz” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Ama bundan sonrasını bir dinleyin hele.
Çocukluğunuzdan beri sinemayı çok seviyorsunuz. Feodal düzenden çıkmaya çalışan, büyük yokluklar ve yoksulluklar içinde olan ve ama geleceğini bilim ve sanatla kurmaya çalışan bir ülkenin çocuğusunuz. Bu ortamda ülkenizde sinema sanatını oluşturmak için yurtdışında sinema eğitimi almaya gidiyorsunuz ve başarıyorsunuz. Daha sonra ülkenize geliyor ve yönetmen ve yapımcı olarak sinema yapmaya başlıyorsunuz. Sizin gibi aynı yollardan geçmiş üç arkadaşınız daha var ülkede ve siz gidiyor onlarla birlikte bir “ Sinema Kulübü” kuruyorsunuz. Ülkede sosyalist esintilerin olduğu bir dönem. Yoksul ve yoksun halkınıza sinema sanatını sunmaya çalışıyorsunuz. Bir de sinema açılıyor, açık hava sineması ve adı da “ **Devrim Sineması**” oluyor.
Sonra bir gün ülkenizde konuşlanmış “Müslüman Kardeşler” örgütünün desteği ile darbe yapan bir grup asker iktidarı ele geçiriyor ve pozitif olan her şeyin üzerine yapılan baskılar sinemaları da vuruyor. Filmleriniz toplanıyor, poşetleniyor, ortadan kayboluyor. Belki de yok ediliyor. Ama “Her mahallede 6 cami oluşturma” hedefi hayata geçiyor.
Nasıl hissediyorsunuz kendinizi?
Şimdi filmimize dönelim ve Ibrahim Sedat, Süleyman İbrahim, Manar el Hilo , El Tayyip Mehdi neler hissediyor ve neler yapıyorlar bakalım.
Bu ülke Sudan ve bu insanlar Sudanlı yönetmenler. Başta Moskova olmak üzere yurtdışında eğitim görmüşler ve ülkelerinde onlarca filme imza atmışlar. Onlar “ **Sudan Film Group** /**Sudan Sinema Kulübü** “üyeleri.
Ülkelerinde 1989 yılında Müslüman Kardeşlerin desteklediği alt rütbeli Ömer El-Beşir adında bir general ve çevresindeki subaylar tarafından adına “Milli Selâmet Devrimi” veya -ironi olsa gerek- “Ekim Devrimi” denilen bir darbe gerçekleştirilmiş, Ömer El-Beşir Sudan’ı tam otuz yıl yolsuzluk, hırsızlık, her türlü suiistimal ile hukuku yok ederek yönetmiştir. Dedim ya bu arada her mahalleye altı cami yapılıyor, yaşanan her şey din ile örtülmeye çalışılıyordu. Düşünen insanlar nefes alamaz hâle gelmişlerdi.
İşte bu “ ahval ve şerait” içinde yönetmenler **İbrahim Sedat, Süleyman İbrahim, Manar el Hilo , El Tayyip Mehdi** ne yaptı biliyor musunuz ? Akıl almaz çılgın bir proje idi onlarınki. Çünkü onlar ülkelerinde Sudan Film Group'u ayağa kaldırmak ve Devrim Sinemasını yeniden açmak için kollarını sıvadılar. Her şey kırık dökük, zorbaca yok edilmiş bir sinema sektörü ve hoparlörleri sonuna kadar açılmış ezan seslerinden başka ses duyulmayan ülkede bir Tarantino filmi ile başlayacaklardı. (Onun hangi film olduğunu burada yazmayayım. İzlerken görürsünüz).
Onların yeniden var etmek, ayağa kaldırmak istedikleri sadece sinema mıydı acaba? Bir kültürdü belki de, çoğulcu, cennet ve cehennemden başka şeyler düşünen, tartışan, “hayatta en hakiki mürşit ilimdir” diyen bir toplumdu belki de özlenenler. Sinema belki de bir başlangıçtı.
Sevgili Sinema Dostları,
Size bir filmden söz etmiyorum. Gerçeklerden söz ediyorum. Buraya kadar tüm yazdıklarım gerçekler ve bun olaylar tümüyle yaşanmışlar. İbrahim Sedat, Süleyman İbrahim, Manar el Hilo , El Tayyip Mehdi gerçekten bu işe soyunmuşlar ve onların attığı her adım, konuşmaları, diyalogları ve halkın onlardan beklentileri tümüyle Şuayip Gasmelbari tarafından filme alınmış ve böylelikle “ Ağaçlardan Bahsetmek” ortaya çıkmıştır. Bir anlamda bu dört Sudanlı yönetmen Ağaçlardan Bahsetmek’in oyuncuları olmuştur. Gasmelbari bir söyleşisinde “Umudun Filozofları” demiş. Ne güzel bir niteleme… Ve şöyle de diyor aynı söyleşide Şuayip Gasmelbari
“ *Costa-Gavras’ın Ölümsüz – Z filmi Sudan’da gösterildiğinde müziklerinin bestecisi Mikis Theodorakis de gösterime katılmış ve filmin ardından insanlar onu oteline kadar omuzlarda taşımışlar. Böyle bir noktadan, hayatında hiç sinemaya gitmemiş bir jenerasyona geçmiş olmak gerçekten üzücü. Ama bahsettiğim sinema sevgisinin temellerini filmimdeki yönetmenler atmıştı. Onlar, kendi filmlerini her şeyden çok önemseyen, egosantrik tipler değillerdi. Filmlerini ve film izleme deneyimini paylaşmayı tercih ediyorlardı; onlar için hayatın anlamı sinemaydı*. “
Filmin türü belgesel. Ama bence bambaşka bir belgesel. En”baba” dramadan daha drama bir belgesel. Bu belgeseli izleyin. Çok düşüneceksiniz, zaman zaman güleceksiniz, hüzünleneceksiniz ve çok net iddia ediyorum ki, hepiniz çok beğeneceksiniz. Evet bir belgesel ama, filmin sonunu merakla beklediğiniz bir belgesel. Adeta sürükleyici bir macera.
“ *Yassir'e, bizler en iyimserleriz, çünkü bizim umudumuz, en zorlu umutsuzluk türüyle arındı…*” Yav her şey bir yana filmin bu son yazısı için bile izlenir bu film.
“Ağaçlardan Bahsetmek” çok ödüllü bir film. En başta Berlin Film Festivalinde belgesel kategorisinde Altın Ayı ödülü var. Bizde de İstanbul Film Festivalinde gösterildi.
“Bizden Sonra Doğanlara”
Filmin adı neden Ağaçlardan Bahsetmek diye düşünmüşsünüzdür belki. Ben de size diyorum ki Bertolt Brecht… Evet Bertolt Brecht diyorum ve O’nun “Bizden Sonra Doğanlara” şiirinden söz ediyorum. Zaten yönetmen de bu şiirden yola çıkarak koymuş filmin adını.
“ *Gerçekten karanlık bir çağdır yaşadığım!*
*Ahmaktır hilesiz söz. Düz bir alın*
*Vurdumduymazlığa işaret. Gülen*
*Kötü haberi almamış henüz.*
*Nasıl bir çağdır bu,*
*Ağaçlardan bahsetmenin neredeyse suç sayıldığı*
*Birçok alçaklığa suskun kalışı içerdiğinden.*
*Yolu kaygısızca karşı karşıya geçen*
*Ulaşılmazdır artık herhalde*
*Zorda kalan arkadaşları için*.
*Doğrudur: geçimimi sağlamaktayım hâlâ*
*Fakat inanın: bu sadece bir tesadüftür.*
*Yaptıklarım*
*Arasında hiçbir şey hak vermiyor karnımı doyurmaya.*
*Tesadüfen ayaktayım. ( Şansım ters giderse mahvoldum.)* “
Sevgili arkadaşlar,
Gelin birlikte ağaçlardan bahsedelim… Özgürlükten, akıldan, bilimden, sevgiden, dostluktan bahsedelim… Sinemadan bahsedelim, Ağaçlardan Bahsedelim…