Spoiler içeriyor
Olağanüstü bir film. Şimdiye dek cinsel içerikli filmler içinde beni en çok etkileyen filmlerden. Film, toplumun beklentilerine uymak için kim olduğunuzdan vazgeçmeye çalışmanın tehlikesini gösteriyor. Valerie (ana karakter), cinsel iştahından utanıyor ve onu bastırmaya çalışıyor. Toplumun kadından olması gereken beklentilere…devamıOlağanüstü bir film. Şimdiye dek cinsel içerikli filmler içinde beni en çok etkileyen filmlerden. Film, toplumun beklentilerine uymak için kim olduğunuzdan vazgeçmeye çalışmanın tehlikesini gösteriyor. Valerie (ana karakter), cinsel iştahından utanıyor ve onu bastırmaya çalışıyor. Toplumun kadından olması gereken beklentilere uyması için çocuk sahibi olmaya çalışıyor. Sonunda bu girişim onun planladığı gibi gitmiyor. Film aynı zamanda erkeklerin kadınlara sahip olma ihtiyacı temasını da işliyor. Bence bu film, bir süredir bireysellik için gördüğüm en güçlü argümanlardan birine sahip. Özetle gününüzü gün edin; hayatın tadını çıkarın, kimseyi kafanıza takmayın diyor film.
Bizim eğitim kültürümüzde ve sosyal yasamımızda cinsellik ayıp ya da yasak olarak lanse edildiği için pek bu tarz filmler sevilmez. Bakın burada yorum yapan bir cok kisi seks, porno ve erotizmi ayıracak donanıma bile sahip değil maalesef. Oysa Avrupa’da çocuklar ilkokul sonda başlıyor bunun hakkında öğrenmeye. Bizde ise çoğu çift evlenince kadın vücudunu yada erkek vücudunu, cinselliği keşfediyor. Hem erkekler hemde bayanlar için çok sıkıntılı bir durum.
Spoiler vermeden en etkilendiğim sahneyi özellikle belirteyim; felçli bir adamı yatağa yatırdığı sıradaki gelişen diyaloglar insan beyninin sınırlarını ve duygularınızı bir hayli yıpratıyor.
Bir parmak! yalnızca bir parmak...
Az önce bitirme fırsatım oldu. In Bruges'dan 14 yıl sonra Collin Farrell ve Brendon Gleeson ile tekrar buluştuğu "The Banshees of Inisherin"de yönetmen o kendine has üslubunu kullanarak güzel bir filme imza atmış. Garip ama seyirciyi düşünmeye iten karakterleri, yalın…devamıAz önce bitirme fırsatım oldu. In Bruges'dan 14 yıl sonra Collin Farrell ve Brendon Gleeson ile tekrar buluştuğu "The Banshees of Inisherin"de yönetmen o kendine has üslubunu kullanarak güzel bir filme imza atmış. Garip ama seyirciyi düşünmeye iten karakterleri, yalın anlatımı, harika İrlanda görüntüleri ve yer yer güldüren kara mizahı ile Banshees of Inisherin benim için 2022‘nin en iyi filmlerinden biri oldu. Bundan sonrası biraz sürprizbozan. Colm, sen tam bir bencil, puştun tekisin diyeceğim ama birden haklı olduğu aklıma gelince susuyorum. Tabiki çok acımasız, o ayrı. Colm'un acımasızlığına karşılık Padric'in saflığı, kırılganlığı ve inatçılığı da beni bitirdi. Sanırım insanlar arasındaki tüm iç savaşlar böyle çıkıyor. İnsan, ilişkilerinde karşısındakinden ya bir şey almalı ya da bir şeyler verdiğini hissetmeli, aksi halde boşa geçen zaman oluyor. Neyse, çok güzel film bee!
"Hayat böyledir. İnsanın arkadaşları olur, sevgilileri, ahbapları olur; bir dönem sonra herkes yoluna gider."
Spoiler içeriyor
Harika bir film yapmak için iyi diyaloglar, iyi yönetmenlik, iyi oyunculuk, iyi sinematografi ve uygun hikaye anlatımı ile iyi bir senaryoya sahip olmanız gerekir. Gaspar Noé: Monica Bellucci'ye 10 dakika tecavüz etme sahnesi ekledik mi tamam bence?
Spoiler içeriyor
Nolan'in üçlemesindeki heyecanı sanırım hiçbir Batman filmi veremeyecek, ama aslında uzun zaman sonra ilk kez gerçek bir Batman filmi izlemiş olduk. Çünkü eski karşılaştığım Batmanler soğuk, playboy ve duygusuz bir havaya sahipti. Christian Bale'in Batman'i fazla temizdi, filmde her şey…devamıNolan'in üçlemesindeki heyecanı sanırım hiçbir Batman filmi veremeyecek, ama aslında uzun zaman sonra ilk kez gerçek bir Batman filmi izlemiş olduk. Çünkü eski karşılaştığım Batmanler soğuk, playboy ve duygusuz bir havaya sahipti. Christian Bale'in Batman'i fazla temizdi, filmde her şey fazla yeniydi. Bruce Wayne ailesini kaybetmiş, travmalar atlatmış ve Gotham'daki suçlularla her şeye rağmen baş etmeye çalışan bir insan. Robert Pattinson'un Batman'inde Wayne'in karakterini daha iyi anlıyorsunuz. Yine Nolan Gotham'ı yeterince karanlık gösterememişti. Gotham fazla güçlü, fazla gösterişli kalıyordu. Film Gotham'da değil de New York'ta çekilmiş gibiydi. Bruce Wayne'i de sosyal, karizmatik, işinde gücünde, flörtoz bir adam olarak tanıdık. Bence esas Bruce Wayne'i bu filmle tanımış olduk. Geçmişte yaşadıkları ağır olayları sıradan bir şeymiş gibi yok saymalarının aksine bu batman gerçekliğin vücut bulmuş haliydi. Ailesinin kaybının hala yasını tutan, acılarını sırtına yük edinen, savaş esnasında bize sunduğu havalı şölenlerin yanı sıra dengeyi kuramadığı için kanatlarıyla iniş yaparken ağır darbe aldığında aslında bizim gibi normal bir insan olduğunu; kusursuz olmayıp hatalar yapabileceğini gösteren, kendisini büyüten adamın gözünde hala çocuk olarak görülen, başkalarının gözünde psikopat bir zorba olarak görünmesi gibi oldukça duygusal bir Batman vardı.
Filmde sevdiğim bir diğer şey ise Gotham'ın da ne kadar pislik bir şehir olduğunu, turuncu ve karanlık atmosferi ile iliklerimize kadar hissettik. DC'nin en büyük farkı, evreninin daha karanlık olmasıdır. Bu yüzden her zaman Marvel'den 3-4 gömlek üstün görürüm. Karakterleri daha sanatsal, daha akılcı, daha teatraldir. Filmdeki en iyi şeylerden biri de dövüş sahnelerinin gerçekçi olmasıydı. Normal aksiyon filmlerinde, silahı kullanmayan, yumruk yemeyi bekleyen karakterler varken, bu filmde Batman'in dayak yediğini, ona gerçekten silahla sıkan insanlar gördük, o yüzden filmin en başarılı yanlarından biri dövüş sahnelerinin yapımı ve tasarlanmasıydı. Robert Pattinson çok iyi bir oyuncu. Bruce Wayne olarak pek ısınamasam da Batman olarak çok yakışmış.
Sonunda sinemada çizgi romanlardaki gibi tam bir dedektif Batman izledik. Sinematografi, kostüm, oyuncu seçimi, efektler, müzik hepsi tek kelimeyle harikaydı. Özetle Bu ikonik karakterin kökeni ve hikayesi üzerine karanlık, psikolojik bir film olmuş.
"Gölgelerde saklandığımı sanıyorlar ama ben gölgeyim."
Filmi merak ettim. Yorumlara bir bakayım dedim. Baktığımda herkes dikkatli izleyin diye söyleyince bende bütün dikkatimi filme verdim ama yine de pek az şey anladım. Rüya ile gerçek hayatın birbirine girdiği, insan aklını oldukça zorladığını söyleyebileceğim bir film. Yani benim…devamıFilmi merak ettim. Yorumlara bir bakayım dedim. Baktığımda herkes dikkatli izleyin diye söyleyince bende bütün dikkatimi filme verdim ama yine de pek az şey anladım. Rüya ile gerçek hayatın birbirine girdiği, insan aklını oldukça zorladığını söyleyebileceğim bir film. Yani benim anlamaya çalıştığım şey, bazen yaşadığımız hayattan bazı kesitleri rüyamızda gördüğümüz ya da rüyamızda gördüğümüz bir konunun gerçek hayatta karşımıza çıkması. Tabi bu gerçekten böyle midir bilmiyorum. Hadi diyelim belki sıkıntı bende ben yanlış çözümlemişimdir, yorumlara bakayım dedim kimse bir şey anlamamış bile. Madem kimse bir şey anlamadı niye “böyle ilginç, vaov şok edecek, acaba ne oldu dedirtecek” diyerek şişiriyorsunuz filmi? Herkes anlamadığı konunun neyini beğendi de yüksek puan verdi?
Film hakkında yorum, inceleme okuyayım dedim de araştırmaya ve okumaya da yüreğim kalmadı, bu film beni çok yordu. En iyi youtube açıklama videoları bile bu filmi benim için kurtaramaz.
Yani film baya beklentimin altında kaldı, ne anlattığı bile belli olmayınca benim için tam bir vakit kaybıydı. Benim kaliteli bir filmden beklediğim içinde mesaj barındırması, akıcı ve anlaşılır olması ve sürükleyici bir tarafının da olması gerekiyor. Ne yazık ki bu fimde biraz önce sıraladığım özellikler yok.
Filmden alınacak ders: Yarı yolda uyuyakalsanız veya tamamını izleseniz bile, aynı derecede kafanız karışır.
Kadınları sadece cinsel obje olarak gören erkeklere karşı yapılmış bir film olduğunu düşünüyorum ki ne yazık ki bu olaylar gerçekte de yaşanıyor. Filme gelirsek bu filmi ve filmi yapmanın ardındaki tüm motivasyonları sikeyim! Tecavüze uğramanın intikamını almayla ilgili bir film…devamıKadınları sadece cinsel obje olarak gören erkeklere karşı yapılmış bir film olduğunu düşünüyorum ki ne yazık ki bu olaylar gerçekte de yaşanıyor.
Filme gelirsek bu filmi ve filmi yapmanın ardındaki tüm motivasyonları sikeyim! Tecavüze uğramanın intikamını almayla ilgili bir film olarak faturalandırılıyor ama daha çok tecavüz sahnelerini izlemekten zevk alan adamlar tarafından yapılmış bir film gibi geliyor. Sadece İlk 20 dakikasında gerilimi hissediyorsunuz ama ondan sonra sadece intikam almaya bir sebep yaratmak için kullanılan tecavüz sahnesinin nedensiz doğası filmi saçma hale getiriyor. Yine ana karakterin garip bir şekilde nehire atlaması sonucu ölmemesi ve tecavüzcüleri öldürmek için plan-program olmadan anlamsız şekilde geri gelmesi kurgu ve konu kısmının çok zayıf olduğunu gösteriyor.
Yalnız filmin sonunda tecavüzcülere işkence etmek ve öldürmek için oluşturulan cihazlar iyi tasarlanmış. Başka bir tür gerilim filminde eğlenceli olabilirdi.
Avatar'ı avatar yapan en temel dayanak, panteizm felsefesiydi. Yeni filmde, ilk filme kıyasla panteizmden eser bulamayacağınızı üzülerek belirtmeliyim. Bu film, hayata dair her türlü izmi bir kenera bırakıp, her şeyin ama her şeyin merkezine "aile" kavramını alarak perdedeki yerini almış.…devamıAvatar'ı avatar yapan en temel dayanak, panteizm felsefesiydi. Yeni filmde, ilk filme kıyasla panteizmden eser bulamayacağınızı üzülerek belirtmeliyim. Bu film, hayata dair her türlü izmi bir kenera bırakıp, her şeyin ama her şeyin merkezine "aile" kavramını alarak perdedeki yerini almış.
Toruk Makto'ya dair en ufak bir iz bırakmamışlar. Misyonu tamamen ölmüş, amacının dışına itilmiş ve karşımıza The Godfather esintileri barındıran, baştan aşağı Don Corleone rolüne bürünmüş bir "baba" figürü olarak Jake çıkmış. Hani çıkıp, "ailesiyle vakit geçirmeyen bir erkek, asla gerçek bir erkek olamaz." dese hiç sırıtmaz.
Navi halkı, bildiğiniz gibi ABD yerlileri gibiler. Bir nevi, Kızılderililerin fantastik halleri. Haliyle birçok paganizm/şamanizm ögeleri barındırıyorlar.
İlk filmdeki panteizm ögelerinden kopuş öylesine derin olmuş ki; final sahnesindeki birkaç dokunuş bu eksiği/kaybı kotarmaya ne yazık ki yeterli olmamış. Ek olarak bu Hollywood filmlerini anlamıyorum, neden ilk filmde tutulan kötü adam karakterine bel bağlıyorsunuz? Yeni bir karakter yaratmak zor değil. Konu da açık olmasına rağmen ölmüş albayın avatar klonunu kötü adam olarak kullanmak tamamen fiyaskoydu. Filmde en büyük hayal kırıklığım bu oldu. Toparlarsak öyle 13 yıl beklemeye değecek bir film olmamış. Popülariteyi ve tüketim kültürünü iyi kullandıkları bir film olmuş. Yine de görsel şölen için ve mistik yanları için izlenebilir.
Bu film bana tekrardan Ulu Önder Atatürk'e sonsuz minnet borcumu hatırlattı, kendisine ne kadar teşekkür etsem az kalır! Yaptığı devrimlerin büyüklüğünü, önemini maalesef anla(ya)mıyorlar. Onun kurmuş olduğu Laik Cumhuriyette artık sallantıda. Filmde İran sahneleri hafif şekilde Türkiye'de uygulanıyor zaten. Siyasal…devamıBu film bana tekrardan Ulu Önder Atatürk'e sonsuz minnet borcumu hatırlattı, kendisine ne kadar teşekkür etsem az kalır! Yaptığı devrimlerin büyüklüğünü, önemini maalesef anla(ya)mıyorlar. Onun kurmuş olduğu Laik Cumhuriyette artık sallantıda. Filmde İran sahneleri hafif şekilde Türkiye'de uygulanıyor zaten. Siyasal İslamcıların ve hükümetin istediği ülke profili tam olarak bu filmde gösterilmiş. Daha bunlar iyi günlerimiz. Arminius Vambery'nin sözünü ettiği türden sakallı, şalvarlı, cüppeli, sarıklı ve elleri sopalı gruplar bir gün yolunuzu kesip "niye sakalın yok, niye cüppen yok, niye namaz vakti sokaktasın? Niye karının başı açık?" diyerek falakaya yatırırlarsa şaşmayın. Gidişat oraya doğru. Bu sözlerim şimdilik size şaka gibi gelebilir, ama bunlar filmde gördüğünüz gibi İran'da yaşandı.
"Kadınlar eğer ulusun gerçek anası olmak istiyorlarsa, erkeklerimizden daha aydın ve erdemli olmaya çalışmalıdırlar."
Mustafa Kemal Atatürk
Dizinin hayata bakış açısı gerçekten de muazzam ötesi. Rick’in yalnızlığını, Beth’in sevildiğini hissetmemesini, Morty’nin sürekli birisine ihtiyaç duymasını, Summer’ın herkesten onay beklemesini ve hayata dair bir çok şey anlatılıyor. Dizide hayat gibi bir çok hikaye var ama önemli olan kendininkini…devamıDizinin hayata bakış açısı gerçekten de muazzam ötesi. Rick’in yalnızlığını, Beth’in sevildiğini hissetmemesini, Morty’nin sürekli birisine ihtiyaç duymasını, Summer’ın herkesten onay beklemesini ve hayata dair bir çok şey anlatılıyor. Dizide hayat gibi bir çok hikaye var ama önemli olan kendininkini yaşaman. Anlamsızlığın ve acının içinde sürüklenerek giden bu dünyada insanların kendi amaçlarını yaratma dürtüsü ve bu yolda neler yaşanabildiği ilik ilik işleniyor.