ALTINI ÇİZDİKLERİM ✍️ •Nasıl oluyor da böyle bir göğün altında türlü türlü suratsız, kaprisli insan yaşayabiliyor? •Yüreğim konuşurken ben susmayı beceremem.
ALTINI ÇİZDİKLERİM ✍️ •İyi rahimler kötü çocuklar da doğurur •Cehennem boşalmış, şeytanların hepsi burda. •En sıkı yeminler bile Samandır kanın ateşinde
ALTINI ÇİZDİKLERİM ✍️ •Ayrıntılar çok önemli! Ayrıntılar mahveder her zaman her şeyi... •Bazen hayatta öyle karşılaşmalar olur ki, hem de hiç tanimadığımız insanlarla, bir tek sözcük bile konuşmadan, birdenbire, tek bir bakışla ilgilenmeye başlayıveririz. •Her insanın çalabileceği hiç değilse bir…devamıALTINI ÇİZDİKLERİM ✍️
•Ayrıntılar çok önemli! Ayrıntılar mahveder her zaman her şeyi...
•Bazen hayatta öyle karşılaşmalar olur ki, hem de hiç tanimadığımız insanlarla, bir tek sözcük bile konuşmadan, birdenbire, tek bir bakışla ilgilenmeye başlayıveririz.
•Her insanın çalabileceği hiç değilse bir kapı olmalıdır. İnsanın ne yapıp edip başvuracak bir yerinin bulunması gereken zamanlar oluyor.
•Her insanın, başkalarının kendisine acıyabilecekleri bir yanı olmalı!
•İnsanoğlu denen aşağılık yaratığın alışamayacağı hiçbir şey yok.
•İyi ama gerçek her şey demek değildir ki... Hiç değilse işin yarısı, bu gerçeklere nasıl bakıldığına bağlıdır.
•Dünyada herkesten çok kendini sev, çünkü dünyada her şey kişisel çıkara dayalıdır. Eğer bir tek kendini seversen, işini gerektiğince yaparsın.
•Yalan, insanların bütün öteki yaratıklara karşı biricik üstünlüğüdür.
•Belki namuslu bir insansın, ama namuslu bir insanım diye övünülür mü hiç? Herkes namuslu olmak zorunda değil midir?
•İnsan bazen öyle bir sınıra gelir ki, onu aşamaz mutsuz olur; aşar, bu kez belki daha mutsuz olur!..
•Toplum içinde birazcık sivrilen, yani topluma söyleyecek birazcık yeni bir şeyleri bulunanlar, doğaları gereği, tabii kimi az, kimi çok, birer suçlu olmak zorundadırlar. Tersi durumda zaten sivrilmelerine olanak yoktur.
•Dâhiler milyonda bir yetişir; insanlığın olgunlaşmasını sağlayan büyük dehalar için ise yeryüzünden belki de yüzlerce milyon insanın gelip geçmesi gerekmektedir.
•Acı ve üzüntü, engin bir bilinç ve derin bir yürek için her zaman zorunludur.
•Birazcık aklı başında olan, birazcık görmüş geçirmiş bir insan, yok edilmesi elde olmayan bazı delilleri olanaklar ölçüsünde kabul etmeye çalışır. Yalnız, bunları bambaşka bir ışık altında, bambaşka anlamlara gelebilecek biçimde, değişik nedenlerle açıklar ve yorumlar.
•Biz sonsuzluğu olanaksız bir düşünce olarak, şöyle kocaman, çok büyük bir şey olarak düşünürüz hep. İyi ama, neden ille de kocaman, çok büyük bir şey? Oysa bir de bakmışsınız, küçücük köy hamamı gibi bir yerdir. İs içinde, köşeleri örümceklerle dolu? Düşünebiliyor musunuz? İşte size sonsuzluk!
•İnsanın doğası, insanın aynasıdır.
•İnsan boğulmamak için nasıl bir saman çöpüne bile sarılabiliyor.
•Dünyada açıkyüreklilikten zor ve övmeden kolay bir şey yoktur. Açıkyüreklilikte yüzde bir değerinde bile olsa, bir nota falsolu oldu mu, uyumsuzluk hemen fark edilir; övmede ise, baştan sona bütün notalar falsolu bile olsa, yine de kulağa hoş gelir, zevkle dinlenir.
•Engin ruhluluk dehâdan yoksunsa, bir felakettir.
•Başarısızlığa uğradı mi, her şey aptalcadır.
•Yalnızca ölümden korktuğu için yaşayabilir mi bir insan?
ALTINI ÇİZDİKLERİM ✍️ •Kötü biri olamamak bir yana, herhangi bir şey olmayı da beceremedim. •Zeki insanlar asla bir baltaya sap olamaz, olanlar yalnız aptallardır . Evet efendim, on dokuzuncu yüzyıl adamı en başta karaktersiz olmalı, böyle olmaya manen mecburdur; karakter…devamıALTINI ÇİZDİKLERİM ✍️
•Kötü biri olamamak bir yana, herhangi bir şey olmayı da beceremedim.
•Zeki insanlar asla bir baltaya sap olamaz, olanlar yalnız aptallardır . Evet efendim, on dokuzuncu yüzyıl adamı en başta karaktersiz olmalı, böyle olmaya manen mecburdur; karakter sahibi, çalışkan bir insansa oldukça dar kafalıdır.
•Yemin ederim ki, her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır; gerçek, tam manasıyla bir hastalık.
•Umutsuzluk en yakıcı zevktir, özellikle de içinde bulunduğun durumun çaresizliğini açıkça kavramışsan.
•Karşımda gücümün yetmediği bir taş duvar var diye büsbütün boyun eğmeye de razı olamam.
•Kimden geldiği belli olmayan, fakat içinize işleyen hakaret ve alaylardan, bazen şehvete varan bir zevk duyulmaya başlar.
•Kim olursa olsun, insan daima, her yerde akılla çıkarın buyurduğu gibi değil, canının istediği gibi hareket etmeyi sever.
•İnsana lüzumlu olan tek şey, onu nereye sürükleyeceği belli olmayan hür iradedir.
•Hür iradesi, arzusu olmayan, istemeyi bilmeyen insanın org silindiri üzerindeki civatadan ne farkı vardır ki?
•Arzunun akılla el ele vereceği gün hepimiz isteklerimize değil, aklımıza hizmet edeceğiz; çünkü aklımız başımızdayken manasız bir şey isteyerek kendimize bile bile fenalık yapmamıza imkân yoktur.
•Aklı takdir etmemek mümkün değil tabii, ama onun kendi çerçevesini hiçbir zaman aşamadığını, insanın yalnız kafa ihtiyaçlarına cevap verebildiğini de kabul etmek lazım; halbuki arzu, aklı da, başka çeşit özentileri de içine alan bütün hayatın, yani bir insan hayatının en kudretli ifadesidir.
•Hayatın ne olduğunu bilen bir insansanız kendi kendinize danışın, yeter.
•Temiz kalpli olmayan kimsenin idraki tam değildir.
•Okumaktan şüphesiz çok faydalanıyordum: Kitaplar bana zevk, heyecan, ısdırap veriyordu.
•İnsana yalnız keder, acı batar da saadetimizi fark edemeyiz. Halbuki hakkıyla bakınca dünya nimetlerinden hepimizin nasibi olduğunu görürüz.
•Aşk! Aşk her şeydir; en kıymetli elmastan üstündür, bir kızın tek servetidir aşk! Bu aşk için ruhunu veren, ölümü göze alanlar vardır. Ya senin aşkınin değeri ne?
•Ruhumun, vicdanımın derinliğinde bir türlü sakinleşmeyen, bütün varlığımın yakıcı bir hüzünle dolmasına sebep olan bir köşe vardı.
•Bence sevmek, manevi üstünlük kurmak, zorbalık etmek anlamına gelir. Ömrüm boyunca başka türlü düşünmedim; hatta şimdi bile bazen sevginin sevdiğimizin bize gönül rızasıyla bağışladığı, kendine zorbalık etme hakkından ibaret olduğunu düşünüyorum.
•Bizi tek başımıza bırakın, elimizden kitapları alın o saat şaşkına döner, ne yana gideceğimizi, kimden yana çıkacağımızı, kimi sevip, kimden nefret edeceğimizi bilemeyiz.
ALTINI ÇİZDİKLERİM ✍️ •Bilir misin, bizim en büyük maharetimiz nefsimizden beraat kararı almaktır. Vicdan azabı dedikleri şey, ancak bir hafta sürer. Ondan sonra en aşağılık katil bile yaptığı iş için kâfi mazeretler tedarik etmiştir. •Çiçeklerin açtığı mevsimde, senin kollarına yaslanan…devamıALTINI ÇİZDİKLERİM ✍️
•Bilir misin, bizim en büyük maharetimiz nefsimizden beraat kararı almaktır. Vicdan azabı dedikleri şey, ancak bir hafta sürer. Ondan sonra en aşağılık katil bile yaptığı iş için kâfi mazeretler tedarik etmiştir.
•Çiçeklerin açtığı mevsimde, senin kollarına yaslanan ve çiçekler kadar güzel kokan bir vücutla uzak su kenarlarında oturmak ve öpüşmek, yoruluncaya kadar öpüşmek hoş şeydir...
Seni gördüğü zaman zalimce başını çeviren mağrur bir dilberin kapısı önünde ve ay ışığı altında sabaha kadar dolaşmak, bunu candan arkadaşlara ağlayarak anlatmak, -söz aramızda- gene hoş şeydir.
Fakat sevgili bir vücutta bulunmayan bir şeyi kendisinde taşımaya tahammül etmeyerek onu koparıp atabilmek, işte adaşım, yalnız bu sevmektir.
•Aşkın sesinden uzak kalan kalpleri hasretin ne hallere koyduğundan bahseden satırlarım, beni seslerin en canayakınını dinlemekten alıkoydu.
•Şu dünyayı adamakıllı görmeden, dünyanın ne olduğunu adamakıllı anlamadan buradan gidecek olduktan sonra ne diye buraya geldik sanki? Yaşadığımızın farkına varmayacak olduktan sonra ne diye yaşıyoruz?
•Odamda beni kitaplarım bekler. Bu yegâne tesellidir. Her eşyasını ayrı ayrı ve gayet iyi tanıdığım bu odada yalnız onlar her zaman için yeni bir koku taşırlar. Her zaman söyleyecek birçok lafları vardır.
•En çok okuduğum bir kitabın en çok okuduğum bir satırı bile bana bazan başka şeyler söyleyebilir. Yalnız onların böyle en mahrem taraflarını bile görebilmek için uzun bir beraberlik lazımdır . Kitaplar yeni tanıdıklarına karşı çok ketum olurlar. Bir kere de onlarla laubali oldunuz mu size malik oldukları her şeyi verirler ve onlar bizim isteyebileceğimiz her şeye fazlasıyla maliktirler.
•Ta ne zamandan beri sesimizi çıkarmayıp içimize attığımız şeyler, hep birden uyandı; hepsinin acısını birden duyduk.
•Müthiş surette yalnız kaldığımı hissettim. Ah!.. Bilhassa bu kadar kalabalığın içinde yalnızlık ne acı oluyor yarabbi!..
ALTINI ÇİZDİKLERİM ✍️ •Bilemezsin, kafan dökülecek tek kimseyi bile aşkla ararken bütün etrafındakileri boş, manasız görmek ne müthiş azaptır. •Senin yokluğunun ne müthiş olduğunu seni kaybedince anladım. •Hayatta fikirler çok büyük, kafalar çok küçük... İnsanların kafaları sizin içinizi dolduran şeyleri…devamıALTINI ÇİZDİKLERİM ✍️
•Bilemezsin, kafan dökülecek tek kimseyi bile aşkla ararken bütün etrafındakileri boş, manasız görmek ne müthiş azaptır.
•Senin yokluğunun ne müthiş olduğunu seni kaybedince anladım.
•Hayatta fikirler çok büyük, kafalar çok küçük... İnsanların kafaları sizin içinizi dolduran şeyleri istiap edemeyecek kadar mini mini...
•Hayat... ki yegâne zevki değişikliktedir, bir kişiye bağlanmak ancak aptalların işidir.
•Ben ki her insanı küçük bir hikâye gibi okuyup geçmeyi büyük adamlığın şanından addetmek isterim, bu kız bende hayatımın sonuna kadar bitirmeye imkân olmayan muazzam bir kitap tesiri yaptı.
•Hiç kimse hiç kimseyi yükseltemez, herkes kendi kendisini yükseltmek mecburiyetindedir.
•Kadın bir erkeğe varmaz, kadın bir erkeğe verilmez ve bir erkek bir kızı almaz, (almak, vermek) bu tabirler kadını kıymetten düşüren, ona ahkâr (en hakir) mahiyeti veren şeylerdir ve her şeyden evvel bu zihniyeti kadınlarımız kafalarından çıkarmalıdır; bilmelidirler ki iki cins birbiriyle hayatlarını birleştirirken yuvaya getirdikleri aynı kıymette şeylerdir ve koca mal sahibi değil, ortak, hayat ortağı demektir.
•Memleketimizin kadın ve erkeklerini, biri diğerini sürükleyen ve taşıyan değil, el ele ve aynı tempoda yürüyen iki mahluk olarak göreceğimiz günün uzak olmamasını dilerim.
•Kelimeler insanların anlaşmasını sağlayan vasıtalar olduğuna göre, eğer bu kelimelerin anlamları üzerinde anlaşma olmazsa kimsenin kimseyi anlayamayacağı meydandadır.
"Friends hakkında kesinlikle tam isabet olan şey, sadece arkadaşlar arasında var olabilecek kesin, insanın hayatını değiştiren sevgidir. Aileniz sizi hayal kırıklığına uğrattığında ya da parçalandığında; sizi yakalayan ağdır. Aşk bocaladığında, kollarınızı etrafına dolayabileceğiniz dengedir. Arkadaşlar, zorlu dönemeçlerde eli elinizde kararlı…devamı"Friends hakkında kesinlikle tam isabet olan şey, sadece arkadaşlar arasında var olabilecek kesin, insanın hayatını değiştiren sevgidir. Aileniz sizi hayal kırıklığına uğrattığında ya da parçalandığında; sizi yakalayan ağdır. Aşk bocaladığında, kollarınızı etrafına dolayabileceğiniz dengedir. Arkadaşlar, zorlu dönemeçlerde eli elinizde kararlı şekilde yürüyen insanlardır. Sonra gerçek olur; sımsıkı tutuşunuz gevşer, aranızdaki yol genişler ve bir gün, etrafınıza bakarsınız ve tatlı noktadan çıkarak hayatınızın geri kalanına doğru kendinizi bir başınıza yürürken bulursunuz."
"Bazı şeyler geçmişe aittir. Friends geçmiş zamanın bir hikâyesidir."
ALTINI ÇİZDİKLERİM ✍️ •Güneş batıya doğru kayarken, doğu karşısında sessizce durur. •Geçen sabah senin üzüntülü olduğunu söylediler. Dokunsalar ağlayacakmışsın. Dokunmamışlar. Yine de ağlamışsın; dostun gözünden akan bir damla yaşın yeryüzündeki bütün gölleri tuz gölü yaptığını bilmez gibi. Gül ki, acılaşmasın…devamıALTINI ÇİZDİKLERİM ✍️
•Güneş batıya doğru kayarken, doğu karşısında sessizce durur.
•Geçen sabah senin üzüntülü olduğunu söylediler. Dokunsalar ağlayacakmışsın. Dokunmamışlar. Yine de ağlamışsın; dostun gözünden akan bir damla yaşın yeryüzündeki bütün gölleri tuz gölü yaptığını bilmez gibi. Gül ki, acılaşmasın göller. Göl ki, orada demirli kayığımız
•İnsanı mutlu eden şeyler aynı zamanda onun felaketinin de kaynağı olabiliyor.
•Bizi mutlu kılan şey şartlardan çok, ruhumuzdur.
•Bedelsiz alındığı düşünülen şeylerin bedeli daha ağırdır.
•Kulaklar işgal altında. Bu yüzden kelimeler yere dökülüyorlar. Ağızların kapıları kırık. Bu yüzden kelimeler ayağa düşüyorlar. Bu söz yığınlarını kim kaldıracak? Hiç kimse.
•Kulak kesilecek bir söz kalmadığını görüp Van Gogh gibi kulağımı kesiyorum..
•Halbuki sevgi, ayrık otları gibi rastgele büyümemeli kalbimizde.
•Çinliler, “Akıllı bir adam yalnız kendi tecrübelerinden, daha akıllı bir adam başkalarının da tecrübelerinden yararlanır,” demişler. Sen bu sözün neresindesin?
•Dostluk gündüz görünmez; o, ateşböceği gibi yalnız geceleyin parlar.
•Susmak ve konuşmak yerini bulduğunda ortaya çıkar melodi. Piyanonun tuşları, yan yana durdukları halde susmayı bildiklerinden dinletiyorlar kendilerini.
•Söylenen her söz binamıza yeni bir tuğla ekler. Bu yüzden ağzımızdan kaçmamalı kelimeler. Onlar bizim mahkûmlarımızdır, izin verdiğimizde çıkmalılar dışarıya. Publis Syrus ne kadar haklı: “Konuştuğuma çok kere pişman oldum. Fakat sustuğuma asla!”
•İnsan, yazdıklarına da pişman olabilir. Çoğu kez bu pişmanlık, konuşmadan duyulan pişmanlıktan daha ağırdır. “Ağzımdan kaçtı,” denilebilir de “Kalemimden kaçtı,” denilemez. Kalemden kaçılabilseydi, önce yazarı kaçardı ondan. Yazarı kaçardı, evet; “kalem sahibi” değil, “kalem esiri” olduğundan.
•Tabii olan her şey etkili ve kalıcıdır.
•Köpekbalığının kanı, yarasanın karanlığı sevmesinde ne var? Hüner, geceye rağmen güneşi , kana rağmen hayatı sevmekte. Oruçken su içmemekte ne var! Hüner, ölürken suyu reddedebilmekte. “İsâr” deniyor buna. Yani tercih. Yani sevmek, yani göstermek üstün olanı.
•İnsan yoktu ve sınır yoktu. İnsan geldi ve elindeki tebeşirlerle sınırlar çizmeye başladı. Daireler, dikdörtgenler, üçgenler çizdi. Etrafını çizdiği alanların kenarına, “Benim” tabelasını iliştirmeyi de ihmal etmedi. Bir yere ilk olarak gelmek, oraya sahip olmaya yetmiyordu. Bu yüzden ne tebeşiri elinden düşürdü ne de çizilen daireler birbiriyle kesişmediği sürece geometrinin mutluluğuna bir gölge düştü. Ama ne zaman iki çember birbiri içine geçti ve ne zaman iki “Benim” çakıştı, o zaman sınır taşları yerinden oynadı ve sökülerek mancınıklara dolduruldu.
•Bana bencilce hareket ettiğimi söyleme sakın. İnsanlara güvenimi kaybettim.
•Demek ki hayat buluyordu, başka hayatlarla bölüşülen hayatlar.
•Hırs, tırnakları çıkarır ama ayaklara da taş bağ. lar. Tırnakları çıkarır, çünkü daha yükseğe tırmanmalıdır. Ayaklara taş bağlar, çünkü ne zaman aşağı çekeceği belli olmaz.
•Sevgili Dost,
Şu günlerde herkes sesini duyurabilmek için hoparlörün sesini daha fazla açması gerektiğini düşünüyor. Bense sadece senin duyabileceğin bir sesle fısıldıyorum kulağına.
•Sözcükler, binlerce kelime bildikleri halde konuşamazlar.
•Çok şey bilip de susmanın ağırlığını taşır sözcükler.
ALTINI ÇİZDİKLERİM ✍️ •Dün var olan bugün yoktur. Bu dünyada insanlar doğar ve ölür. Yalnız yıldızlar ölümsüzdür. En eski zamanlardan beri doğan güneş ölümsüzdür. Ve, hiç yerini değiştirmeyen kara yerküre ölümsüzdür. •İnsanın kendi hayatı, göz açıp geçinceye kadar geçen zaman…devamıALTINI ÇİZDİKLERİM ✍️
•Dün var olan bugün yoktur. Bu dünyada insanlar doğar ve ölür. Yalnız yıldızlar ölümsüzdür. En eski zamanlardan beri doğan güneş ölümsüzdür. Ve, hiç yerini değiştirmeyen kara yerküre ölümsüzdür.
•İnsanın kendi hayatı, göz açıp geçinceye kadar geçen zaman kadar kısadır. Ölümsüz olan düşüncedir, fikirdir.
• Bunca 'iyi' var mıdır bu dünyada, bunca 'iyi'? Bunca kötüyü bağışlar mı bu dünya, bunca kötüyü?
Hayır, bağışlamaması gerek, bağışlamamak...
•İnsan birini seviyorsa, bu sevginin gerçek boyutu ancak ayrılık sırasında anlaşılır.
•İnsan bu hayata çok küçük yaşta başlamalı, alışmalıdır. Bunun için eskiler: “Aklı Tanrı verir, ama beceri çocukken öğrenilir” demişler.
•Hayallerini, düşlerini bir başkasına aktaramazdı. Çünkü düşler aktarılamaz. İşte bu yüzden, insanlar bir iz bırakmadan yok olmamalıydılar.
•Ne büyük bir felâketti gönlün yaşlanmaması! Çünkü, gönül yaşlanmayınca, düşleri, düşünceleri de değişmiyordu. Ve insan ancak rüyada, düşüncelerde hür ve ölümsüzdü.
•İnsanın yüceliği, ölünceye kadar hayatla ilgili düşünüp düşlemesindedir. Ama ölüm buna hiç aldırmaz, hiç bırakmaz insanın peşini, insanın yaşaması, düş ve düşüncelerinin çok yüce, zekâsının çok parlak olması umurunda değildir ölümün. O, bütün bunlarla alay eder ve insanı bırakmaz.
•İnsan mantığının kabul ettiği bir şeyi vücudu kolay kolay kabul edemez.
•Talih vardır güldürür, talih vardır öldürür.
ALTINI ÇİZDİKLERİM ✍️ •İnsanlar arasında kötülük bir kişinin başının altından mı çıkar? En az öldüren kadar ölen de suçlu derler. •Ateşi kıvılcımken söndürmeli, yoksa yangının önünü alamazsın. •Başkalarının kanaati için kendini öldürmek kolaydı, ya kendi nefsi için kendini öldürmek? İşte…devamıALTINI ÇİZDİKLERİM ✍️
•İnsanlar arasında kötülük bir kişinin başının altından mı çıkar? En az öldüren kadar ölen de suçlu derler.
•Ateşi kıvılcımken söndürmeli, yoksa yangının önünü alamazsın.
•Başkalarının kanaati için kendini öldürmek kolaydı, ya kendi nefsi için kendini öldürmek? İşte bu imkânsızdı.
•Eğer kötülüğe kötülükle karşılık verilecek olsaydı, Allah bize bunun kanununu verirdi. Halbuki O, bize başka bir yol göstermiştir. Kötülüğü yok edeyim derken, kötülük içinize işleyecek. Adam öldürmek kolay, ama kanla kirlenen ruhunuz ne olacak? Kötü birisini öldürdüm, kötülüğü yok ettim dersin. Sonra bir de bakarsın ki daha berbat bir kötülük senin içinden fışkırıyor. Ama eğer sen felakete boyun eğersen, felaket de sana boyun eğer.
•Dünyada barış, insanlarda sevgi olmalı.
•Evet, siz şimdiki gençler vücuttan başka ne düşünürsünüz ki! Bizim zamanımızda öyle değildi. Benim için, aşk şiddetlendikçe sevgili gözümde daha da kutsal bir hale gelir. Oysa sizler, bacaktan, şundan bundan başka bir şey düşünemezsiniz.