“Neil: You’re not going back to London to check on Kat, are you? The Protagonist: No. It’s far too dangerous. Neil: Even from afar? The Protagonist: Even from afar.” Harika bir film. Son sahneleri olağanüstü duygularla yüklü. Kesinlikle çok beğendim.…devamı“Neil: You’re not going back to London to check on Kat, are you?
The Protagonist: No. It’s far too dangerous.
Neil: Even from afar?
The Protagonist: Even from afar.”
Harika bir film. Son sahneleri olağanüstü duygularla yüklü. Kesinlikle çok beğendim. Sıcağı sıcağına izlemişken Christopher Nolan’ın en iyi işi demeli miyim? Bilemiyorum. Zamana bırakmak lazım sanırım. Fakat kimileri tarafından “Nolan gittikçe kötüye gidiyor Tenet onun en kötü filmi” görüşüne kesinlikle katılmıyorum. Böyle düşünenler ne yazık ki filmi aksiyondan ibaret görmüş, anlayamamış, anlamak için çaba sarfetmemiştir.
Kısa bir spoiler aşağıda:
Yukarıda paylaştığım konuşma, Neil’in bunu söylerken ki alaycı tavrı, sonrasında ana karakterimizin her şeyi anlayıp duygulanması ve Neil’ın aslında kendini onun adına feda etmeye gidişi. Her şeyin bağlandığı o son dakikalar her açıdan olağanüstü, duygulu ve de sıradışıydı. Mükemmel iş çıkarılmış!
Açıkçası daha farklı bir kitap olarak bekliyordum. Ne beklediğimi tam olarak ben de bilmiyorum fakat en azından; çevresinden bu kadar isme yer vermesini beklemiyordum sevgili İlber Ortaylı’nın. Evet kitapta pek çok tavsiye, görmüş geçirmişlik ve tecrübe aktarımı var ve kesinlikle…devamıAçıkçası daha farklı bir kitap olarak bekliyordum. Ne beklediğimi tam olarak ben de bilmiyorum fakat en azından; çevresinden bu kadar isme yer vermesini beklemiyordum sevgili İlber Ortaylı’nın. Evet kitapta pek çok tavsiye, görmüş geçirmişlik ve tecrübe aktarımı var ve kesinlikle oldukça da faydalılar. Fakat bunlar kitabın azınlık kısmını oluşturuyor. Kitabın genelinde kendisinin yaşamında ve aklında yer eden insanlardan, türkiye tarihinde arka planda kalmış kimisi herkesçe, kimisi de sadece kendisine göre önemli kişilerden bahsediliyor.
Bir çok konuda ucundan köşesinden de olsa kültürlenmeyi sağlayan güzel bir kitap ve yazarına da saygım sonsuz fakat çoğu kısmını okumanın okuyucuya pek bir fayda sağlamadığını da söylemeliyim. Bir tık hayal kırıklığı yarattı.
“Eylemin sadece ortası bizim elimizdedir. Eylemin başı ve sonu, nedenleri ve sonuçları tanrıların iradesindedir. Beni irademden özgür bırak. Çünkü bir şey istemek deliliktir.” Üç adet dini hikayeden oluşan bir Stefan Zweig kitabı. Ölümsüz kardeşin gözleri isimli hikayeyi özellikle çok beğendim.…devamı“Eylemin sadece ortası bizim elimizdedir. Eylemin başı ve sonu, nedenleri ve sonuçları tanrıların iradesindedir. Beni irademden özgür bırak. Çünkü bir şey istemek deliliktir.”
Üç adet dini hikayeden oluşan bir Stefan Zweig kitabı. Ölümsüz kardeşin gözleri isimli hikayeyi özellikle çok beğendim. Çok fazla, yerinde ve değerli mesajlar içeren bir hikayeydi. Hikayelerin yazımında yazarın vermek istediği bazı alelade mesajlar dışında kendi kendinize de çıkarabileceğiniz mesajlar mevcut. Diğer iki hikaye ise oldukça kısa, göz açıp kapayıncaya kadar akıp giden, öyle çok derin olmayan hikayeler.
Özellikle, yine ölümsüz kardeşin gözleri hikayesinde şüphelinin virata’ya karşı olan şu tiradını oldukça beğendim:
“Hiçbir şey bilmiyorsun sen, adil bir insan değilsin sen, çünkü ancak darbe yiyen bilir onun ne olduğunu, darbeyi vuran değil, sadece acı çeken bilir acının ne olduğunu. Kibrin yalnızca suçluları cezalandırmayı biliyor, oysa sensin en büyük suçlu, çünkü ben öfkeliyken aldım insanların canını, tutkumun esiriyken işledim cinayet, oysa sen soğukkanlılıkla alıyorsun hayatımı benden, ellerinin tartmadığı, dehşetini hiç bilmediğin bir ölçüye dayanarak.”
Liam Neeson kendisini her zaman izlettiriyor. Oyunculuklarda çok bir şey yok. Sıradan. Olması gerektiğinden fazlası yok. Senaryo gayet iyi yazılmış. İzlerken uçaktaki herkesten şüphe ediyorsunuz. Bir noktada uçağı korumakla görevlendirilmiş başroldeki federal polisten bile şüphe ediyorsunuz. Ben özellikle cam kenarındaki…devamıLiam Neeson kendisini her zaman izlettiriyor. Oyunculuklarda çok bir şey yok. Sıradan. Olması gerektiğinden fazlası yok. Senaryo gayet iyi yazılmış.
İzlerken uçaktaki herkesten şüphe ediyorsunuz. Bir noktada uçağı korumakla görevlendirilmiş başroldeki federal polisten bile şüphe ediyorsunuz. Ben özellikle cam kenarındaki kadından oldukça şüphelenmiştim fakat yönetmen “en gözünün dibindeki suçludur” klişesine kaçmamış. İyi de etmiş.
Sürükleyici bir film. Son 15 dakika oldukça aksiyon dolu ve keyifli geçti. Yardımcı pilotun naraları ve ortaya koyduğu oyunculuk o anki heyecanı çok iyi yansıtmış.
Ek olarak; bu tür tek mekanda geçen filmler tek plan çekilmeli düşünüyorum. Filmin sahnelerinde çok fazla kesilme olduğu eğer biraz dikkatliyseniz gözünüze batıyor.
Bu teknik sırf şov yapmak için, tek planın gerekli olmadığı filmlerde (örn. 1917) kullanılacağına bu tür filmlerde kullanılsa çok daha etkileyici olacaktır.
“If a problem can be solved there is no use worrying about it. If it can't be solved, worrying will do no good.” Avusturyalı Heinrich Harrer, eşi hamileyken 1939 yılında Almanya’nın bayrağını dikmek üzere Himalayalar’a tırmanmak için yola çıkar. İngiltere’nin…devamı“If a problem can be solved there is no use worrying about it. If it can't be solved, worrying will do no good.”
Avusturyalı Heinrich Harrer, eşi hamileyken 1939 yılında Almanya’nın bayrağını dikmek üzere Himalayalar’a tırmanmak için yola çıkar. İngiltere’nin Almanya’ya savaş ilan etmesiyle tırmanışını tamamlayamadan tutuklanır. Sonrasında bir süre tutsaklıktan sonra yolu Lhasa’da Tibet ruhani lideri Dalai Lama ile kesişir.
Tibet’te geçirdiği yıllar boyunca önce karısı kendisini terkeder sonra da çocuğu dönmesini istemez. Heinrich Harrer karakterinin kendisini içinde bulduğu kaybolmuşluk ve ne yapacağını bilememe hissi Brad Pitt tarafından tam dozunda yansıtılmış. Katlanmak zorunda bırakıldığı yalnızlığı iliklerime kadar hissettim. Oldukça duygu dolu bir film ve bence herkes tarafından izlenmeli.
Film hakkında beklentilerim düşüktü. Evet hakkında bir çok övgü duymuştum fakat yine de bana hitap etmeyeceğini düşünüyordum ve beğeneceğimden şüpheliydim. Fakat bu beklentilerim boşa çıktı ve filmi beğendim. Bu kesinlikle yönetmen David Fincher’ın başarısı diyebiliriz. Ayrıca Andrew Garfield da ağlak…devamıFilm hakkında beklentilerim düşüktü. Evet hakkında bir çok övgü duymuştum fakat yine de bana hitap etmeyeceğini düşünüyordum ve beğeneceğimden şüpheliydim. Fakat bu beklentilerim boşa çıktı ve filmi beğendim. Bu kesinlikle yönetmen David Fincher’ın başarısı diyebiliriz. Ayrıca Andrew Garfield da ağlak olmadığı rollere gayet iyi yakışıyor. Nitekim bu filmde de kendisini keyifle izlettirdi.
Enola’nın sürekli kameraya bakarak seyirci ile iletişime geçişini oldukça saçma buldum. Filmin konsepti baştan hatalı. Filmin olay örgüsünü oluşturan Tewkesbury vakası çok sığdı. Bu film aslında bir Holmes filmi olarak değil de kadın hakları propagandası amaçlı çekilmiş diyebiliriz. Helena Bonham…devamıEnola’nın sürekli kameraya bakarak seyirci ile iletişime geçişini oldukça saçma buldum. Filmin konsepti baştan hatalı. Filmin olay örgüsünü oluşturan Tewkesbury vakası çok sığdı. Bu film aslında bir Holmes filmi olarak değil de kadın hakları propagandası amaçlı çekilmiş diyebiliriz.
Helena Bonham Carter’ı Bellatrix Lestrange rolü dışında hiçbir yapımda beğenmedim. Ekrana yakışmadığını düşünüyorum ve izlemek rahatsız ediyor. Fight Club’ta da fena değildi ama hele ki The Crown’da diziyi bırakma sebebim oldu. Dolayısıyla bu filmde de filmi beğenmeme sebeplerim arasında sağlam bir yere sahip.
Mycroft karakteri Robert Downey Jr.’lı Sherlock Holmes filmlerindekilere ve Sherlock dizisine göre çok çok berbattı.
Sherlock karakteri bence yine kötü yazılmıştı. Ama izlemenin keyif verdiği bir Henry Cavill gerçeği var. O da sıradan bir oyunculuk çıkarmış ama kendisine daha iyi yazılmış bir Sherlock verilse altından kalkardı diye düşünüyorum.
Özet olarak oyunculuklar genel olarak fena değilden bir tık daha kötü, senaryo berbat, yönetmenlik kötü. İngiltere doğası ve 20. yüzyıl Londra’sı hatrına izlenilebilir.
Baya iyi bir film. Kadro iyi. Oyunculuklar iyi. Bir çok sahnede klişelerden özellikle kaçındıklarına ve gerçekçiliğe katkıda bulunmaya çabaladıklarını farkettim. Güzel vakit geçirtiyor.