Her sözü altı çizilesi, insanın kulağına küpe yapacağı bir çok hayat dersi içeren ve öğütler barındıran harikulade bir kitap. Sizi, sanki delikanlının heybesiymişsiniz gibi alıp içerisine sürükleyen ve sarıp sarmalayan harika bir roman. “Ve bir şeyi istediğin zaman, bütün evren…devamıHer sözü altı çizilesi, insanın kulağına küpe yapacağı bir çok hayat dersi içeren ve öğütler barındıran harikulade bir kitap. Sizi, sanki delikanlının heybesiymişsiniz gibi alıp içerisine sürükleyen ve sarıp sarmalayan harika bir roman.
“Ve bir şeyi istediğin zaman, bütün evren arzunun gerçekleşmesi için işbirliği yapar.”
“Kazıyordu, kazdığı kumları çukura geri yollayan rüzgara karşı savaşarak durmadan kazıyordu. Kolları yorulmuştu, ellerinde yaralar açılmıştı, ama yüreğine inancı sürüyordu. Ve yüreği ona gözyaşlarının düştüğü yeri kazmasını söylemişti”
Gözyaşlarınız nereye düştüyse, hazineniz oradadır. Her türlü zorluğa ve budala düşme durumuna karşın bile kazmaya devam etmelidir insan. Çünkü ingiliz’in de bir benzerini dediği gibi; eğer herkes simyacı olsaydı altının değeri kalmazdı.
“Arkamda yok olup gitmesi için ayaklarımı daha da hızlı gitmeye zorladım.” Ve seriyi böylece bitirmiş oldum. (Tabi ağustosta yeni kitap geliyor.) Son kitabı ilk sırada okumuş olsam da oldukça keyifli ve güzel bir hikayeydi. Bella’nın gözünden anlatılmasının bile mahvedemediği büyüleyicilikte…devamı“Arkamda yok olup gitmesi için ayaklarımı daha da hızlı gitmeye zorladım.”
Ve seriyi böylece bitirmiş oldum. (Tabi ağustosta yeni kitap geliyor.) Son kitabı ilk sırada okumuş olsam da oldukça keyifli ve güzel bir hikayeydi. Bella’nın gözünden anlatılmasının bile mahvedemediği büyüleyicilikte ve harikalıkta bir hikaye.. Filmlerde de kurtadamları çok daha fazla sevdiğimden, 2. Kitapla beraber kurtadamlardan söz edilmeye başlanılması ve bu kitapta daha çok anlatılmaları oldukça hoşuma gitti. Bu yüzden kitabı baya beğendim. Önce filmleri izlediğimden her karakteri ve hemen her olayı gözümde kolayca canlandırarak okudum. Asla sıkıcı değildi. Merak ettiğim bir çok detayı da öğrenmiş oldum.
Ah ulan Jacob. Ve Sam! Adamın dibisin sen be adam!
Irine’in içinde bulunduğu durumu, o ruh halini öylesine yoğun bir şekilde hissettirdi ki kitabı okurken tüm olayları ben yaşadım sanki birebir. Karakterin yaşadığı korku ve bununla beraber gelen dayanılamaz noktaya varan ızdırabı iliklerimde hissettim. Çığlıklarını da. Paranoyaklığını da. “Korku, cezadan…devamıIrine’in içinde bulunduğu durumu, o ruh halini öylesine yoğun bir şekilde hissettirdi ki kitabı okurken tüm olayları ben yaşadım sanki birebir. Karakterin yaşadığı korku ve bununla beraber gelen dayanılamaz noktaya varan ızdırabı iliklerimde hissettim. Çığlıklarını da. Paranoyaklığını da.
“Korku, cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir.”
“İçte tutulan gözyaşları, akıtılanlardan daha acıdır.”
Balıkçılıkla alakalı çok fazla terim vardı ve anlatımı oldukça yorucuydu. Cümleler de çok uzundu. Dolayısıyla ciddi anlamda akıcılık problemi olan bir kitap. Fakat bunun yanında sonuna kadar mücadeleyi konu alması, yenilgiyi asla kabullenmeyip, yorulmayı hiçe sayıp amacı doğrultusunda devam etmesi…devamıBalıkçılıkla alakalı çok fazla terim vardı ve anlatımı oldukça yorucuydu. Cümleler de çok uzundu. Dolayısıyla ciddi anlamda akıcılık problemi olan bir kitap. Fakat bunun yanında sonuna kadar mücadeleyi konu alması, yenilgiyi asla kabullenmeyip, yorulmayı hiçe sayıp amacı doğrultusunda devam etmesi oldukça etkileyici.
-Spoiler-
Şanssız. Ama bir o kadar gözü kara bir karakteri anlatıyor. O kadar gözü kara ki kazanana kadar asla vazgeçmiyor ama sonunda kazandıklarını da kaybediyor. Dolayısıyla aldığı yaralardan ve kaybettiği zamanından başka bir şey kalmıyor geriye.
“Benim hastalığım, yirmi yıl içinde bütün kasabada tek bir akıllı adam bulabilmemdir. Ama o da bir deli!” Bundan sonrası spoiler içerir. Andrey Yefimıç. Sırf topluma ayak uydurmuyor, farklı fikirleri benimsiyor diye deli ilan edilip dışlanması o kadar sinirlerimi bozdu ki.…devamı“Benim hastalığım, yirmi yıl içinde bütün kasabada tek bir akıllı adam bulabilmemdir. Ama o da bir deli!”
Bundan sonrası spoiler içerir.
Andrey Yefimıç. Sırf topluma ayak uydurmuyor, farklı fikirleri benimsiyor diye deli ilan edilip dışlanması o kadar sinirlerimi bozdu ki. Bu adama karşı toplumun bu kadar iki yüzlü davranması, bu kadar kayıtsız kalması ve anlamaya çalışmak yerine farklı diye deli yaftası yapıştırıp hayatını mahvetmeleri beni derinden etkiledi.
Bence kitabın en vurucu yeri ise; sözlerine kıymet veren, onu bir dahi, bir alim olarak gören ve her sözünü taparcasına benimseyen “arkadaşının”, onun bir deliyle sohbet ettiğini öğrendikten sonra aynı fikirlere değer vermemesi, onun da delirdiğini o yüzden böyle konuşmaya başladığını düşünmesi olduğunu düşünüyorum. O kadar ikiyüzlü ki. O kadar gerizekalı ki. Evet sinirlendim. Çünkü yazar öyle güzel aktarmış duyguları okura.
“Ama benim için her şeyin kaybedildiğini de çabucak anlamıştım.. Bu kadının aşırı aptallığımdan dolayı benden nefret ettiğini de.. Ölümden nefret ettiğinden daha çok benden nefret ettiğini.. Bundan sonra yüz kere ve yüz kere daha kapısına dayansam her seferinde bir köpek…devamı“Ama benim için her şeyin kaybedildiğini de çabucak anlamıştım.. Bu kadının aşırı aptallığımdan dolayı benden nefret ettiğini de.. Ölümden nefret ettiğinden daha çok benden nefret ettiğini.. Bundan sonra yüz kere ve yüz kere daha kapısına dayansam her seferinde bir köpek gibi kovacağını da..”
Kitap, hayatının iplerinin çoktan ellerinden kayıp gitmesine izin vermiş bir doktorun bir gün; hırs, öfke, gurur ve tutku arasında kalıp takıntılı bir ruh haline bürünüp başka hiçbir şeyi umursamadan tek bir şeye odaklanmasını anlatıyor. Bir oturuşta biten oldukça sürükleyici bir hikaye.
Bir efsanenin ilk romanı. İlk sayfalarda biraz fazla betimlemeye boğduğunu düşünsem de sonrasında okurunu kendisinden beklenen üslubuyla tanıştırdığını gördüm. 13-14 yaşında bir çocuğun hayatından bir bölümü anlatan kitap, aslında hayatta hepimizin içten içe farkettiği, bildiği fakat kendimize bile itiraf edemediğimiz…devamıBir efsanenin ilk romanı. İlk sayfalarda biraz fazla betimlemeye boğduğunu düşünsem de sonrasında okurunu kendisinden beklenen üslubuyla tanıştırdığını gördüm. 13-14 yaşında bir çocuğun hayatından bir bölümü anlatan kitap, aslında hayatta hepimizin içten içe farkettiği, bildiği fakat kendimize bile itiraf edemediğimiz gerçekleri acımadan gün yüzüne çıkarmış. Kendisinden beklenen o muhteşem ve yerinde ruhsal çözümlemeleri bizlerle buluşturmuş. Yaptığı tespitlerin, aklımızda dolaşıp duran düşüncelerin gerçek olduğuna dair her sözünün altına imzamı atarım. Okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.
Tolstoy’un 10 yaşındayken ve aile evindeyken yaşadıklarını, sonrasında babasının bozulan ekonomik durumu ile beraber Moskova’ya yatılı okula gönderilişi, ardından annesinin ölümü ve onu görmeye gelişi anlatılıyor. Babası Pyotr Aleksandroviç, öğretmen Karl İvanoviç, aşık olduğu kız Katenka, erkek kardeşi Volodya(Vladimir Petroviç) ve kız kardeşi Lyuboçka.
İlk kitaba göre daha başarılıydı. Konular daha ilgi çekiciydi. Yazar her zamanki gibi Bella’nın Edward dışındaki herkese karşı ikircikli tavrına maruz bırakmış biz okurları fakat ilk kitaba göre daha dayanılır seviyedeydi. Her an sizin kanınızı emme arzusuna karşı koyamayıp ölümünüze…devamıİlk kitaba göre daha başarılıydı. Konular daha ilgi çekiciydi. Yazar her zamanki gibi Bella’nın Edward dışındaki herkese karşı ikircikli tavrına maruz bırakmış biz okurları fakat ilk kitaba göre daha dayanılır seviyedeydi. Her an sizin kanınızı emme arzusuna karşı koyamayıp ölümünüze sebep olacak biriyle mi olurdunuz yoksa herhangi sebepten sinir krizi geçirip kurda dönüşmesi esnasında vücudunuzda kalıcı hasarlar bırakabilecek biriyle mi? Elbette hiç biriyle. Fakat ismini bile söylemekten tiksindiğim baş karakter bu ikilemde kalıyor bir süre. Ben Edward’a aşık olduğuna falan da inanmıyorum açıkçası. Hayatının monotonluğundan sıkılmış, bilim kurgu alemi içinde yaşamak isteyen herhangi bir insan işte. Sırf Edward’ın vampir olmasından etkilenen, bir gün kendisinin de bu olağanüstü hayata kavuşabilmesi için kendini ölesiye kandıran bir karakter olduğunu düşünüyorum.
Sıcak, içten bir diziydi. Tony’nin söylediği sözlerin bir çoğu benim de sıkça düşündüğüm şeyler ve içinde bulunduğum durumla benzer bir durumda olduğundan kendime yakın buldum. Ricky Gervais ile de tanışmış oldum dizi sayesinde. Güzeldi.