Bir saat gibi kısa sürede bitirilecek dünyalar tatlısı bir kitap. Petro ve prensin diyalogları çok hoştu. Keyifle okudum. O masalın içinde olup Petro olmak istedim.
Bu kitabı diğer ( çok seven ) okuyuculardan bağımsız ve sadece kendi düşüncelerime göre yorumlayacağım. . İlk bölümleri beğendim ama ilerleyen bölümlerde bayağı sıkılmaya başladım. ( . Bu belki benim fazla aşk üstüne düşünür biri olmamam kaynaklıdır bilemiyorum. ) .…devamıBu kitabı diğer ( çok seven ) okuyuculardan bağımsız ve sadece kendi düşüncelerime göre yorumlayacağım.
.
İlk bölümleri beğendim ama ilerleyen bölümlerde bayağı sıkılmaya başladım. ( .
Bu belki benim fazla aşk üstüne düşünür biri olmamam kaynaklıdır bilemiyorum. )
.
Kitap sonundaki tablolara baktım hiç biri ilgimi çekmedi. Sosyal medya da bir akım aldı başını yürüyor. Bence; yani, bana göre abartılı bir sisirilme. ( küçük prens gibi )
.
Diago'nun Frida' yı zerre sevmediği ve kullandığı da açık ve net. Frida'nın hisleri de aşk değil, bağımlılık ki bunun tedavi gerektirecek derecede olduğunu düşündüm.
.
Ek olarak kolay kolay biyografi kitaplarını okumam ama yazarın anlatımı ve kitabı oluşturduğu biçimi akıcı ve güzel. Bu kadar çok okunmasının sebebi bana göre yazar kaynaklı. Bir biyografiden çok roman havasında. Yine de benim için ilgi çekici olmadı. .
Genelde çok popüler olan kitapları elime aldığım da içimde bir '' pişman olursam '' korkusu oluyor. Çünkü çok çok şişirilip övülen kitaplar çoğu sefer beni hüsrana uğratıyor. Tarzım ve zevkim çok farklı ve değişik şeyleri seviyorum. Sürekli okusam da bazen…devamıGenelde çok popüler olan kitapları elime aldığım da içimde bir '' pişman olursam '' korkusu oluyor. Çünkü çok çok şişirilip övülen kitaplar çoğu sefer beni hüsrana uğratıyor. Tarzım ve zevkim çok farklı ve değişik şeyleri seviyorum. Sürekli okusam da bazen bazı kitapları buraya yorumlayasım bile gelmiyor ve yorumlamıyorum.
Şeker portakalı beni pişman etmedi. Çoğu sefer elime okumak için alıp sonra geri yerine koyup okumayı hep ertelesem de gerçekten de kalbime dokundu. Bazı yerlerde gözlerimin bile dolmasına sebep oldu. Bir çocğgun gözünden fakirlik ve hayat bu kadar güzel anlatılabilirdi. .
'' Pezevenk kör botan'ı niye yedim? '' Adlı öyküyü okuyamadım. biraz fazla sadistçe idi. En sevdiğim öykü ise '' Taş uyur '' ve '' Gölgeler '' oldu. '' Gölgeler '' in betimlemeleri ' Taş uyur '' un ise kurgusu güzeldi.
Aslında 90'lı yılların ilkokul öğrencileri hatırlar bu hikayeyi. Türkçe derslerinde sırası ile sesli okutulan hikayelerden biriydi. Gerçek olduğunu bilirdim ama kitabı olduğunu bilmezdim. Çok kısa çok mini bir kitap. Bir saat bile sürmeden bitirebileceğiniz basit bir dilde yazılmış ve duygu…devamıAslında 90'lı yılların ilkokul öğrencileri hatırlar bu hikayeyi. Türkçe derslerinde sırası ile sesli okutulan hikayelerden biriydi. Gerçek olduğunu bilirdim ama kitabı olduğunu bilmezdim. Çok kısa çok mini bir kitap. Bir saat bile sürmeden bitirebileceğiniz basit bir dilde yazılmış ve duygu yüklü.
.
Japon çocukların bu denli güçlü iradeye sahip olması beni çok imrendiriyor. Bizler ki en ufak şeyde dahi pes edip matem tutarız.
.
Bu türde yine bir kız çocuğunun günlüğünden oluşturulan bir kitap okumuştum. '' Bin Damla Gözyaşı '' o kitap daha içsel ve daha derin. Daha fazla için de buluyorsunuz kendinizi. Üstelik onun dizisi de var.
Haruki' nin iki öyküsünü de okuduktan sonra aslında beklentim zaten çok çok yüksek değildi.Öyküler arasında en fazla '' Tuhaf Kütüphane '' yi beğendim. '' Fırın Saldırısı '' ise reklam kokan bir kitaptı. Hiç tat alamadım. Kitabın kalınlığına göre fiyatı ise…devamıHaruki' nin iki öyküsünü de okuduktan sonra aslında beklentim zaten çok çok yüksek değildi.Öyküler arasında en fazla '' Tuhaf Kütüphane '' yi beğendim. '' Fırın Saldırısı '' ise reklam kokan bir kitaptı. Hiç tat alamadım. Kitabın kalınlığına göre fiyatı ise içler acısı. Sadece yarım saatte okunan bir kitap ben 36 tl ye almıştım simdi 138 tl '' şaşırdık mı '' Hayır tabii şaşırmadık.
Haruki Murakami'nin yirmili yaşların sonunda yazdığı, çevrilmesine yıllar sonra izin verdiği ilk romanı. . Kitap okuduğum diğer romanlarına göre daha basit dille yazılmış. Haruki kitabın tek bir örneğini bir edebiyat dergisinin editörüne göndermiş ve yazarlar ödülü için finale kaldığını telefon…devamıHaruki Murakami'nin yirmili yaşların sonunda yazdığı, çevrilmesine yıllar sonra izin verdiği ilk romanı.
.
Kitap okuduğum diğer romanlarına göre daha basit dille yazılmış. Haruki kitabın tek bir örneğini bir edebiyat dergisinin editörüne göndermiş ve yazarlar ödülü için finale kaldığını telefon aracılığı ile öğrenmiş. Eğer finale kalmasa ve yazısı değer görmese gem tek kopyası olan yazsını hem de yazarlık için olan tüm hevesini kaybedecekmiş. Yazarlık hayatı bu sayede başlamış.
.
Bundan sonra yazdığı '' Pinball '' kitabının yakın zamanda çevirisi yapıldı. Üçüncü kitabı ise '' Yaban Koyunun İzinde '' oldu. Keşke sırası ile okusam desem de yine de güzel bir kitaptı. ''
Yunan halkının Küçük Asya Felaketi olarak adlandırdığı 1922 yılının ardından, savaşı ve mübadele göçünü konu alan bir film. Rembetiko kelime kökeni; Rebetiko, rebetika, rembetika veya rembetiko, kökeni hakkında değişik varsayımlar mevcuttur. En yakın ihtimal olarak, Yunanistan‘da otoriteye karşı gelen ve…devamıYunan halkının Küçük Asya Felaketi olarak adlandırdığı 1922 yılının ardından, savaşı ve mübadele göçünü konu alan bir film.
Rembetiko kelime kökeni;
Rebetiko, rebetika, rembetika veya rembetiko, kökeni hakkında değişik varsayımlar mevcuttur. En yakın ihtimal olarak, Yunanistan‘da otoriteye karşı gelen ve esrar tekkelerinde yaşayan topluluklara verilen bir isimdir. kelime kökeni hakkında söylentiler çok fazla Yunanca, Sırpça, Osmanlı Türkçesi, farsça, Arapça gibi kökenler varsayımlar arasında.
Biraz Tarihçe;
Rebetiko’nun coğrafi bölgesi modern Yunanistan‘dır. Bunun asıl taşıyıcıları özellikle alt tabakadan işsiz güçsüz insanlar ve rebetlerdir. Ana çalgısı bağlama ve buzuki dir. Temel olarak Küçük Asya ve özellikle İstanbul ve İzmir kökenli Yunanistan’ın kent merkezlerinde “Kafe Aman” lar ortaya çıkmıştır.
Yunanların alt tabaka müziği olarak da bilinen rebetiko, rebetisler tarafından çalınıp söylenen müziktir. Rebetis terimi ayrı bir yaşam mantalitesi, davranışı, bakışı ve tarzı olan karakteristik bir erkek tipini tanımlıyor. Karakteristik rebetis, toplum dışıdır, kurumsal güçlere meydan okur. Fakat onlara karşı militanca eylemlerde bulunmaz. Toplumsal geleneklerin dışında olduğu izlenimini verir, bununla birlikte yasadışı olmaktan kaçınır, yer altı dünyasıyla kendini özdeşleştirmez. Argo bir dil konuşur, her zaman silah taşır.
Gelelim filme
Costas Ferris’in yönettiği Costas Ferris ve Sotiria Leonardou’nun yazdığı, Stavros Xarchakos’un orijinal müziği ileyazılmış 1983 filmi. Film rebetiko şarkıcısı Marika Ninou’nun hayatına dayanıyor.
Sotiria aynı zamanda Marika’ yı canlandırıyor.
1923 Yılı bir İzmir gecesi. Bir Rum Meyhanesinde şarkı söyleyen Adriana’nın sahneden iner inmez doğum sancıları tutar ve o gece kızı Marika dünyaya gelir. Daha sonra Mübadele kararının çıkması ile , Marika ve ailesi diğer rumlarla beraber zorunlu olarak Yunanistan’a göç ederler. Ailesi Yunanistan’a göç eden tüm Anadolu Rumları Yunanistan’da dışlanır ve hor görülürler. Pire’de sefil barakalarda yaşamaya çalışırlar. Daha sonra annesi gibi bir rembetiko şarkıcısı olan Marika özlemlerini, dışlanmışlıklarını, hüzünlerini ve sefaletlerinin acısını, rembetiko şarkıları ile tüm dünyaya haykırır.
Bir müzikal dramdır.
Konusu gereği müziğin hiç eksik olmadığı film mutsuzluklarını müzikleriyle ifade eden rebetleri konu alıyor. Film esnasında Türk-Yunan kültür sentezinden birçok parçaya rastlamak bu nedenle oldukça olağandır. Bunlardan birkaçı zeybekiko, sihirbaz gösterileri, davul zurnadır. Filmin ortalarına doğru ” ödemiş Kavakları ” çalmıştır.
Bunca savaşı ve sosyolojik ögeyi barındıran Rembetiko’da bir o kadar eğlence olması filmde Babis tarafından “Karmaşa olduğu zaman insanların eğlenceye daha çok ihtiyacı vardır.” şeklinde açıklanmaktadır. Ki zaten Yorgos’un geldiği gün Marika sarhoşken toplar gümbür gümbür patlarken meyhanede eğlenceye devam edilmesi de bunun ironik bir göstergesidir.
Ödüller
1984’teki 34. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde Altın Ayı ödülüne aday gösterildi ve Gümüş Ayı’yı ödülü.
Sotiria Leonardou, 1983 Selanik Film Festivali’nde “En İyi Kadın Oyuncu” ödülü.
Filmde bir etkileyici sahne de cenaze törenidir. Marika bir delinin kaza sonucu bıçaklaması sonucu hayatını kaybeder. Cenaze töreninde o hala yaşıyormuş gibi çalgı aletleri alınır ve Marika’ ya seslenilir. Hüzün dolu bir hayatın yine önceki zamanlarda yaptıkları gibi müzikle kapatılmasıyla biter film.
Film ne kadar müzikal olsa da dram yüklüdür. filmi izlerken daha çok müzik ve araya serpiştirilmiş sözler göreceksiniz. Yasanan acılar, kayıplar ve hiçlik içinde hissislesen insanları izleyeceksiniz. Belki de müzik onlar için güçlü durma savaşı. Bombalar patlarken bile dans etmeye ve çalmaya devam eden bir topluluk. Kaybedecek hiç bir şeyleri kalmadığı için belki de.
Film de Yorgos’ un içine attığı hiç bir zaman dısa vurulmayan aşkı çok güzeldi. Beden dili ile çok iyi anlatılmış bir oyunculuktu.
” Benim için sen bir anne ya da bir kız kardeş gibisin. seni… ”
Tamamlanamayan o kelimede yarım kalmışlık, çaresizlik vardı. bu tamamlayamadığı cümle aşkına dair tek belirti oldu.
Filmden uyarlanan bir kitap da mevcut ” İki gözüm Marika’m ”
Kitabı çok almak istesem de stokta satış yapan bir site bulamadım.
Peki kim bu Marika Ninau
Marika Ninou, gerçek adı Evangelia Atamian,1918′de İstanbul’da doğmuş Ermeni-Rum rembetiko sanatçısı…
İlk Ermeni kilisesinde şarkı söylemeye başlayan müzisyen, 1944′te ikinci evliliğiyle birlikte profesyonel müzik kariyerine başlamıştır. 1949 yılında ünlü şarkı sözü yazarı ve buzuki sanatçısı Vassilis Tsitsanis ile tanışarak müzik hayatında başka bir döneme başladı. 1951′de de İstanbul’a birlikte tekrar müzik yapmaya dönen ikili, birbirlerinin müzik hayatında önemli bir yere sahipler.1957′de vefat eden Ninou, bu kısa yaşamına birçok başarılı iş yerleştirdi ve toplamda 174 şarkı kaydı yaptı.
Balkan müziklerini çok seviyorum. Okeanos rembetikosunu dinlerken videoda bu filmin sahneleri kullanılmıştı. O şarkı sayesinde ulaştım bu filme. Filmde okeanos şarkısının da kullanıldığını sanıyordum ama kullanılmamış. Okeanos şarkısında Türk ve Yunan ezgileri var. Dostluk şarkısı bir nevi. dinlemenizi tavsiye ederim.
Kafamda ki son o kadar farklıydı ki açıkçası beklemediğim bir son ile karsılaştım. ( şaşırttı ) . . Öyle tüyleriniz diken diken olacağı bir korku beklemeyin ama gece okuması zevkliydi. ( gece okunması tavsiye edilir. ) . . Hikayenin kısalığı…devamıKafamda ki son o kadar farklıydı ki açıkçası beklemediğim bir son ile karsılaştım. ( şaşırttı )
.
.
Öyle tüyleriniz diken diken olacağı bir korku beklemeyin ama gece okuması zevkliydi. ( gece okunması tavsiye edilir. )
.
.
Hikayenin kısalığı sebebi ile mi bilmiyorum ama karakterlerle öyle derin bağlar kuramadım.
Okudum bitti.
Hoştu güzeldi.
Diyebileceğim tarzda bir şeydi.
.
.
Bu arada manganın tek cilt hali de mevcut. Ben alırken çıkmamıştı. O daha bir harika görünüyor ne yalan.
Bunu söylemeden de geçemiycem. Çizimlerim yüzünden bana denilen '' psikolojisi mi bozuk? '' cümlesine karsılık bunu söylemek istiyorum. '' Benim psikolojim bozuksa tüm manga ve anime yazarları akıl hastahanelerine kapatılmalı. '' ( önemli şeyler bunlar )