Sanat tarihine minik minik göz kırpan sinematik bir şölen olmasının yanında çok fazla kopukluk ve sonlara doğru aceleci bir tavır barındıran del Toro filmi. Yaratılanın, yaratıcısından beklediği şevkat ve sonsuz sevginin aksine acımasızlık ve yok etme arzusunu gördüğünde yaşadığı hayalkırıklığına…devamıSanat tarihine minik minik göz kırpan sinematik bir şölen olmasının yanında çok fazla kopukluk ve sonlara doğru aceleci bir tavır barındıran del Toro filmi. Yaratılanın, yaratıcısından beklediği şevkat ve sonsuz sevginin aksine acımasızlık ve yok etme arzusunu gördüğünde yaşadığı hayalkırıklığına değinilmiş ve ortaya çok hoş bir eser çıkmış. “Beni yarattın. Ölemiyorum ama yaşayamıyorum da.” Ve evet, bu dünya yalnız yaşamaya dayanılamayacak kadar korkunç bir yer.
Bu arada Elizabeth, sen ne bomboş bi karaktersin be kardeşim
ben bir politik film bağımlısıyım galiba. Muhammed abimiz biraz yüzeyde takılmış ve finalde de kendince Kubrickimize selam çakmış. Mahsa Amini 🤍 ve rejimi tam göbeğine alsa da eh iştelik bir sonuç olmuş
Lanthimos Hollywoodlaştıkça ilk filmlerindeki rahatsız edicilik ve absürtlük özgünlüğünü yitiriyor sanki. Abimiz bu kez toplumsal değerleri diğer filmlerine nazaran daha eğlenceli ve hoyrat bir karakter üzerinden, seyircinin gözüne sokmak suretiyle tokatlamış. Seyir zevki yüksek fakat bir dogtooth, lobster değil…