Bir gün AVM ye girmiştim, param da vardı bari sinemaya gideyim dedim ve bu filmi izledim. Salonda bir tek ben vardım ya. Bir de görevli. 2 kişiydik. Bu filmi izlemeye gelen tek aptal benim diye düşündüm. Neyse, hadi değerlendirelim 🔺Kurgudan…devamıBir gün AVM ye girmiştim, param da vardı bari sinemaya gideyim dedim ve bu filmi izledim. Salonda bir tek ben vardım ya. Bir de görevli. 2 kişiydik. Bu filmi izlemeye gelen tek aptal benim diye düşündüm. Neyse, hadi değerlendirelim
🔺Kurgudan başlayalım. Kitaptan esinleme bir kurgu. Yazarı Stephen king. O adam yazdıysa çok iyidir ancak film berbat. Ne korku var, ne kalite var. Demem o ki kurgu, sırf Stephen king yazdığı için iyi, ancak işleyiş kötü, hem de çok.
🔺 Oyunculuğa gelince, bana baya yapmacık geldi. Hoşuma gitmedi. Sevemedim.
🔺Filmden aldığım tek mesaj şuydu. "Böyle bir film izlersen 2 saatin boşa gider" Bu yani.
🔺Hayvan mezarlığı kitabının bir filmi daha varmış diye duydum. 90 lar da falan mı ne yapılmış. O çok iyi diyorlardı. Belki onu izlerim. Senaryo yine aynı olacak ama değişen şeyler varsa, mesela işleyiş, oyunculuk gibi, izlenebilir.
Filme puanım 5.5/10
Liam Nesson a sardım gerçekten. Bu adam varsa iyidir diyorum. 🔺İlk konumuz senaryo. Senaryo sürükleyici. Film bir vagonda geçiyor. Gizem bir türlü bitmiyor. Sonuna doğru gerilim iyice artıyor. İzleyici acaba ne olacak diye diken üstünde bekliyor. İşte bu kalitenin kendisidir…devamıLiam Nesson a sardım gerçekten. Bu adam varsa iyidir diyorum.
🔺İlk konumuz senaryo. Senaryo sürükleyici. Film bir vagonda geçiyor. Gizem bir türlü bitmiyor. Sonuna doğru gerilim iyice artıyor. İzleyici acaba ne olacak diye diken üstünde bekliyor. İşte bu kalitenin kendisidir diyorum.
🔺 Oyunculuk. Liam Nesson varsa, benim için sözün bittiği yerdeyiz. Ama sizi bilemem. Kurguyla uyumlu bir tipi var zaten. Benim için gerçekten çok iyi, başkaları için de idare eder bir oyunculuk var diyebiliriz.
🔺Filmde verilen mesaj da gayet açıktı. Kimseye güvenmeyin. Bu kadar. Mesaj alınmak için izlenecek bir film değil zaten. Bol aksiyon, biraz gerilim, iyi bir oyunculuk ve kaliteli bir senaryosu var. Ha bi de Liam Nesson var. Daha ne olsun 👌
Filme puanım 7.2/10
Ya baş rolde Liam Nesson var. Daha ne olsun. Neyse abartmayalım 😅. 🔺Filmin asıl adı Taken. Ve 3 filmlik bir üçleme. İlk filmi olan 96 saat diğer ikisinden daha iyi. Senaryo oldukça basit, sonu da tahmin edilebilir. Ancak kaliteli. Bakın…devamıYa baş rolde Liam Nesson var. Daha ne olsun. Neyse abartmayalım 😅.
🔺Filmin asıl adı Taken. Ve 3 filmlik bir üçleme. İlk filmi olan 96 saat diğer ikisinden daha iyi. Senaryo oldukça basit, sonu da tahmin edilebilir. Ancak kaliteli. Bakın kaliteyi basit bir şeye koyarsanız o şey artık basit değildir. Filmdeki aksiyonu hissediyorsunuz.
🔺Filmde verilen pek de bir mesaj yok. Sadece bir babanın kızı için yapabileceklerinin sınırı olmadığını güzel anlatmışlar.
🔺Ben biraz da diğer 2 filmden söz etmek istiyorum. 2. Film İstanbul'da çekilmiş. Açıkçası senaryo biraz daha durgun ilerliyor o filmde. Yani şaşırmadım. Kural yine bozulmadı "Bir üçlemenin en kötü filmi 2.'dir ve diğer filmler de ilkinin kalitesinden uzaklaşarak yapılır" İstanbul'u çok varoş bir şekilde yansıtmış film. Sevmedim. Yani böyle haydutun kol gezdiği bir şehir gibi durmuş İstanbul. Hem bu yüzden hem de işleyiş kötüydü. Vs vs. 3. Film de fena değildi ama çok beğenmedim.
İlk filme puanım 7.1/10
Diğerlerine 6.5/10
Açıkçası rafta bu kitapla ilgili hiç yorum olmamasına şaşırdım. Neyse roman türünün ilk örneğine raf platformunda ilk yorumu ben yapayım 😄. Kitapta Don Kişot adında yaşlı bir adam şövalye kitapları okuya okuya en sonunda kendini şövalye zannediyor ve sefere çıkıyor.…devamıAçıkçası rafta bu kitapla ilgili hiç yorum olmamasına şaşırdım. Neyse roman türünün ilk örneğine raf platformunda ilk yorumu ben yapayım 😄.
Kitapta Don Kişot adında yaşlı bir adam şövalye kitapları okuya okuya en sonunda kendini şövalye zannediyor ve sefere çıkıyor. Ancak yazarımız cervantes bu kitabı Osmanlıya esirken yazmış. Yani bir esir psikolojisi de var kitapta. Yeri geldiğinde değirmenleri kötü birer dev zannederek dövmeye kalkışan, olmayan bir kıza, Dulcinia del Toboso'ya aşık olan, güçlü kaslı adamlarla adalete karşı çıkıyorlar diye kavga etmeye kalkışan, dostu Sanço Panza ile adalet olmayan yerlere adalet götürmeye çalışan bir kişidir Don Kişot. Kitabı okuduktan sonra mutlaka ama mutlaka Nazım Hikmet'in Don Kişot adlı şiirini okuyun, çok güzel anlatmış.
Az daha unutuyordum😅. Kitapta verilen mesajlar.
🔺 Hayallerinizin peşinden gidin. Yeni şeyler deneyin.
🔺Bir insanı öldürmek için bedenini zehirlemeye gerek yoktur, hayallerini öldürün yeter.
SPOİLER:
Kitabın sonunda don Kişot ölüyor, çünkü artık şövalye olmak istemiyor. Çünkü artık Dulcinia del Toboso'ya aşık değil. Çünkü artık değirmenler dev değil. Çünkü hiçbir yerin aslında onun sağlayacağı adalete ihtiyacı yok. Bunları öğrendikten sonra hastalanır ve bir süre hiçbir şey yemek istemez ve ölür. Ama aslında verilen mesaj çok açıktır. O, hayalleri öldüğünde ölmüştü zaten...
Kitaba puan vermeye hakkım olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Haddim değil bence, en azından benim. Ama bir puan verecek olsaydım tam puan verebilirdim.
Ödül almış bir yapım daha. Filmi 2 yıl önce izledim. O zamanlar sürekli Netflix reklamlarında çıkıyordu ben de izleyeyim demiştim. 🔺Ben değerlendirmeye senaryodan başlamak istiyorum. Bakın konu güzel, hoş ama işleyiş o kadar da iyi değil. Sanırım ödül almasına yarayan…devamıÖdül almış bir yapım daha. Filmi 2 yıl önce izledim. O zamanlar sürekli Netflix reklamlarında çıkıyordu ben de izleyeyim demiştim.
🔺Ben değerlendirmeye senaryodan başlamak istiyorum. Bakın konu güzel, hoş ama işleyiş o kadar da iyi değil. Sanırım ödül almasına yarayan şey verdiği mesaj(lar) olmuş, onlara da değineceğim. Ama ben bu senaryonun daha iyi bir işleyişe layık olduğunu düşünüyorum.
🔺 Oyunculuğa gelirsek, başrolde Sandra Bullock var. John Malkovich de filmde yer alan isimler arasında. Yani kadro güzel. Tecrübeyi görebiliyoruz. Ancak işleyiş kötü olunca iyi oyunculuk çok da önemli olmuyor benim gözümde. Yani tabiki oyunculuk da çok önemli önemli ama işleyiş kötü olunca ne yapayım oyunculuğu.
🔺Gelelim filmdeki mesajlara. Ben filmi izlerken bir mesaj göremedim açıkçasi ama biraz araştırınca filmdeki nehrin anne babalık sürecini anlattığını öğrendim. Gerçekten fark edilmesi zor, çok güzel ve ince bir detay. Onun dışında bazen duygular yerine aklın söylediklerini dinlemek hayati öneme sahip olabilir. Bunu Douglas karkateri ile çok güzel bir şekilde anlatmışlar. Fedakarlık, bir olma gibi güzel şeyler de serpiştirilmiş. Ancak fedakarlık fazla fazla anlatılmış. Ben fark ettiğim mesajlardan keyif aldım açıkçası.
🔺SPOİLER İÇEREN KISIM
Baştan söyleyeyim, ben kitabını okumadım. Filmi büyük umutlarla izlemeye başladım ancak film gerçekten kötü bir işleyişe sahip. Gerilimi hissediyoruz ama mantıksal hatalar var. Her şeyden önce bu kötü yaratık ne ulan ne diyor insan. Dünyayı atom bombası atılmış hiroshima ya çeviren bu canavar ne diyoruz ama sonuç: Yok, sıfır (0). Aynı zamanda filmde yer alan ve hikayede önemli bir yere sahip olan Douglas karakteri kitapta yokmuş. Duyunca resmen oha dedim. Yani eğer o adam kitapta yoksa senaryo yani hikaye epey bir değişik demektir. Kitabını okuyan birisi lütfen yorum yapabilir mi? He bir de filmin sonunda Mallorie'nin ulaştığı yer olan görme engelliler okulu kitapta yokmuş diye duydum. Kitapta oradaki insanlar kendilerini kör etmişler. Gerçekten psiokopatça.
Filme puanım 6.5/10
İzledikten sonra Filmler ve filimler YouTube kanalından eleştirel parodisini izlemenizi öneririm. Yani ben bu yazıyı yazarken o parodinin etkisinde kaldım.
Buz devri sadece buz devrini değil, aynı zamanda benim yaşımda olan herkesin çocukluk devrinin de önemli bir kısmını oluşturur. Ancak her seride olduğu gibi bu seride de "Muhteşem bir ilk film, ilk filmine nazaran daha kötü 2. film ve giderek…devamıBuz devri sadece buz devrini değil, aynı zamanda benim yaşımda olan herkesin çocukluk devrinin de önemli bir kısmını oluşturur. Ancak her seride olduğu gibi bu seride de "Muhteşem bir ilk film, ilk filmine nazaran daha kötü 2. film ve giderek kötüleşen senaryolar ile ilk filmin kalitesinden uzaklaşan yapımları ortaya koyma" geleneği bozulmamış. Arabalar serisinde olduğu gibi ilk filmi muhteşem. İkinci film de güzel ancak 3. filminden sonraki filmler, nasıl desem yani ilkinin tadını hiç veremediler. Neyse, her şeye rağmen buz devri bir efsanedir ve öyle kalacaktır, en azından benim katımda.
Spoiler içeriyor
Bu filmi YouTubedaki öneri listelerinden aldım. Genelde pek güvenmem ama Oscar falan duyunca izleyeyim dedim. Filmin birkaç eleştirisini de izlemiştim takip ettiğim film kanallarında. Hepsini harmanlayıp eleştireyim. 🔸 Senaryo biraz klasik, karakterlerde oldukça sık rastlanan türden. Ben ilk başta şey…devamıBu filmi YouTubedaki öneri listelerinden aldım. Genelde pek güvenmem ama Oscar falan duyunca izleyeyim dedim. Filmin birkaç eleştirisini de izlemiştim takip ettiğim film kanallarında. Hepsini harmanlayıp eleştireyim.
🔸 Senaryo biraz klasik, karakterlerde oldukça sık rastlanan türden. Ben ilk başta şey falan sandım zengin aile züppe, kötü; fakir aile masum falan sandım. Ancak sandığım senaryodan çok daha farklı bir şekilde ilerledi. Ve verdiği mesaj ile de ters köşe yaptı beni. Senaryo sıradan ve klasik olmasına rağmen kaliteliydi ve kaliteli bir şekilde işlenmişti.
🔸 Oyunculuklara pek dikkat etmedim. Ayrıca da öyle göze batan türden kötü bir oyunculuk görmedim. Bence oyunculuk da iyiydi.
🔸Şimdi ise filmdeki mesajlara gelmek istiyorum. Filmde yükseklik, bir metafor olarak kullanılmış. Zengin mertebeye çıkarken hep bir yokuş, bir merdiven çıkılıyor. Sınıf farkını böyle bir şekilde ve gayet de ince bir biçimde göstermiş yönetmen. Onun dışında ise koku. Evet koku. Koku filmde çok önemli bir yere sahip. Fakir ailenin sırf kokularını değiştirmek için kendi evlerindeki kıyafetleri farklı deterjan ile yıkamaları da dikkatimi çekmişti. Ayrıca kokunun sınıf farkını ortaya koyduğu, insanların toplumda bulundukları sınıfları (zengin-fakir) nasıl gösterdiğini de çok ince ve güzel bir şekilde ele almış yönetmen. Son sahnelerden birinde zengin adamın burnunu tıkamasından çok ciddi rahatsızlık duyan fakir babamız, adamı bıçaklayor. Bu koku beni diğerlerinden olumsuz yönde ayırıyor diye düşünüyor. Bu da çok ince ve güzel bir detaydı bence. Bitti mi, tabiki hayır. Yağmurun bile zengin için ayrı, fakir için ayrı yağdığını da güzel bir biçimde ele almış yönetmen. Yağan yağmur zengin aileye romantik ve huzurlu bir akşam sunarken, fakir ailenin evini su basıyor. Doğa bile fakire ayrı zengine ayrı muamele gösteriyor şu dünyada. Bence Oscar ödülünü hak etmiş. İzlemeye değer.
Animasyonlar sadece çocuklar için değildir ve olmayacaktır. 🔸Bu animasyon çok özel. Aslında tüm hikaye şu söz üzerine kurulu. "Senin hatırlayan son kişi de öldüğünde hiç yaşamamış olacaksın". Böyle bir senaryo kötü değildir olamaz da... 🔸 Birbirimizi sevmenin ne kadar önemli…devamıAnimasyonlar sadece çocuklar için değildir ve olmayacaktır.
🔸Bu animasyon çok özel. Aslında tüm hikaye şu söz üzerine kurulu. "Senin hatırlayan son kişi de öldüğünde hiç yaşamamış olacaksın". Böyle bir senaryo kötü değildir olamaz da...
🔸 Birbirimizi sevmenin ne kadar önemli olduğunu çok güzel anlatan bir yapım. Bir mesaj daha aldım ki filmden gerçekten yerinde ve güzel bir mesaj. "Örnek almaya çalıştığımız, özendiğimiz ünlüler örnek alınmaya, özenilmeye ne kadar değer peki? Örnek almak için fazla uzaklara bakmayın." Ben bu mesajı aldım filmden
🔸Filmi izledikten sonra şunu çok rahat bir şekilde diyebilmiştim. "Yaşamaya değer iki saat daha geçirmiş oldum. Ömrümden iki saat gitmedi. Ömrüme iki saat eklendi çünkü bu iki saati hep yaşayacağım. Bu iki saatin bana verdiklerini unutmayacağım."
Filme puanım 9.5/10.
Birkaç ay önce izlediğim için filmin olumsuz yanları -eger varsa- aklıma gelmedi pek ama olsun. Kötü yanları olsa bile onlara kötü yan demek de pek doğru olmaz bence.
Scofield, Sucre, Lincoln ve diğerleri... Dizinin hikayesi şöyle ki, abisi haksız yere hapse giren Michael Scofield onu hapisten kaçırmaya çalışır. Nedense hiçbir dizi böyle olamayacak bende. Samimiyeti, her bölüm başında duyulan "Previously on prison break" sesinin verdiği huzur, o intro...…devamıScofield, Sucre, Lincoln ve diğerleri...
Dizinin hikayesi şöyle ki, abisi haksız yere hapse giren Michael Scofield onu hapisten kaçırmaya çalışır. Nedense hiçbir dizi böyle olamayacak bende. Samimiyeti, her bölüm başında duyulan "Previously on prison break" sesinin verdiği huzur, o intro... Bunlar çok güzeldi. Ne yazık ki 6. sezon gelmeyecek ama olsun.
Bana yaşattığın güzel saatler için sağol prison break. Gerçekten izlenmeye değer
Bana bu filmi bir arkadaşım önermişti. Filmi değerlendirmeye senaryodan başlamak istiyorum. 🔺Filmde bir başarı hikayesi ve başarının kişiyi kamçılamaktan geçtiği anlatılmış. Senaryo güzel. 🔺Senaryonun işleyişi de güzel. Hikayede hop diye bir anda her şey gelişmiyor. Filmi takip edebiliyorsunuz. Fazla yavaş…devamıBana bu filmi bir arkadaşım önermişti. Filmi değerlendirmeye senaryodan başlamak istiyorum.
🔺Filmde bir başarı hikayesi ve başarının kişiyi kamçılamaktan geçtiği anlatılmış. Senaryo güzel.
🔺Senaryonun işleyişi de güzel. Hikayede hop diye bir anda her şey gelişmiyor. Filmi takip edebiliyorsunuz. Fazla yavaş geçip kişiyi de sıkmıyor. Ancak sonu biraz havada kalmış. O canımı sıkmıştı açıkçası. Belirli bir sonu yok. Onun dışında başarılı bence. Kısaca senaryo işleyişi de güzel.
🔺 Oyunculuklar ise bence gayet başarılı idi. Yani nasıl desem, ben izlerken o hırsı, o başarı isteğini hissettim ve bence film bana bunu hissettirebildiyse başarılı bir oyunculuk barındırıyordur.
Alıntı:
"Başarının en büyük düşmanı olan kelime aferindir. Elimde olsa bu kelimeyi lügattan söküp atardım. Hırslı bir kişiye aferin dersen ne olur sence? Potansiyeli açığa çıkarmayı engelleyen bir kelimedir aferin"
Filme puanım 8/10
Spoiler içeren kısım:
Filmde, çocuğun sırf daha iyi bateri çalmak için sevdiği kızdan daha doğrusu sevgilisinden ayrılmasını doğru bulmadım. Yani hikaye olarak değil. Zaten hikayenin ilerleyen kısmında çocuk kıza tekrar dönmek istiyor. Onun dışında filmdeki öğretmenin bir öğrenciye fazla yüklenmesi sonucu çocuk intihar ediyor. Unutmayın, başarmanın gereken şeylerden daha önemli şeyler de vardır şu hayatta, aileniz gibi. Ancak filmdeki öğretmenin metodunu sevdim. Gerçek hayatla iç içe olduğunu söylemek mümkün yani. Acı yok kazanç yok. Ama kişinin kendisini yarış atına çevirmesi de bana çok insancıl gelmiyor. Filmdeki öğretmene hem nefret besledim hem de hayranlık duydum.