'Yapamıyorum ben, birşeyleri izah edemiyordum. N'için bitmek bilmeyen bir girdabın içerisinde boğuluyor gibi hissediyorum, neden her şey bu kadar anlamsız renksiz ve ben neden ben olamıyorum? Boğazımı yırtacak kuvvete sahip feryatlarım nasıl oluyorda bir kuşun iniltisi kadar mecalsiz ve sessiz?'…devamı'Yapamıyorum ben, birşeyleri izah edemiyordum. N'için bitmek bilmeyen bir girdabın içerisinde boğuluyor gibi hissediyorum, neden her şey bu kadar anlamsız renksiz ve ben neden ben olamıyorum? Boğazımı yırtacak kuvvete sahip feryatlarım nasıl oluyorda bir kuşun iniltisi kadar mecalsiz ve sessiz?'
22.09.24
- 'Nasıl hissediyorsun şu anda tam olarak?' - 'Fazlalık gibi. Ya beni nereye koysan ben tam olmuyorum, fazla geliyorum oraya. Hani yap-bozun fazla parcası olur ya, olduramazsın bir türlü bir yere, olamadım ben bir türlü. Olduramadım kendimi yani,'
“Aslında pek iyi olduğum söylemez. Kelimeler boğazımda düğüm düğüm olmuş durumda. Ruhum fazlası ile yorgun düşmüş: bitmişim tükenmişim de bunu sonradan fark ediyor gibiyim. İcimde sebebini bilemediğim bir yangının ortasında kalakamış bir çocuk var. Yangının emareleri ruhunu o kadar boğuyor…devamı“Aslında pek iyi olduğum söylemez. Kelimeler boğazımda düğüm düğüm olmuş durumda. Ruhum fazlası ile yorgun düşmüş: bitmişim tükenmişim de bunu sonradan fark ediyor gibiyim. İcimde sebebini bilemediğim bir yangının ortasında kalakamış bir çocuk var. Yangının emareleri ruhunu o kadar boğuyor ki bir ormanın ortasında nefessizlikten boğuluyor gibi. Bir şeylerle meşgul olmayı deniyor, her seferinde kendisini bir türlü bulamadığı benliğini ararken daha da kaybolmuş bir şekilde buluyor. İnsanlara anlam veremiyor, belki de vermek istemiyor tıpkı onların yaptığı gibi. Lakin inanıyor, bu zamanlar onda derin izler bıraksa dahi iyileşecek. Bilmiyor ki onun kaderi ölümüne kadar ıstırap dolu geçecek. O sadece kendini kandırıyor.”
14.09.24
'Benim hevesimi kırdılar bir kere albayım. Bak bi' kere küçükken benim hevesim kırılmıştı kırık çıkıkçıya götürdüler yine de bi' türlü düzelmedi biliyo musun? Hayatım boyunca hep yanlış şeylere heves ettim durdum.'
“Sevgili Bilge, Bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık…devamı“Sevgili Bilge,
Bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.”
Açıkçası okurken beynim yandı, bazı sayfaları tekrar tekrar okuyup durdum, anlam vermeye çalıştım, üzerine incelemeler okudum / dinledim buna rağmen birşeyler havada kaldı. Her yönden bilgi akışının sağlandığı bir eser, aklın sınırlarını zorluyor, anlamakta güçlük çektiğim fazlasıyla yer oldu. Belki…devamıAçıkçası okurken beynim yandı, bazı sayfaları tekrar tekrar okuyup durdum, anlam vermeye çalıştım, üzerine incelemeler okudum / dinledim buna rağmen birşeyler havada kaldı. Her yönden bilgi akışının sağlandığı bir eser, aklın sınırlarını zorluyor, anlamakta güçlük çektiğim fazlasıyla yer oldu. Belki de Oğuzum Atayım'ı okumaya daha kısa bir eserinden başlamam gerekti -bu kitabın hakkını biraz daha vermek adına.- Yanlış hatırlamıyorsam Türkiye'deki ilk post-modern romanlardan.
Kitap kurmaca bir gerçeklikle yazılmış ve Hikmetin düşünce dünyası fazlası ile karanlık. Albay ve Nurhayat Hanım, Hikmet'in düşünce dünyasında oluşturduğu birer karakter olarak gösteriliyor, - kitabın başında kesinlikle böyle bir düşüncem yoktu, lakin Hikmet'in düşünceleri kitabın sonuna doğru beni bu düşünceye itti.-
Hikmet sürekli olarak oyunlar yazmak isteyen bir karakter, 'tehlikli oyunlar' oynamak istiyor. Sürekli düşünüyor, sürekli bir şeyler yazmak istiyor, bu konuda kendimi fazlasıyla Hikmet ile bağdaştırdım -belki de bu yüzden bittiği vakit bir süre boş duvarla bakışmış olabilirim-, yaşamı bir oyun gibi düşünüyor, her şeyi bir oyuna çeviriyor; kurduğu tüm ilişkiler oyun başlığı altında yaşanıyor,
Hikmet'in içindeki farklı düşüncelere Hikmet l Hikmet ll şeklinde isimlendirilme verilmiş, burada benim anladığım kadarıyla Hikmet kendi içerisinde bir çok benlik barındırıyor, sürekli olarak kendi ile çatışma halinde. -Benim gibi-
İleride tekrar okur muyum, ayıpsınız tabi ki okurum - ilk okumam da halden hale girişimi bi ben, bi Allah ha bi de evdekiler biliyor buna rağmen ilerleyen zamanlarda anlama kapasitemi biraz daha geliştirdikçe, tarih siyaset vb. Konularda biraz daha bilgi sahibi olduktan sonra mutlaka defalarca kez okuyacağım bir eser olacaktır, beni bir çok şeyi farklı açıdan düşünmeye sevk etti.-
Kısa ve öz bir biçimde;
Aklı yordu lakin -fazlasıyla- değdi.
•Alıntılar;
'Söyle de içine hicran olmasın, hicran oldu anne.(25.syf)'
'İnsanlara kaptırma kendini, durmadan koşuşma, onlara uyma, insan bir makinedir, bir yerde bozulur, yavaş kullan aklını, şimdi biraz dinlen.(36.syf)'
'Çalısamıyordu. Kendisini çalışma masasına zincirle bağladığı halde çalışamıyordu.' - ders çalışırken biz öğrencilerin son durumu-
'Biz burada gerçek, hayal ve anılarla birlikte gayet sıkışık bir vaziyette bulunuyoruz.'(45.syf)
'Bu arada, anılarımla da oynamama izin verir misiniz albayım? Oyunlar yazmayacak mıydık albayım? Aklıma takılan anılardan kurtulmama yardım etmeyecek miydiniz?'(45.syf)
'Bazı sözler vardır, oğlum Hidayet, insan onlarsız edemez. Ölü noktaya gelmiş olan bir oyun, onlarla birden canlanır; akıcı, sürükleyici bir duruma gelir.'(64.syf)
"Dur Hikmet, dinle bak, 'dinlemem albayım, sonra beni dinlerler diye çok dinlendim. Şimdi sıra bende. Buraya konuşmak için geldim.''(86.syf)
'Ve beni deliğimden sen çıkarmıştın. Ve sonra bütün hayallerimi yıktın.'(91.syf)
'Kapıcı! Kötü hayalleri içeri bırakma. Biz burda çok sıkışık durumdayız.'(92.syf)
'Eski yaralar, albayım.'(100.syf)
''Benim içimdeki çocuk büyümedi. Yıllardır taşıyorum içimdeki çocuğu; yaşayamadıği için büyüyemedi hiç.''(114.syf)
'Hiçbir şeyin önemi yok, geriye biraz izmarit kaldıktan sonra.'(160.syf)
“Bu yaşantının sonu kötü bitecek albayım. Bizim gibilerin hayatında güzellikler, kısa süren aydınlıklardır. Bizim gibiler başkalarının yaşantılarına kısa süre için girerler. Uşak rolünde sahneye çıkarlar. Kötü bir yaşantı, fakat iyi bir oyun.”(158.syf)
'Bir sonuca varmadan dağılan binlerce konuşmanın acısı çöktü içine. Ölü doğduğu için, kimsenin içine işlemediği için hemen unutulan binlerce sözün ağırlığını duydu. Bilge beni ne yapsın? Ben kendimi ne yapacağımı bilmiyorum ki.'(160.syf)
'İnsan kendini anlatmaktan bıkıyormuş.'(58.syf)
'Fakat benim de sevmeye hakkım yok mu albayım? Yok. Peki albayım. Bende susarım o zaman. Gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. Fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar?'(259.syf)
'Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. Bir yandan da göz ucuyla ölümünün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. Küçük oyunlar istemiyorum albayım.'(259.syf)
'İnsan annesinin öldüğü geceler de üşüyormuş.'
“Beni anlamadılar, Sermet Albayım, beni anlamadılar.”(76.syf)
‘Zaten kaç kişi kaldık şurada: Bakın insanlık da öldü.’
Daha yazacak çok alıntı var da, cizdigim her şeyi yazsam kitabı komple geçirmem gerekir. Neyse hepinize iyi aksamlaaarrr